Kick back türkçesi Kick back nedir

  • Rüşvet vermek.
  • Geri tepmek (tüfek).
  • Yeniden uyuşturucuya başlamak.
  • Rahatlamak.
  • Geri tepme.
  • Geri tepmek.
  • Çalınmış eşya veya parayı sahibine geri vermek.

Kick back ile ilgili cümleler

English: Our kids are all tucked in. Now we can kick back and relax.
Turkish: Çocukların hepsi içerdeler, Şimdi istirahat edebilir ve dinlenebiliriz.

English: Ali decided to just kick back and relax.
Turkish: Ali sadece keyif çatmaya ve dinlenmeye karar verdi.

Kick back ingilizcede ne demek, Kick back nerede nasıl kullanılır?

Kick : Ayak ile vurmak. Tekmelemek. Tepinmek. Bir oyuncunun topu ayağı ya da kafası ile herhangi bir arkadaşına, kaleye ya da alan dışına göndermesi. Teklemek. Sızlanmak. Bırakmak. Yakınmak. Tekme.

Back : Alt tahta. Arkaya. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Arkasını imzalamak. Geri. Ayak arkası. Bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri. Savunucu. Futbol, gitar, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır. Gövdenin, ense ile kuyruksokumu arasındaki ve ayrıca cimnastikte bir devinim grubunun alanı olan bölümü.

Kick a goal : Topa vurup gol atmak. Gol atmak.

Kick about : Sağa sola atmak (top). Dövmek.

 

Kick against : Karşı çıkmak. Başkaldırmak.

Kick against the pricks : Otoriteye karşı gelmek. Sürekli muhalefet etmek. Karşı çıkmak. Direnmek. Nafile itiraz etmek. Boşa zırlamak. Hoş olmayan şeylere itiraz etmek. Otoriteye karşı çıkmak. Karşı gelmek. Boşuna dırlanmak.

İngilizce Kick back Türkçe anlamı, Kick back eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Kick back ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Graft : Bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda enjekte edilen ölü ya da zayıf bakteri süspansiyonu. inokulasyon. bir ağacın gövdesi ya da dalına daha verimli olması için aşılanan aynı (otograft) ya da yakın bir türe ait (heterograft) bitki parçası. Aşı. Yolsuzluk yapmak. Yozlaşma. Rüşvet almak. Nakledilen organ. Organ nakli. Yolsuzlukla elde etme. Greft.

Ease : Rahatlatmak. İçi rahat olma. Dikkatle yerleştirmek. Yatıştırmak. Yumuşamak. Ağrıdan kurtarmak. Rahat. Rahatlık. Dikkatle hareket ettirmek.

Backfires : Erken ateşlenmek (iç yakımlı motorlarda). İstenilenin aksi olmak. Olumsuz sonuç vermek. Ters gitmek. Aleyhine dönmek. İstenmeyen sonuçlar vermek. Geri tepmek (motorun ateşi). Erken ateşlemek.

Grafts : Para yemek. Nakletmek. Yolsuzluk yapmak. Aşılamak.

Bribing : Para yedirmek. Rüşvet verme. Ayartmak.

Blowback : Geri patlama. Açma basıncı. Misilleme. Yakıtın küçük bir patlamaya neden olan erken ateşlenmesi. Geri üfleme. (abd) siyasi bir faaliyete verilen amaçlanmamış olan ters tepki.

Boomerang : Aleyhe dönen durum. Aleyhe dönmek. Bumerang. Işıldak kulesi. Sahne içinde, yanlarda, basamaklı, üzerine gereken aygıtlar konulabilen, yüksek çelik kule. Geri tepen plan.

 

Reaction : Birtakım ayıraçlardan yeni kimyasal türlere geçiş olayı. İrtica. Aksitesir. Alerji. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Reaksiyon. Gericilik. Tepkime. Tepkileşim. Üşerlerin, özdecik ya da öğeciklerin etkileşimleri sonucu başka üşer, özdecik ya da öğecikler oluşması.

Grease : Makine yağı. Olağan koşullarda katı durumda bulunan yağlama yağı. Briyantin. Para yedirmek. (hayvansal) yağ. Yağ. Yağlamak. Gresyağı. Yağıltı. Yağ sürmek.

Kick back synonyms : become comfortable, rebound, bribe into, backfiring, feedback, buy off, kickback, kick, kickbacks, calmed down, backlashing, pay a bribe to, bribes, boomerangs, back fire, boomeranging, backlashes, buying off, kicking, hang loose, give a bribe, backlashed, backfired, freshening up, be at ease, calm down, fix, backfire, boomeranged, eases, be at leisure, be off the hook, feel relieved.