Has a sense of türkçesi Has a sense of nedir

  • Anlayışına sahip.
  • Bilgiye sahip.
  • Anlayışa sahip.

Has a sense of ile ilgili cümleler

English: She has a sense of fashion.
Turkish: Onun bir moda duygusu var.

English: He has a sense of humor.
Turkish: Onun bir mizah anlayışı vardır.

English: She has a sense of humor.
Turkish: O, esprili biridir.

Has a sense of ingilizcede ne demek, Has a sense of nerede nasıl kullanılır?

Has : Kabul etmek. Bulunmak. Almak. Elde etmek. Dolandırmak. Göz yummak. Bkz.have. Aldatmak. Etmek. Olmak.

A : Atom ağırlığı. En yüksek not. Belirli bir tür veya nitelikteki. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. Herhangi bir. Amperin simgesi. (herhangi) bir. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Bir. Pek iyi.

Sense : Eğilim. Anlamak. Bir simge, kavram ya da bir ölçümün belli bir dizgeye göre taşıdığı içlem ya da içerim. Algı. Anlam. İçine doğmak. Anlayış. Duyum. Akıl. Duygu.

Of : Li. -in. -nın. Karşı. -dan. -li. Yüzünden. İle ilgili. -den övünerek bahsetmek. Den.

A sense of responsibility : Sorumluluk duygusu.

Has a bee in his bonnet : Kafasında sürekli bir düşünce var. Kafasına takmak.

Has a big mouth : Sessiz kalamaz. Her şeyi ağızından kaçırır. Patavatsız. Sır saklayamaz. Düşünmeden konuşur.

Has a belly full : Aşırı miktarda var. Bıkkın. Kızgın. Yeterince sıktı. Gına geldi.

Has a bone to pick with : Biriyle tartışma durumu var. Görülecek bir hesabı var. Sorunun kaynağı ile görüşmesi gereken büyük bir soruna sahip. Biriyle anlaşmazlık durumu var.