Enables türkçesi Enables nedir

  • Olanaklı kılmak.
  • Kuvvet vermek.
  • Yetki vermek.
  • Olanak tanımak.
  • Sağlamak.
  • Fırsat sunmak.
  • Geçit vermek.
  • Kolaylaştırmak.
  • İzin vermek.
  • Olanak vermek.
  • Olanak sağlamak.

Enables ile ilgili cümleler

English: The property left him by his father enables him to live in comfort.
Turkish: Babası tarafından ona bırakılan servet onun rahat bir şekilde yaşamasını sağlar.

English: Her large income enables her to go to Paris every year.
Turkish: Onun büyük geliri onun her yıl Paris'e gitmesini sağlıyor.

English: The new subway enables me to get to school in 20 minutes.
Turkish: Yeni metro 20 dakika içinde okula gitmemi sağlamaktadır.

Enables ingilizcede ne demek, Enables nerede nasıl kullanılır?

Enable all : Tümünü etkinleştir. Tümü devrede.

Enable autocomplete for cell values : Hücre değerleri için otomatik tamamla'yı etkinleştir.

Enable autojoin : Otomatik birleştirmeyi etkinleştir.

Enable automatic refreshing : Otomatik yenilemeyi etkinleştir.

Enable dde refresh : Dde tazelemeyi etkinleştir.

Enable popup event : Açılma olayını etkinleştir.

Enable low battery warning : Düşük akü uyarısını etkinleştir.

Enable network backup : Ağ yedeklemesini aç. Ağ yedeklemesini devreye sok.

Enable logging event : Günlükleme olayını etkinleştir.

Enable per recipient options : Alıcı seçeneklerini devreye sok.

 

İngilizce Enables Türkçe anlamı, Enables eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Enables ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Permit : Yolcu geçmeliği. Dış ülkelerden mal getirme ya da dış ülkelere mal çıkarma için tecimle uğraşan genel ve tüzel kişilere devletçe verilen belge. herhangi bir işlem nedeniyle verilen izin belgesi. Ruhsat. Bırakmak. Müsait olmak. Elvermek. Evetçe. İzin.

Authorising : Ruhsat vermek. Onaylamak.

Expedite : Yollamak. Süratini artırmak. Hızlandırmak. Hız vermek. Tacil etmek. Süratlendirmek. Göndermek. Sürat vermek. Çabuklaştırmak.

Carry : Çekmek. Nakletmek. Üzerinde bulundurmak. Taşıyıcılık yapmak. Götürmek. Erişmek. Geçirmek. Taşımak. Elde etmek. Çakmak.

Arm : Askerlik. Zırh giydirmek. Güç. Yetke. Körfez. İnsan ve bazı hayvanlarda omuzla bilekler arasında kalan kısmı. Dal. Silahlandırmak. Silahlamak. Erk.

Ability : Yeterlik. Yetenek. Hukuk, eğitim, ekonomi alanlarında kullanılır. Özgüç. Çalışma gücü. Kabiliyet. Herhangi bir şeyi öğrenmek, bir işi yapmak ve tamamlamak ya da bir duruma başarıyla uymak konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç. kişinin kalıtımsal olarak öğrenmesini çerçeveleyen sınır. dışarıdan gelen bir etkiyi alabilme gücü. Beceri. Zeka. Sanat.

Revitalize : Güçlendirmek. Yeniden canlandırmak. Rejenere etmek. Teşvik etmek. Canlılık kazandırmak. Canlandırmak. Diriltmek. Yeniden oluşturmak.

Administers : Müdürlük etmek. Tayin etmek. Verdirmek. İcra etmek. Tedvir etmek. Uygulamak. Vermek (ilaç veya ceza vb). Hizmet etmek. Yönetmek.

 

Catalyze : Katalizleme. Katalizlemek. Harekete geçirmek. Katalize etmek. Tezgenlemek. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Çözdürmek. Katalizle değiştirmek. Tezgenleme.

Enables synonyms : admit to, revitalizing, endow, enable, revitalizes, give an opportunity, expedites, admitting of, accrediting, expedited, brook, be in the clear, facilitated, avouched, indue, facilitates, catalyse, capacitate, allow for, consent, facilitating, allow to, alter, catalyzes, expediting, authorises, catalyzing, invest, accommodate somebody with, authorise, revitalized, accommodate, capacitated.

Enables zıt anlamlı kelimeler, Enables kelime anlamı

Inability : Yapamama. Beceriksizlik. Olanaksızlık. İktidarsızlık. Yetersizlik. Bir kimsenin borçlarını ödeyemeyecek durumda olması. gücü bir işi başarmaya yetmez olanın durumu. Acizlik. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Gücü olmama. Güçsüzlük.

Able : Becerikli. Beceri gerektiren. Ehil. Gücü yeten. İstidatlı. Yetenekli. Kadir. Hünerli. Güçlü. Yapabilen.

Disable : Yetkisini almak. Yasal olarak ehliyetsiz kılmak. Pasifleştirme. Menetmek. Mahrum etmek. Edilgenleştirmek. Yeteneksiz kılmak. Etkisiz kılmak. Seçilemez kılmak.