Halay nedir, Halay ne demek

  • Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde genellikle davul ve zurna eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu

"Halay" ile ilgili cümle

  • "Davullar dövüldü, zurnalar halay havaları üfürdü, düğün dernek kutlandı." - N. Araz

Yerel Türkçe anlamı:

Alay: Salih amcayı halay ettiler.

Başörtüsü.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Orta ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine özgü birlikte oynanan halk danslarına verilen genel adlardan biri.

Tiyatro'daki terim anlamı:

(T.K.O.) Anadolu'da köy danslarına verilen genel adlardan.

Halay hakkında bilgiler

Halay, Türkiye'nin Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Orta Karadeniz ve Çukurova bölgesinde oynanan halk oyunlarının genel ismidir.

Halay anlamı, tanımı:

Anadolu : Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan.

 

Halk : Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Yaratma.

Oyun : Kumar. Hile, düzen, desise, entrika. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Şaşkınlık uyandırıcı hüner.

Halay çekmek : Halay oyunu oynamak.

Acem halayı : Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da oynanan bir halk oyunu.

Halayık : Kadın köle, cariye.

Halayıklı : Halayığı olan.

Halayıklık : Halayık olma durumu.

Halayıktan kadın olmaz gül ağacından odun : "her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Ahmak gelin yengeyi halayığı sanır : "ahmak kimse kendisini koruyup gözeten kişiye hizmetine verilmiş biri gözüyle bakar ve saygısız davranışlarıyla onun gönlünü kırarak hizmetinden yoksun kalır" anlamında kullanılan bir söz.

 

Davul : Bateri. Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı.

Zurna : Ağaçtan yapılan, iki karış boyunda, ağız bölümü yayvan, keskin bir ses çıkaran ve çoğu zaman davulla veya dümbelekle birlikte çalınan nefesli çalgı.

Toplu : Bir arada, bütün, kombine. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Vücutça dolgun. Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış.

Türki : Türkçe. Türkle ilgili.

Güneydoğu : Güneyle doğu arasındaki yön.

Orta : Öğretimde, öğrencinin değerlendirilmesinde geçer not ile iyi arasındaki derece. Ne büyük ne küçük, midi. Orantı. Bir olayın, içinde gerçekleştiği yer. Sorunların çözümünde aşırılıklardan kaçınan, ölçülü bir yöntem izleyen. Başlangıcı ile bitimi arasında eşit uzaklıkta olan süre. Ne uzun ne kısa, midi. Bir şeyin kenarlarından merkeze doğru yaklaşık olarak aynı uzaklıkta olan yer. Bir şeyin eşit olarak ayrılabileceği bölüm. Futbolda oyunculardan birinin, topu, kale ağzında duran arkadaşlarına havadan yollamak için yaptığı vuruş. Çankırı iline bağlı ilçelerden biri. Yeniçeri Ocağında tabur. Defterde, bir araya getirilmiş belli sayıda yaprakların oluşturduğu bölümlerden her biri. Her iki yanında kendi türünden aynı nitelikte nesneler, durumlar bulunan. İyi ile kötü arasındaki durum. İki karşıt nitelik veya durum arasında bulunan, tutarlı, ılımlı, vasat.

Karadeniz : Çok düşünceli ve durgun görünen kimseler için kullanılan "Karadeniz'de gemilerin mi battı?" deyiminde geçen bir söz.

Halay çekmek : halay oyunu oynamak. İlgili cümle: "“Erkekler dışarıda halay çekip tabanca atarken kadınlar Zekiye'yi getirip ortaya oturttular.”" L. Tekin.

Halaya : Ekin biçilirken tarlalara dökülen tahıldan ertesi yıl kendiliğinden yetişen seyrek ekin.

Halayerli : Evlendikten sonra, erkeğin halasının yanına yerleşen (aile).

Halayıca : İğlere takılan madeni halka.

Halayıh : Düğün ve davetlere gönderilen hediye.

Halayık götlü : Dip tarafı kalın ve budaklı olan tomruk.

Halayıktan kadın olmaz, gül ağacından odun : “her şey, kendisinden beklenen görevi yapabilecek niteliklere sahip olmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

Halaylama : Vahşi hayvanları kaçırmak için bağırma: Bir ayı gördüm çok korktum, halaylıyamadım.

Halaylım : Damı kiremitsiz yüksek ev.

Halaylim : Çalım: Bugün yolcu kafilesi halaylimli geçti.