Grieve türkçesi Grieve nedir

  • Büyük üzüntü vermek.
  • Üzmek.
  • Bağrını delmek.
  • Çok üzmek.
  • Yasa boğmak.
  • Acı vermek.
  • Istırap vermek.
  • Acı çekmek.
  • İçlenmek.
  • Kederlendirmek.
  • Gam çekmek.
  • Matem tutmak.
  • Hüzünlenmek.
  • Mutsuz etmek.
  • Üzülmek.
  • Kederlenmek.
  • Dert vermek.

Grieve ile ilgili cümleler

English: My incompetence aggrieves me.
Turkish: Benim beceriksizliğim beni üzüyor.

English: There's no right or wrong way to grieve.
Turkish: Matem tutmak için doğru yada yanlış yol yoktur.

English: John grieves.
Turkish: John üzülür.

English: They grieved for their father.
Turkish: Kendi babaları için üzüldüler.

Grieve ingilizcede ne demek, Grieve nerede nasıl kullanılır?

Grieved : Dert vermek. Müteessir. Mahzun. Üzmek. Üzülmek. Kederlendirmek. Müteessif. Kederli. Kahrolmuş. Acılı.

Griever : Keder verici. Yaslı kimse. Matem tutan kimse. Ağıt yakan kimse. Üzgün olan kimse.

Grievers : Keder verici. Üzgün olan kimse. Matem tutan kimse. Yaslı kimse. Ağıt yakan kimse.

Grieves : Acı vermek. Bağrını delmek. Büyük üzüntü vermek. Hüzünlenmek. İçlenmek. Gam çekmek. Dert vermek. Istırap vermek. Kederlendirmek. Üzmek.

Be deeply grieved : Yüreği kan ağlamak.

Grievance : Sıkıntı sebebi. Kindarlık. Sıkıntı. Şikayet. Yakınma. Şikayete yol açan durum. Dert. Şikayete sebep olan durum. Sorun. Kincilik.

 

Aggrieved : Dertli. Kırılmış. Üzgün. İncinmiş. Mazlum. Kederli. Üzüntülü. Haksızlığa uğramış. Mağdur. İncitilmiş.

Aggrieve : Kırmak. Gücendirmek. Üzmek. Mağdur etmek. Mağdur duruma düşürmek. İncitmek. Rencide etmek. Kederlendirmek.

Aggrievedly : Mağdur bir halde. İncitilmiş bir halde.

Grievance symptoms : Yakınma belirtileri. Bir işçinin yaptığı işten dolayı duyduğu kötümserliği gösteren belirtiler. Şikayet belirtileri.

İngilizce Grieve Türkçe anlamı, Grieve eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Grieve ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be troubled about : Yana dertli olmak.

Be sorry : Yerinmek. Özür dilemek. Pişman oldu. Üzgün hissetti. Üzgün olmak. Eseflenmek. Üzgündü. Pişman olmak. Esef etmek.

Sympathize with : Desteklemek (görüşü veya fikri). Anlayıp paylaşmak (görüşü veya fikri). Halini anlamak. Duygularını anlayıp paylaşmak. Duyguları paylaşmak.

Feel for : Birine acımak. -'için üzgün olmak. Duygudaş olmak. Acısını paylaşmak. -'a merhamet ve acıma hissetmek. İçin üzülmek. Acımak. Birinin çektiklerini anlamak.

Distresses : Sıkıntı vermek. Sıkmak. Sıkıntı. Sıkıntıya sokmak. Kahretmek. Haczetmek. El koymak. Endişelendirmek.

Feel blue : Keyfi kaçmış olmak. Mutsuz olmak. Hüzünlü hissetmek. Morali bozuk olmak. Üzgün olmak. Üzgün hissetmek. Canı sıkılmak. Keyifsiz olmak.

Bottom out : İyice düşmek. Dibe vurmak. En aşağı düzeye indirmek. Azalmak. En düşük seviyeye ulaşmak.

Affects : Dokunmak. Sevmek. Numarası yapmak. Sarsmak. Etki etmek. Hoşlanmak. Taslamak. Tutmak. Yaşamak ( de).

 

Agonize : Kıvrandırmak. Acı çektirmek. Aşırı heyecan ve acı çekmek. Mücadele etmek. Uğraşmak. Can çekişmek. Eziyet etmek. İşkence etmek. Istırap çekmek.

Pain : Kalbini kırmak. Baş belası. Ağrı. Sızı. Sancı. Istırap. İncitmek. Kırmak.

Grieve synonyms : be pinched, agitates, afflict, aggrieves, bemoaning, feel pain, cause sorrow, chagrin, glooming, languish in, laments, afflicting, lamenting, glooms, bothering, bothers, mourns, bother, suffer, saddens, be troubled, beareth, desolate, feel sad, be sorry for, deject, paining, affect, feel sorrow, sorrowed, gloomings, agitating, act up.

Grieve ingilizce tanımı, definition of Grieve

Grieve kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be in pain of mind on account of an evil. To feel grief. A manorial bailiff. To try. To mourn. To cause to suffer. A reeve. To wound the sensibilities of. To afflict. To occasion grief to. To hurt. To sorrow. A manager of a farm, or overseer of any work. To make sorrowful. Often followed by at, for, or over.