Ground swell türkçesi Ground swell nedir

  • Dip dalgası.
  • Kabarma.
  • Salıntı.
  • Uzun ve yüksek soluğan.
  • Parti tabanında veya halk tabakasında oluşan fikri hareket veya akım.
  • Sismik hareketlerin deniz dibinde yarattığı titreşim veya devinim.
  • Soluğan.

Ground swell ingilizcede ne demek, Ground swell nerede nasıl kullanılır?

Ground : Kent içinde, dışında ya da kent sınırları yakınında tarım etkinliklerine ayrılmış ya da bölünerek ve altyapısı hazırlandıktan sonra kentsel yerbölümler durumuna getirilmeye elverişli geniş yerlere verilen ad. Toprak. Yere sermek. Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. Zemin. (gemi) karaya oturmak. Kayaçların ufalanıp ayrışmasından oluşan ve içine organik kalıntılar karışmış olan yeryüzünün en üst katmanı. Yer. Karaya oturtmak. Dayandırmak.

Swell : Rüzgarla şişmek. Eşik. Doldurmak (rüzgar yelkeni). Büyümek. Dolmak. Dalgaların, fırtına bölgesi dışına, rüzgarsız yerlere ulaşan ve düzenli kabartılar ve çukurlar durumunda kıyıya yaklaşıp çatlayan bölümlerine verilen ad. Bombaj. Kutu konserve ürünlerde fiziki hatalara, kimyasal reaksiyonlara ve mikroorganizmalara bağlı olarak iç basıncın artmasıyla oluşan şişme olayı. Gurur duymak. Kabarmak.

Ground air communications : Yer hava haberleşmesi. Yer-hava iletişimi.

Ground air guided missile : Yerden havaya güdümlü füze.

 

Ground almond hulls : Öğütülmüş badem kabukları. Badem meyvesinin dışını örten sert kabukların kurutulup öğütülmesiyle elde edilen bir yan ürün.

Ground angle shot : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alttan görüş. Alıcının, yatay ekseni üzerinde, merceği yukarıya dönük olarak yerleştirilmesi, böylece aşağıdan yukarıya doğru eğik bir görüşün ortaya çıkması durumu.

İngilizce Ground swell Türkçe anlamı, Ground swell eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Ground swell ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Affluxes : Akıntı. Akış. Akın. Kan hücumu. Kan toplanması.

Groundswells : Ani artış. Fırtına öncesi veya sonrası oluşan büyük deniz dalgaları. Duygu patlaması veya yoğunlaşması. Artma (seçenek veya fikirler). Yayılma.

Eruptions : Patlak verme. Diş çıkması. Patlama. Fışkırma. Püskürme.

Ebullitions : Köpürerek taşma. Taşkınlık. Kaynama. Köpürme. Galeyan. Taşma. Coşku. Coşkunluk. Feveran.

Groundswell : Anadeniz diplerinde yeğin depremlerle oluşan, dipten deniz yüzüne doğru yayılan dalga. bk. deprem dalgası. Artma (seçenek veya fikirler). Duygu patlaması veya yoğunlaşması. Fırtına öncesi veya sonrası oluşan büyük deniz dalgaları. Yayılma. Ani artış.

Ebullition : Coşkunluk. Galeyan. Köpürerek taşma. Taşma. Köpürme. Feveran. Coşku. Kaynama. Taşkınlık.

Flood tide : Su düzeyinin kabarması. Met. Daha çok anadeniz kıyılarında, ayın o kıyının öğlen çemberi üzerinden geçtiği sırada, deniz düzeyinde başlayan ve kıyıya doğru bir akıntı oluşturan yükselme.

 

Bubbling : Fokurdayan. Balonlanma. Balonlu. Köpüren. Gaz verme. Kabarcıklar yapan. Kabarcıklanma.

Eruption : Coğrafya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Erüpsiyon. Yanardağ püskürmesi. Tezahür, kızartı, kabarık. patlama, patlak verme. diş çürümesi. Döküntü. Püskürme (yanardağ). Diş çıkması. Erupsiyon. Kızamık vb dökme.

Backwater : Durgun su. Su birikintisi. Durgunluk. Tersine kürek çekmek. Siya etmek. Durgun yer. İlgisizlik. Gelişmenin olmadığı yer. Bir barajın gerisinde biriken su.

Ground swell synonyms : buckling, swell, afflux, oscillation, backwaters, effervescence, creeping, flood, swing, bulking, effervescing, looseness.