Convenience türkçesi Convenience nedir
- Halk tuvaleti.
- Kazanç.
- Rahat.
- Çıkar.
- Uygun zaman.
- Uygunluk.
- Hayatı kolaylaştıran şey.
- Kolaylık.
- Elverişlilik.
- Yarar.
- Lavabo.
- Tuvalet (ingiliz ingilizcesi).
- Müsait oluş.
- Uygun koşul.
- Rahatlık.
Convenience ile ilgili cümleler
English: Burak went to a convenience store.
Turkish: Burak mahalle bakkalına gitti.
English: Ali stopped at a convenience store to buy some milk.
Turkish: Ali biraz süt almak için bir markette durdu.
English: Ali went to a nearby convenience store to buy something to eat.
Turkish: Ali yiyecek bir şey almak için yakındaki bir markete gitti.
English: Ali was able to buy what he needed at a convenience store.
Turkish: Ali bir markette gerekli şeyleri alabildi.
English: A burglar broke into the convenience store last month, but I heard the police caught him yesterday.
Turkish: Bir hırsız geçen ay bir markete girdi fakat polisin onu dün yakaladığını duydum.
Convenience ingilizcede ne demek, Convenience nerede nasıl kullanılır?
Convenience callback : Kolay geri arama.
Convenience food : Hazır yemek. Tüketime hazır gıda.
Convenience foods : Hazır yemek.
Convenience store : Mahalle bakkalı. Acil ihtiyaç maddeleri bulunduran. Küçük bakkal dükkanı. Mini-market. Tatillerde de açık olan ve geç saatlere kadar açık bulunan. Göreceli olarak yüksek fiyattan satış yapan bir tür perakendeci. Bakkal.
At your convenience : Sizin için ne zaman uygunsa. Müsait olduğunda. Ne zaman imkanınız varsa. Müsait olduğunuzda. Size uygun gelen bir zamanda. Uygun zamanınızda. Size uygun bir zamanda. Mümkün olduğu kadar yakın bir zamanda. Sizce ne zaman uygunsa.
Inconvenienced : Güçlük vermek. Zahmet olmak. Rahatsızlık verilmiş. Canı sıkılmış. Rahatsız etmek. Zahmet vermek. Rahatsız edilmiş. Sıkıntı veren şey. Zorlaştırmak. Yük olmak.
Marriage of convenience : Formalite evliliği. Anlaşmalı evlilik. Mantık evliliği.
At your earliest convenience : Müsait olacağınız en uygun zaman. Senin için uygun olan ilk fırsatta. Müsait olduğunda. Müsait olduğun zaman. İmkanın olduğu zaman. Sizce en uygun zamanda.
Inconveniences : Aksaklıklar. Sıkıntı vermek. Zahmet vermek. Rahatsız etmek.
Inconvenience : Güçlük vermek. Sakınca. Yük olmak. Sıkıntı. Uygunsuzluk. Zahmet vermek. Zahmet olmak. İşini zorlaştırmak. Rahatsızlık. Zahmet.
İngilizce Convenience Türkçe anlamı, Convenience eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Convenience ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Public conveniences : Umumi tuvalet. Halka açık tuvalet. Belediye tuvaleti.
Handbasin : El yıkama leğeni. El yıkama lavabosu. Tas.
Complacency : Halinden memnun olma. Hoşnutluk. Rehavet. Memnuniyet. Kendinden hoşnut olma. Gönül rahatlığı. Rahatlamanın yol açtığı gevşeklik. Tatlılık. Sevinç.
Ease : İçi rahat olma. Rahatlatmak. Kolaylaştırmak. Dikkatle hareket ettirmek. Rahatlamak. Yatıştırmak. Dikkatle yerleştirmek. Hafifletmek.
Contentment : Hoşnutluk. Gönül hoşluğu. İktifa. Gönül rahatlığı. Ferahlık. Ferah. Razı olma. Kanaat. Memnuniyet.
Suitabilities : Kullanışlılık. Yerindelik. Liyakat. Yakışık. Uygun olma.
Acquirement : Kazanma. Hüner. İlim. Marifet. İktisap. Zamanla kazanılan nitelik. Başarı. Edinç. Edinilen şey.
Eligibleness : Yeterlilik. Değer olma durumu. Seçilmeye uygun olma durumu. Değerlilik.
Opportuneness : Yerindelik.
Convenience synonyms : ashbasin, bread, accounts, accordancy, cannier, benefit, boons, above water, availment, convenient, facility, availabilities, availability, adequateness, effortlessness, patness, simplicities, avails, abidance, sufficiency, delete font, adaptations, opportune moment, expediences, wash hand stand, adequacy, expediency, avail, capitals, cosiness, benefitting, comfier, lav.
Convenience zıt anlamlı kelimeler, Convenience kelime anlamı
Discomfort : Rahatsızlık veren şey. Bozmak. Rahatsızlık. Rahatını bozmak. Sıkıntı. Rahatını kaçırmak. Sıkıntı vermek. Rahatsız etmek. Keyfini kaçırmak. Üzmek.
Convenient : Uygun. Elverişli. Ulaşması kolay. Münasip. Yakın. Kullanışlı. Pratik. Rahat. Müsait. İşe yarar.
Inconvenience : Sıkıntı veren şey. Uygunsuzluk. Güçlük vermek. İşini zorlaştırmak. Zorlaştırmak. Sakınca. Sıkıntı vermek. Yük olmak. Bir gözlem durumu ya da bir ölçme işleminin amaca ulaşmasını engelleyen etken ya da koşul. Rahatsızlık.
Convenience antonyms : unsuitableness, unavailability, inaccessibility, unsuitability, inconvenient, inopportuneness.
Convenience ingilizce tanımı, definition of Convenience
Convenience kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Propriety. The state or quality of being convenient. Fitness or suitableness, as of place, time, etc.

Bu kısımda Convenience kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Convenience ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Convenience anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Convenience ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.