Gıcırdatmak nedir, Gıcırdatmak ne demek

  • Gıcırtı çıkarmasına yol açmak

"Gıcırdatmak" ile ilgili cümle

  • "Merdivenleri gıcırdatmadan indi, kadının kapısı önünde durdu." - Y. Atılgan

Gıcırdatmak anlamı, tanımı:

Gıcır : Yeni. Sakıza kıvamını arttırmak için katılan, kauçuk cinsinden bir madde.

Gıcırtı : Sert nesnelerin birbirine sürtünmesi sonucu çıkan sesin adı, gıcır gıcır. İleri geri söylenme, tepki gösterme, protesto.

Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.

Açmak : Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Bir konu ile ilgili konuşmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Beğenmek. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Görünür duruma getirmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Geçit sağlamak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Savaşla almak, fethetmek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Engeli kaldırmak. Ayırmak, tahsis etmek. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Ferahlık vermek. Yarmak. Alanını genişletmek. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Alışverişi başlatmak. Yakışmak, güzel göstermek.

 

Yol : Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Gaye, uğur, maksat. Yolculuk. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Kumaşta bulunan çizgi. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Gidiş çabukluğu, hız. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Kez, defa. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik.

Diğer dillerde Gıcırdatmak anlamı nedir?

İngilizce'de Gıcırdatmak ne demek? : v. gnash, chatter, screech, grate, grind, grit, jar, scrape

Fransızca'da Gıcırdatmak : grincer

Almanca'da Gıcırdatmak : v. knirschen

Rusça'da Gıcırdatmak : v. скрежетать, пиликать