Hata nedir, Hata ne demek

Hata; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Hata" ile ilgili cümleler

  • "Aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum." - İ. O. Anar
  • "Ağzını topla, dedim ama hatamı anladım." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Büyükanne.

Şalvar.

Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:

[Bakınız: başarısızlık]

[Bakınız: aksaklık]

Kimya'daki anlamı:

Deneysel bir ölçüm ile onun kabul edilen değeri arasındaki fark.

Hukuki terim anlamı:

yanılma, yanılgı.

İngilizce'de Hata ne demek? Hata ingilizcesi nedir?:

error

Fransızca'da Hata ne demek?:

erreur

Hata anlamı, tanımı:

Hata etmek : Yanlışlık yapmak, yanılgıya düşmek.

Hataya düşmek : Yanılmak.

Hatasıyla sevabıyla : Yanlışlarıyla doğrularıyla, her şeyiyle.

Ayak hatası : Hentbolda top sürerken veya taç atışında yanlış adım atmak.

Hatalı : Hatası olan, yanlışlığı bulunan.

Hatalı yürüme : Basketbolda bir oyuncunun top elindeyken yerde zıplatmadan bir adımdan fazla yürümesi, step.

Hatasız : Hatası olmayan, yanlışlığı bulunmayan.

Hatasız kul olmaz : "insan yanılmamak için ne kadar dikkat ederse etsin yine yanılır" anlamında kullanılan bir söz.

Hatasızlık : Hatasız olma durumu.

Hatay : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

 

Teşbihte hata olmaz : "yeri geldiği zaman çirkin, kaba bir benzetme ile anlatıma daha etkili bir hava verilmesi, saygısızca bir davranış değildir, kimse bundan alınmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Yanlı : Yandaş.

İsteme : İstemek işi.

Bilme : Bilgi edinmenin gaye ve sonucu. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilmek işi.

Kusur : Eksiklik, noksan, nakısa. Özür. Elverişsiz durum. Bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama.

Yanılma : Yanılmak işi.

Yanılgı : Yanlış davranış. Bir sanatla, bir bilimle ilgili kuralların gereği gibi uygulanmayışından doğan sonuç. Yanılma durumu. Yanlışı doğru veya doğruyu yanlış sanma, hata.

Günah : Acımaya yol açacak kötü davranış, yazık. Sorumluluk, vebal. Kabahat, hafif suç. Dinî bakımdan suç sayılan iş veya davranış, vebal.

Yanlış : Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymama durumu, yanılgı, hata. Bir kurala, bir ilkeye, bir gerçeğe uymayan, aykırı olan, hatalı. Biçimsel düşünme yasalarına uymayan, düşünülen şeyle uyuşmayan. Hatalı bir biçimde.

Suç : Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış. Yasalara aykırı davranış, cürüm.

Hata ayıklama :

Hata düzeltme : DNA replikasyonu sırasında yeni teşekkül eden ipliğe tamamlayıcı olmayan bir nükleotit girmişse ve prova okuma sırasında fark edilememişse sentez olayından sonra bu yanlış nükleotidin yeni iplikten çıkanlması olayı.

Hata düzeltme modeli :

Hata etmek : yanlışlık yapmak, yanılgıya düşmek. İlgili cümle: "“Batıla alkış tutanların karşısına geçip hata eylediğimi yeni yeni öğrenmiş bulunuyorum.”" S. Ayverdi.

 

Hata fonksiyonu :

Hata integrali : [Bakınız: hata fonksiyonu] [Bakınız: has olmayan gerçel integraller]

Hata kareler toplamı :

Hata payı : Doğrusal regresyon çözümlemesinde Y ile X arasındaki gerçek ilişki modelinde, (a+bX) ile hesaplanan tahminî ana kitle değeriyle gerçek ana kitle Y değeri arasındaki fark.

Hata terimi : İstatistikte gözlem değeri ile tahmin edilen değer arasındaki fark.

Hataba : Evlenme işlerinde arabuluculuk yapan.

Hata ile ilgili Cümleler

  • Sen bütünüyle hatalı değilsin.
  • Ali hatalı olduğunu biliyor ama bunu kabul etmiyor.
  • Hata düzeltildi.
  • Hata görürsen bir not göndermekten çekinme.
  • Ali Mary'yi hatalı olduğu konusunda ikna edemedi.
  • Tom'a ödünç para vermenin bir hata olacağını düşünüyorum.
  • Ben daha önce bu tür bir hata yapmadım.
  • Hata benimdi.
  • Hata bulma, bir çözüm bul.
  • Tom'un Fransızca konuşabileceğini düşünüyorum. Ancak, hatalı olabilirim.
  • Hata baştan sağda mı yoksa sonradan mı meydana geldi? - Ne zaman?
  • Bu sadece aptalca bir hataydı.
  • Hata asla bizi bırakmaz.
  • Hata hakkında çok üzgünüm.

Diğer dillerde Hata anlamı nedir?

İngilizce'de Hata ne demek? : [Hata] v. hasten, speed up, accelerate, quicken, precipitate, force the pace

n. line, route, track, lettering

n. error, wrongfulness, mistake, wrong, fault, slip, balk, baulk, blemish, delinquency, demerit, failing, false step, falsity, faux pas, flaw, floater, fluff, gaffe, goof, imperfection, inaccuracy, lapse, slip up, stumble, trip

Fransızca'da Hata : faute [la], incorrection [la], tort [le], travers [le]

Almanca'da Hata : n. Fehler, Irrtum, Mangel, Missgriff, Murks, Patzer, Schnitzer, Schuld, Unrecht, Unregelmäßigkeit, Unrichtigkeit, Unstimmigkeit, Versehen

Rusça'da Hata : n. ошибка (F), погрешность (F), оплошность (F), заблуждение (N), просчет (M), искажение (N), опечатка (F)