Haematocyte türkçesi Haematocyte nedir

Haematocyte ingilizcede ne demek, Haematocyte nerede nasıl kullanılır?

Haematochrome : Bazı kırmızı alglerde bulunan karotenoit pigment. Hematokrom. Bazı kırmızı alglerde bulunan karetenoit pigment.

Haematocrit : Kan hücresi oranı. Kan ayırıcı. Kangöze oranı. Hematokrit.

Haematoid : Hematoid. Hemoid. Kan gibi.

Haematological : Hematolojik.

Haematologist : Hematolog. Kanın incelenmesine yönelik bilimsel çalışma yürüten kimse. Hematoloji uzmanı.

Haematosepsis : Septisemi. Hematosepsis.

Haematoxylum campechianum : Siyah boya üretiminde kullanılan kahverengi veya kahverengi-kırmızı özodun üreten orta amerika ve batı hint adalarında bulunan yerli küçük ağaç. Hematoksilen. Bakkam ağacı.

Haematophagus : Kanla beslenen. Hematofaj.

Haematoma : Hematom. Hematoma. Vücutta lokalize kan pıhtılaşması. Kan toplağı. Kan çıbanı. Kan pıhtılaşması nedeniyle şişlik oluşması (ayrıca hematoma).

Haematoxylin : Bakkam ağacından elde edilen ve çeşitli boya ve koyulaştırıcıların imalatında kullanılan şeffaf bir madde (kimya). Bakkam ağacı (haematoxylon campechianum) gövdesinden elde edilen ve doku kesitlerinin boyanmasında yaygın bir şekilde kullanılan doğal bir boya. Hematotoksilin. Hematoksilin. Hematoksilen. Bakkam ağacı gövdesinden elde edilen ve histolojik doku kesitlerinde çekirdek boyası olarak kullanılan doğal boya maddesi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Haematocyte Türkçe anlamı, Haematocyte eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Haematocyte ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Corpuscles : Kan yuvarı. Zerre. Kürecik. Parçacık.

Blood cell : Alyuvar, akyuvar veya kan pulcukları gibi kanın biçimli elemanlarından biri, hematosit, hemosit, kan yuvarı. Kan gözesi.

Blood corpuscle : Kan sıvısı içinde dolaşan şekilli elemanlar; omurgalılarda alyuvarlar ve akyuvarlar ile omurgasızlarda hemosit denilen hücreler. kan yuvarı. Kan yuvarı. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kan cisimciği. Alyuvar, akyuvar veya kan pulcukları gibi kanın biçimli elemanlarından biri, hematosit, hemosit, kan yuvarı.

Corpuscle : Kan yuvarı. Yuvar. Öğecik ve öğecik çekirdeği boyutlarında (10-(...)cm.—10-(...) cm.), bağımsız nitelikli, evrenin temel taşlarını oluşturan öğecikaltı tanecik. Zerre. Damla. Parçacık. Cisimcik. Kan küreciği. Kürecik. Tanecik.

Lump : Ahmak. Yığın. Çekmek. Bir araya toplamak. Yumru. Öbek. Şişlik. Bir grupta toplamak. Toptan almak. Biçimsiz parçalar halinde bir araya getirmek.

Hemocyte : Kan gözesi. Hemosit. Kan yuvarı. Herhangi bir kan hücresi. Han hücresi.

Hematocele : Kanama. Vücudun bir boşluğuna kan kaçması. İç kanama. Hematosel. İç kanama (tıp veya medikal terimi).

Puffiness : Şişkinlik. Kabartı. Aşırı süs. Kabartılık. Şişlik. Kabarıklık. Süslülük.

Swelling : Kabarık. Kabartı. Şişirme. Şişlik. Çıban. Kabarma. Şişkinlik. Genişleme. Yükselme.

Hematocyte : Herhangi bir kan hücresi. Kan yuvarı. Kan gözesi. Hemosit.

Haematocyte synonyms : hematocoele, haematocoele, corpuscule.