Zurna nedir, Zurna ne demek

Zurna; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

"Zurna" ile ilgili cümleler

  • "Davullar dövüldü, zurnalar halay havaları üfürdü, düğün dernek kutlandı." - N. Araz

Yerel Türkçe anlamı:

Zurna // davul zurna : davul ve zurnadan oluşan çalgı takımı, bk. davuzurna

Zurna hakkında bilgiler

Zurna, Türkiye'nin birçok yerinde kullanılan, tahta, metal ve kamış kullanarak yapılan, yüksek sesli, bu yüzden büyük davul ile birlikte çalınan, yine bu yüzden açık havada kullanıma uygun, nefesli saz çeşididir.

Doğu Karadeniz folklorunda nadiren (Trabzon'da Akçaabat, Giresun ve Ordu'nun iç bölgelerinde) ancak mutlaka bas davul eşliğinde kullanılan, ahşap, yedi delikli nefesli bir sazdır .

Mehter takımları ve bunun modern şekli bando mızıka takımlarının eskiden hükümdarların hükümdarlık işareti olarak fermanlarını zurna eşliğinde okutmalarından geliştiği tahmin edilmektedir.

Codex Cumanicus'ta suruna olarak kayıtlı olan enstruman adının Farsça surna kelimesinden ödünç alındığı yaygın kanaattir: Farsça'da sur "festival" + nay "kamışlı"

Zurna ile ilgili Cümleler

 
  • Gelelim şimdi zurnanın zırt dediği yere.
  • Ali zil zurna sarhoş.
  • Zurnanın zırt dediği yerdeyim.
  • Ali ve arkadaşları alemlere akıp zil zurna sarhoş oldu.
  • Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.
  • O zil zurna sarhoştu.
  • Ali onu son gördüğümde zil zurna sarhoştu.

Zurna anlamı, kısaca tanımı:

Davul : Büyük ve enlice bir kasnağın iki yanına deri geçirilerek yapılan, tokmak ve değnekle çalınan çalgı. Bateri.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bir arada olma durumu, vahdet. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması.

Nefesli : Soluk alıp vermeden uzunca bir zaman durabilen. Nefesi güçlü olan. Üflemeli.

Zurna gibi : Dar (pantolon).

Zurnanın zırt dediği yer : Sürdürülmekte olan bir işin en can alıcı noktası.

Cura zurna : Bir tür küçük zurna.

Çatlak zurna : Çirkin sesli, geveze, boşboğaz kimse.

Zilzurna : Aşırı sarhoş bir biçimde. Kendini bilmeyecek ölçüde olan.

Zurnada peşrev olmaz ne çıkarsa bahtına : "rastgele yapılmış olan plansız işlerde yöntem, kural aranmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Zurnazen : Zurnacı.

Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az : "anlayışlı kimseleri en küçük bir söz bile etkiler oysa anlayışsız kimselere ne söylense yararsızdır" anlamında kullanılan bir söz.

Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya kaçar ya zurnacıya : "evlenme çağındaki kızı, büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir" anlamında kullanılan bir söz.

 

Ağaç : Tahta, kereste. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım.

Bölüm : Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Çağ, devir. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım.

Yayvan : Eni boyundan ve derinliğinden çok olan, basık ve geniş.

Keskin : Çok kesici, iyi kesen. Kırıcı, incitici. Dikkatli. Kırıkkale iline bağlı ilçelerden biri. Etkili, sert. Tiz (ses). Hassas. Kıvrak. Zampara.

Zaman : Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Dönem, devir. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Çağ, mevsim. Belirlenmiş olan an. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram.

Türki : Türkçe. Türkle ilgili.

Zurna balığı : Uskumru turnası.

Zurna davulu : Davul.

Zurnacı : Zurna çalan kimse, zurnazen. İlgili cümle: "“Kızları kendi başına bırakırsan ya davulcuya ya da zurnacıya giderler.”" S. Kocagöz. (Ortaoyunu) : Ortaoyunu'nda, curcunada bütün oyuncuların kendilerine özgü ezgilerini çalan çalgıcı. (Ort. O.) Orta Oyunu'nun curcuna bölümünde, Pişekâr ile Kavuklu'nun alana ilk çıkışlarında özel besteyi çalan çalgıcı.

Zurnacıbaşı : Padişah mehterhanesinde zurna çalanların başı.

Zurnacılık : Zurnacının yaptığı iş.

Zurnacının karşısında limon yemek gibi : birinin zihni çelinip işini göremeyecek duruma getirildiği anlatılırken söylenen bir söz.

Zurnaçi : < Far. sûr-nâ: zurnacı

Zurnada peşrev olmaz, ne çıkarsa bahtına : “rastgele yapılan plansız işlerde yöntem, kural aranmaz” anlamında kullanılan bir söz.

Zurnapa : Zürafa.

Diğer dillerde Zurna anlamı nedir?

İngilizce'de Zurna ne demek? : [Zurna] n. clarion

Fransızca'da Zurna : clarinette [la]

Almanca'da Zurna : n. Oboe