Ease türkçesi Ease nedir

Ease ile ilgili cümleler

English: Hey, ease up.
Turkish: Hey, gevşe.

English: He felt ill at ease in the new surroundings.
Turkish: Yeni ortamlarda huzursuz hissettim.

English: He felt ill at ease among prominent scholars.
Turkish: Seçkin bilim adamları arasında huzursuz hissetti.

English: Ali is ill at ease among strangers.
Turkish: Ali yabancılar arasında huzursuz.

English: Ali tried to ease the tension.
Turkish: Ali gerilimi hafifletmeye çalıştı.

Ease ingilizcede ne demek, Ease nerede nasıl kullanılır?

Ease absorption : Emmeyi kolaylaştırmak. Soğurmayı kolaylaştırmak. Asimilasyonu çabuklaştırmak.

Ease away : Az direnç göstermek. Kaloma etmek. (ipi) yavaş yavaş gevşetmek.

Ease down : Hız kesmek. Hızını azaltmak. Yavaşlatmak.

Ease of use : Kullanım kolaylığı. Kullanım rahatlığı.

Ease off : Yavaşlamak. Gevşetmek. Hafiflemek. Baskıyı azaltmak. Azalmak. Gevşemek. İnmek. Gerginliğini kaybetmek.

Be at ease : Konforlu hissetmek. Huzurlu olmak. Rahat etmek. Rahat hissetmek. İçin rahat olsun. Rahatlamak. Kendini iyi hissetmek. Kuş gibi hissetmek. Kendini rahat hissetmek. Rahat olmak.

 

Ease release : Serbest kalmayı kolaylaştırmak. Hapishaneden çıkmaya yardım etmek.

Ease sanctions : Yaptırımları hafifletmek. Yaptırımları yumuşatmak. Cezanın ağırlığını düşürmek.

Ease the pain : Acıyı gidermek. Acıyı azaltmak. Acıdan kurtarmak. Acının şiddetini düşürmek.

Feel at ease : Rahatlamış hisseden. Rahat hisseden. İçi rahat olmak. İçi rahat etmek. Rahat hissetmek.

İngilizce Ease Türkçe anlamı, Ease eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ease ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Facility : Tesis. Yararlı her türlü kuruluş. Tesisat. Her türlü şey. Ustalık. Fırsat. İstidat. Olanak. Yetenek.

Enables : Olanaklı kılmak. Olanak sağlamak. İzin vermek. Yetki vermek. Sağlamak. Olanak vermek. Olanak tanımak. Fırsat sunmak. Geçit vermek.

Straightforwardness : Açıklık. Doğruluk. Dürüstlük. Açık sözlülük.

Complacent : Kanaatkar. Boşveren. Kayıtsız. Keyfi yerinde. Kendi kendine yeten. Halinden memnun. Kendinden hoşnut. İlgisiz.

Facileness : Hafiflik. Çabukluk. Akıcılık. Yüzeysellik. Hoşluk. Atiklik. Sığlık. Uysallık. Beceriklilik.

Languor : Cansızlık. Halsizlik. Dermansızlık. Durgunluk. Rehavet. Bitkinlik. Ağırkanlılık. Tembellik. Sükunet.

Convenience : Uygun zaman. Elverişlilik. Hayatı kolaylaştıran şey. Çıkar. Uygun koşul. Tuvalet (ingiliz ingilizcesi). Müsait oluş. Yarar.

Assuaged : Bastırmak. Dindirilmiş.

Bears : Yönelmek. Götürmek. Sapmak. Sineye çekmek. Doğurmak. Borsa fiyatlarını düşürmek. Değmek. Üstlenmek.

 

Peaces : Sükunet. Erinç. Barış. Ağız tadı. Sessizlik. Sükun. Asayiş. Barışma. Sulh.

Ease synonyms : locomote, alleviate, carries, abates, cart, let up, relieve, audiences, audience, eases, coach, get soft, carted, mellowest, abating, bonanzas, easement, go, contentment, prosperity, ataraxy, appease, enervate, de stress, peace, chill out, beareth, comfier, presence, languors, catalyzing, easiness, limber up.

Ease zıt anlamlı kelimeler, Ease kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Difficulty : Pürüz. Meşakkat. Sorun. Külfet. Güçlük. Zorluk. Gedik. Engel. İtiraz. Sıkıntı.

Difficult : Müşkülpesent. Belalı. Müşkül. Güç. Zor. İnatçı. Alıngan. Kıyın. Huysuz. Zorlu.

Ease antonyms : effortfulness.

Ease ingilizce tanımı, definition of Ease

Ease kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To ease the body or mind. To relieve from toil or care. To give rest, repose, or tranquillity to. As, to ease of pain. Often with of. Satisfaction. Entertainment. Hence, accommodation. Pleasure. To free from anything that pains, disquiets, or oppresses.