Hala nedir, Hala ne demek
Hala; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
Yerel Türkçe anlamı:
Teyze.
Hele, şimdilik
Hala hakkında bilgiler
Hala, babanın kız kardeşlerine verilen addır. Anadolu'nun birçok yerinde 'bibi' olarak da isimlendirilir.
Hala ile ilgili Cümleler
- Arabulucular iki taslak metin üzerinde anlaşmaya vardı, ama hala anlaşma sağlanamayan birçok konu var.
- Burak bir hala tarafından yetiştirildi.
- O bir halat çekti.
- Hâlâ açım.
- Yolsuzluk hala yaygındır.
- Sırtım hala ağrıyor.
- Hâlâ adını bilmiyorum.
- Yerli Amerikalılar festivallerde karşılaştıklarında hala kendi dillerini kullanıyorlar mı?
- Hâlâ aç mısın?
- Ailem hala çalışıyor bu nedenle onlar Teksas'a hemen gidemezler.
- Hâlâ aç olduğuna inanamıyorum.
- Hâlâ adını hatırlayamıyorum.
- Hâlâ acıyor mu?
- Hâlâ adresimi yazmayı unutuyorum.
Hala anlamı, tanımı:
Baba : Çok kaliteli, üstün nitelikli. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Çatı merteği. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Çocuğu olan erkek, peder. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Ata. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Bu gibi kimselere verilen unvan. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Tarikatların bazısında tekke büyüğü.
Kardeş : Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü. Aynı anne babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı. Yaşça küçük olan çocuk. Aralarında değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri.
Hala kızı : Halanın kızı.
Hala oğlu : Halanın oğlu veya çocuğu, halazade.
Halazade : Halanın oğlu.
Halaç : İran'ın güneydoğusundaki bir Türk topluluğu veya bu topluluktan olan kimse.
Halaçça : Halaç Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan.
Halas : Bir yerden, bir şeyden kurtulma, kurtuluş.
Halas olmak : Kurtulmak.
Halat : Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip.
Halat çekme : Bir halatı birer ucundan tutan iki tarafın birbirini çekmesiyle yapılmış olan yarışma.
Halat fitili : Özellikle çelik halatların merkezini oluşturan bitkisel halat.
Halat ızgarası : Güvertede halat yığınının hızlı kurumasını, altında su birikmemesini sağlayan tahta ızgara.
Halat tamburu : Halatın sarıldığı silindir biçimindeki araç.
Halavet : Sevimlilik, şirinlik, tatlılık.
Halay : Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu.
Halay çekmek : Halay oyunu oynamak.
Halayık : Kadın köle, cariye.
Halayıklı : Halayığı olan.
Halayıklık : Halayık olma durumu.
Halayıktan kadın olmaz gül ağacından odun : "her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.
Halaza : Ekinler biçilirken tarlaya dökülen tanelerden ertesi yıl kendiliğinden yetişen ekin.
Acem halayı : Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da oynanan bir halk oyunu.
Açmaz halatı : Gemilerin limana bağlanması ve sahilden esecek rüzgârla rıhtımdan uzaklaşmaması için baş, kıç çizgisine dikey olarak bağlanan kısa halat.
Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır : "ahmak kimse kendisini koruyup gözeten kişiye hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısız davranışlarıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır" anlamında kullanılan bir söz.
Baş halatı : Teknenin, başından ileriye doğru verilerek geri gitmesini engelleyen halat.
Çekme halatı : Bozulmuş, kaza yapmış araçları çekmeye yarayan ip, plastik, zincir veya halattan yapılmış alet.
Çelik halat : Çelikten yapılan, asma köprü ayaklarını birbirine bağlayan, trol ağını denizde çekmeye yarayan halat.
Tel halat : Telden yapılmış olan kalın halat.
Varagele halatı : İki nokta arasına gerilen ve ulaşımı sağlayan ip.
Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.
İsim : Kişi, insan. Ad. Ad.
Kız : Üzerinde kadın resmi bulunan iskambil kâğıdı. Dişi çocuk. Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü.
Bibi : Hala.
Hala hala : Köpek kışkırtma ünlemi: Fino hala hala.
Hala o masal : hep aynı söz, aynı düşünce, davranış veya sorun anlamında kullanılan bir söz.
Halaça : [halçaz] Kunduracılıkta, kalıpla deri arasına konan sıkıştırma meşini. (Azot -Kütahya) [halçaz] : (-Uşak)
Halaççık : Bayırda yapılan üstü toprakla örtülü çingene evi.
Halaçi : Dolu, dolu tanesi
Halaçka : Uzunlamasına kesilmiş yufkanın içine peynir, ceviz konularak yapılan bir çeşit börek.
Halaçlar : Bolu şehrinde, Gerede ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Uşak kenti, Banaz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Halaçlı : Çankırı şehri, Kızılırmak ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Giresun ilinde, Tirebolu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. İstanbul ilinde, Çatalca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Kırşehir şehrinde, Çiçekdağı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Haladız : Seyrek.
Haladıza : Ekin biçilirken tarlalara dökülen tahıldan ertesi yıl kendiliğinden yetişen seyrek ekin.
Diğer dillerde Hala anlamı nedir?
İngilizce'de Hala ne demek? : [Hala] v. haul in, tow; kedge, move a boat by pulling on a rope connected to an anchor (Nautical)
v. suntan, tan, brown
interj. halloo
Fransızca'da Hala : tante [la]
Almanca'da Hala : n. Tante
adv. noch
Rusça'da Hala : n. тетя (F), тетка (F)
adj. ограбленный
adv. поныне, теперь


Bu kısımda Hala nedir? Hala ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Hala tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Hala hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.