Growing türkçesi Growing nedir
- Büyümekte olan.
- Artan.
- Büyüyen.
- Gelişme.
- Giderek artan.
- Yetiştirme.
- Tarım.
- Büyüme.
- Gelişen.
- Gelişim.
Growing ile ilgili cümleler
English: Ali is growing a beard.
Turkish: Ali sakal uzatıyor.
English: A growing child who doesn't seem to have much energy perhaps needs medical attention.
Turkish: Büyümekte olan enerjisi olmayan bir çocuğun belki de ilaçlara ihtiyacı vardır.
English: A growing child requires more food.
Turkish: Büyüyen bir çocuk daha fazla gıda gerektirir.
English: Ali and Mary are growing further and further apart.
Turkish: Ali ve Mary gittikçe birbirlerinden uzaklaşıyorlar.
English: Air pollution prevents some plants from growing well.
Turkish: Hava kirliliği bazı bitkilerin büyümesini önler.
Growing ingilizcede ne demek, Growing nerede nasıl kullanılır?
Growing debt : Artan borç.
Growing fork : Replikasyon çatalı. Kopyalamanın yapılabilmesi için dna nın iki ipliğinin birbirinden ayrıldığı ve her bir ipliğin kalıp görevi yaparak tamamlayıcı nükleotitlerin karşılarına yerleşmesi ile iki yeni ipliğin sentezlenmeye başladığı yer. büyüme çatalı.
Growing up : Büyüdü. Yaşlandı. Olgunlaştı.
Have growing pains : Büyüme sancıları çekmek.
Plant growing factor : Bitki gelişme düzenleyicisi. Tarımda bitki gelişmesini düzenleyerek verimin artmasını, biçim yönünden daha düzenli ürün elde edilmesini sağlayan madde.
Ingrowing : İçeriye doğru büyüyen. İçe doğru büyüyen. Batan.
Semantic region growing : Anlambilimsel bölge büyütme.
Region growing : Bölge büyütme.
Cotton growing : Pamuk yetiştirme.
Ever growing : Sürekli büyüyen. Düzenli olarak boyutları genişleyen.
İngilizce Growing Türkçe anlamı, Growing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Growing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Escalating : Çoğalan. Kötüleştirici. Ağırlaştırıcı. Artma.
Sprouting : Filizlenen. Filizlenme.
Culture : Hars. Medeniyet. Bir halkın ya da bir toplumun özdeksel ve tinsel alanlarda oluşturduğu ürünlerin tümü : yiyecek, giyecek, barınak, korunak gibi temel gereksemelerin elde edilmesi için kullanılan her türlü araç gereç; uygulanan teknikler; düşünceler, beceriler, inançlar, geleneksel, dinsel, toplumsal, politik düzen ve kurumlar; düşünce, duyuş, tutum, davranış ve yaşama biçimlerinin topu. Biyoloji, eğitim, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bireyin üyesi olduğu toplumdan öğrendiği bilgi, gelenek, görenek, davranış, yasa, sanat, uygulayım, zanaat gibi özdeksel ve tinsel ürünlerden oluşan bütün. bk. kültür kalıtı, kültür alanı, altkültür, çevresel kültür, uygarlık, krş. halk kültürü, halkbilim. Terbiye. Laboratuvar ortamında mikroorganizmaların uygun besi yerlerinde çoğaltılması işlemi. uygun ortamda çoğaltılmış hücreler. mikrobiyolojide tek bir bakteriden çoğaltılmış bakteri popülasyonu. Bir toplumun tüm yaşam tasarımı ya da geçmişten aktardığı ve yeniden biçimleyerek geleceğe taşıdığı kalıt. Hücrelerin, dokuların ya da mikroorganizmaların, laboratuvarlarda besi yerinde yetiştirilmesi.
Rooting : Kökleşmek. Yerleşmek. Kök sökme. Çakmak. Eşelemek. Kökleştirmek. Burnu ile eşelemek. Araştırmak. Kök salmak. Deşmek.
Edification : Terbiye etme. Ahlakını yükseltme. Bilgi verme. Aydınlatma. Öğretme. Ahlakını düzeltme.
Accelerating : Hızlandırma. Hızlanan. Çoğalan. Hızlandırıcı.
Hypogeous : Yer altında yetişen.
Morphogenesis : Bir canlının gelişmesi ya da ontogenisi sırasında büyüme ve hücre farklılaşması ile özel şeklini alması olayı. Morfojeni. Morfojenez. Morfogenez. Hücrelerin embriyolojik olarak farklılaşması.
Fructification : Üreme organları. Früktifikasyon. Meyve ya da spor meydana getirme. Dölleme. Üreme organları (botanik terimi). Meyve verme.
Dilation : Genişleme. Uzak benzeşim. Açılma. Dilatasyon. Genişleme veya genişletilme. Genleşme. Yayılma. Dilasyon.
Growing synonyms : psychomotor development, psychosexual development, myelinisation, kainogenesis, cainogenesis, virilisation, infructescence, cytogeny, organic process, biological process, blossoming, masculinisation, evolutive, expanding, evolver, american standard, accrescent, breedings, ageing, caenogenesis, developing, advancing, broadening, rearing, selective breeding, teething, education, raisings, gametogenesis, auxesis, habit, odontiasis, blowing up.
Growing zıt anlamlı kelimeler, Growing kelime anlamı
Cenogenesis : Senojenez. Türünün karakteristiğini göstermeyen embriyonik gelişim (biyoloji terimi). Senojenetik.
Palingenesis : Yeniden doğma. Palinjenezi. Paleojenez. Palinjeni.
Nondevelopment : Gelişmeme. Kalkınmama.
Growing antonyms : confined.

Bu kısımda Growing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Growing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Growing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Growing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.