Gulaş nedir, Gulaş ne demek

  • Etli, salçalı bir Macar yemeği

Yerel Türkçe anlamı:

Güreş

Gulaş hakkında bilgiler

Gulaş (Macarca: Gulyás), Macaristan'ın geleneksel yemeklerinden biridir. Genellikle dana eti, soğan, kırmızı biber ve biberden yapılır. Gulaşın kökeni, 9. yy'da Macar çobanların yediği bir haşlama yemeğidir. Yemeğin adı, Macarcada "sığır güden kişi, çoban" anlamına gelir.

9. yy'da Macar çobanlar, sürüleri otlatmaya götürmeden önce yola çıkarken, yanlarına taşıyabilecekleri yiyecekler alırdı. Kuşbaşı etleri soğan ve diğer tat vericilerle birlikte ağır ateşte yağı eminceye dek pişirir, daha sonra yemeği kurutur ve koyun işkembesinden yapılmış olan tulumlarda saklardı. Kurutulmuş haldeki yiyeceğin yenilecek kadarına su katarak, yemek ya da çorba şeklinde hazırlardı.

Günümüzde gulaşın vazgeçilmez baharatı kabul edilen kırmızı biber, yemeğe 18. yy'da eklenmeye başlandı. Klasik "tencere gulaşı", soğanla kuşbaşı doğranmış sığır ya da koyun etinin domuz yağında kızartılmasıyla yapılır. Bu yemeğe tamamlayıcı olarak, sarımsak, kimyon, domates, yeşil biber ve patates de konulur.

Macaristan'a özgü bir başka yemek olan székely gulyás da domates, soğan, kimyon ve ekşi krema katılarak yapılmış olan bir tür domuz ve salamura lahana haşlamasıdır. (Sauerkraut)

 

Gulaş anlamı, tanımı:

Macar : Macaristan halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

Etli : İçinde et bulunan. Dolgun, kalın. Yenecek kısmı çok olan (meyve). Eti çok olan.

Salçalı : Salça konmuş, içinde salça olan.

Geleneksel : Geleneğe dayanan, gelenekle ilgili olan, ananevi, tradisyonel.

Yemek : Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Yasal yoldan cezalandırılmak. Ağızda çiğneyerek yutmak. Sürekli üzmek, tedirgin etmek. Yemek yeme, karın doyurma işi. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Isırmak. Başkasının parasını harcamak. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Kandırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

Dana : İneğin, sütten kesildikten sonra bir yaşına kadar olan yavrusu.

Soğan : Çiğdem, lale, zambak, sarımsak vb. bitkilerin toprak altındaki yumru kökü. Zambakgillerden, yemeklere tat vermek için yumrusu ve yeşil yaprakları kullanılan güzel kokulu bitki (Allium cepa).

Bir : Sadece. Aynı, benzer. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Tek. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Bir kez. Beraber. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Eş, aynı, bir boyda. Bu sayı kadar olan. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Ancak, yalnız. Sayıların ilki.

 

Gulaşmak : Güreşmek

Diğer dillerde Gulaş anlamı nedir?

İngilizce'de Gulaş ne demek? : n. goulash

Almanca'da Gulaş : n. Gulasch

Rusça'da Gulaş : n. гуляш (M)