Haval nedir, Haval ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Yemenileri kalıba çekmek, düzeltmek için kullanılan bir çeşit ağaç araç.
Haval ile ilgili Cümleler
- Posta ile beş milyon liralık bir havale gönderdim.
- Mahkemeye havale edeceğim, orada bülbül gibi söylersin.
- Bu oldukça havalı görünüyor.
- Havalimanına otobüs servisi var mı?
- Bu havalı, değil mi?
- Havalanı kapalıdır.
- Havalar daha sıcak oluncaya kadar seyahatimi erteleyeceğim.
- Çocuk soğuk havalarda eldiven giyer.
- Havalanmak zorundayız.
- Dünya neden daha havalı olan bir şekilde, küp mesela, değil de yuvarlak?
- Garip bir ses duyduğumda uçak havalanmak üzereydi.
- Buna pek sevinmişti, oğlum memur oldu diye havalara uçuyordu.
- "Niye bu kadar havalısın sen?" "Böyle doğmuşum."
- Sıcak havalarda sık sık sandalet giyerim.
- Havalar daha sıcak oluncaya kadar İskoçya seyahatimi erteleyeceğim.
- O oldukça havalı görünüyor.
Haval ile ilgili Atasözü veya Deyim
(bir işi birinin) sütüne havale etmek : işi, beklenen biçimde yapmasını o kişinin vicdanına bırakmak.
havalara uçmak : çok sevinmek.
havale etmek : bir şeyin alınmasını, yapılmasını bir kimseye bırakmak, ısmarlamak, devretmek yollamak, göndermek.
havale gelmek : postane veya banka yoluyla para gelmek gebe ve çocuklara çoğu zaman bayılma, yüksek ateşle beraber çırpınma krizleri gelmek.
havale göndermek (veya yollamak) : postane, banka ve benzerleri aracılığıyla birine para ödenmesini sağlamak.
temize havale etmek : uzayıp giden bir işi bitirivermek yiyeceği yiyip bitirmek kısa yoldan çözümlemek, çabucak bitirmek.
Haval tanımı, anlamı
Hava : Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk
Birleşik havalık : Sırt sırta duran iki sifonu birden havalandıran boru.
Bölüm havalığı : Havalandırılamıyan bir odanın kirli havasını dışarı atan boru.
Dolaşık havalık : İki ya da daha çok sifonu birden havalandıran boru.
Gaz havalı lamba : Ampulünün içinde, tele kimyasal etki yapmayan bir gaz bulunan akkor lamba.
ğemi havalanmak : Gemi sefere çıkmak, hareket etmek.
Haval haval bakmak : Salak salak bakmak.
Havala : Sıkıntı: Aman beni havala bastı. Düğünde son gün yapılan toplantı. Duvak. Havale.
Havala günü : Gelin geldikten sonraki ilk gün, duvak günü.
Havalacı : Bağ, bahçe ve tarlalara gelen suyu yöneten adam.
Havalak : Yukarı doğru, havaya doğru.
Havalamak : Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak. [Bakınız: havakmak]. Sıtma hastalığından zayıflamak. Sıcağa dayanamamak.
Havalanabilme : Havalanabilmek işi.
Havalanabilmek : Havalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Havalandırabilme : Havalandırabilmek işi.
Havalandırabilmek : Havalandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Havalandırıcı : Kapalı bir yerin sürekli ve doğal olarak havalandırılmasını sağlayan alet veya düzen.
Havalandırılma : Havalandırılmak işi.
Havalandırma deliği : Motor gövdesi ile yağlık arasındaki boşluğu havalandırmaya yarayan delik.
Havalandırma dilimleri : Işıldaklarda ışığı göstermeden havalandırmayı sağlayan korunaklı delikler.
Havalandırma havuzu : Pissuya bol havanın karıştırıldığı havuz.
Havalandırma parenkiması : Geniş ve bol hücreler arası boşluklar içeren, gazları depo edip havalandırmayı sağlayan parenkima dokusu; bazı su bitkilerinin korteksinde bulunan hava depolayan doku. Erenkima.
Havalandırma penceresi : Havalandırmayı sağlamak için, pencerenin üst bölümünde bırakılan boşluğa takılan ve genellikle yatay yönde dönerek açılan küçük pencere.
Havalandırmacı : Havalandırma işini yapan görevli kimse.
Havalandırmalı : Havalandırması olan. Havalandırma cihazı bulunan.
Havalandırmalı yunakta nitrürleme : Çalkalanmayı sağlamak amacıyla, yunağa belirli ölçüde basınçlı hava püskürterek yapılan nitrürleme işlemi.
Havale kulesi : Alınması zor bir kaleyi sıkıştırmak için konum bakımından elverişli bir yere yapılan küçük kule.
Havalı askılama : Tekerlek yaylanmasının, içinde basınçlı hava bulunan lastikten esnek bir keseyle oluşturulması.
Havalı durduraç : Büyük araçlarda kullanılan, durduraç anabasacı, ayak gücü yerine basınçlı hava gücü ile çalıştırılan durduraç.
Havalı durduraç dizgesi : Ayak gücüne koşut olarak basınçlı hava ile çalışan durduraç dizgesi.
Havalı durduraç düzenleyicisi : Havalı durduraç dizgelerinde ön ve arka tekerleklerde durduraç etkinliğini ayarlayan aygıt.
Havalı düzenleyici : Basınçlı hava ile işleyen düzenleyici.
Havalı kesim : Yeryüzünün altındaki geçirimli kayaçların, su basıncı altında su ile doygun olmayan kesimi.
Havalı pres : Hava ile şişirilen lastik torbaları, iş üzerindeki girinti ve çıkıntılara uyarak sıkma yapan özel kaplama yapıştırma aracı.
Havalı silecek : Basınçlı havayla devinen cam sileceği.
Havalı tiyatro : Işık, dekor uyumu ve yöntem ile ilk görünüşte seyirciyi etkileyen tiyatro bk. empresyonist tiyatro).
Havalı yönelteç : Basınçlı hava ile çalışan bir düzeneğin, öntekerleklerin yönlendirilmesine yardımcı olduğu yönelteç dizgesi.
Havalık : Balıklardaki solungaç.
Havalık kolonu : Pissu kolonunun en üstteki bağlantı yerinden çatı üzerine kadar çıkan bölümü.
Havalıkum : Dökümcülükte kullanılan iri taneli kum. (Bursa).
Havali : Yöre (I).
Islak havalık : İçinden kirli su akan havalık.
Sıcak havalı ısıtma : Bir merkezde ısıtılan havanın binaya yayılmasıyle yapılan ısıtma.
Tekli havalık : Tek sifonu havalandıran boru.
Yardımcı havalık : Pissu döşemindeki eksi ve artı basınçları önleyen bir havalık.
Havalandırılmak : Havalandırma işi yapılmak.
Havalandırma : Kapalı bir yerin havasını değiştirmek amacıyla dışarıdan temiz hava girişini veya çeşitli araçlarla hava akımını sağlama işlemi. Herhangi bir şeyi açık havada bir süre bırakma.
Havalandırmak : Kapalı bir yerin pencere ve kapılarını açarak havalanmasını sağlamak. Havaya kaldırmak.
Havalanma : Havalanmak işi.
Havalanmak : Temiz hava alması sağlanmak, havası değiştirilmek. Beğenilmeyen davranışlarda bulunmak. Yerinde oturamaz duruma gelmek. Bir şey hava akımıyla yer değiştirmek. Kibirli, gururlu, çalımlı davranışlarda bulunmak. Yerden ayrılıp göğe yükselmek.
Havale : Bir işi bir başkasının sorumluluğuna bırakma, ısmarlama, devretme. Genellikle çocuklarda görülen, ateşli veya ateşsiz olan çırpınma nöbetleri. Bir arsayı çevirmek, kapamak için çekilen perde veya duvar. Banka, postane vb. aracılığıyla gönderilen para. Postane, banka vb. aracılığıyla para gönderildiğinde gönderenle alacak olanın adları ve para miktarı yazılı kâğıt, havale kâğıdı, havalename. Yüksek ve büyük bir görünüşü olma.
Havaleli : Havalesi olan. Gereğinden çok yüksek, yıkılacak gibi olan.
Havalename : Havale.
Havalı : Herhangi bir nitelikte havası olan. İyi, temiz hava alan, havadar. Kibirli, çalımlı, gururlu. Sıkıştırılmış hava ile çalışan (alet vb.). Bir işi gereğince benimsemeyen, önemsemeyen. Göz alıcı, çekici, albenisi olan.
Havalı direksiyon : Hidrolik düzen ile kolayca hareket sağlayabilen motorlu taşıt direksiyonu.
Havalı fren : Hava basıncı ile yönetilen pistonlu fren.
Havalı tulumba : Özellikle tanker kurtarmada kullanılan ve basınçlı hava ile çalışan araç.
Havalimanı : Uluslararası veya şehirler arası hava yolu ulaşımı için gerekli teknik ve ticari kuruluşların bütünü. Bu altyapının yerleştirilmesini, işletilmesini ve geliştirilmesini sağlayan kuruluş.
Mutfak havalandırması : Mutfaklara yerleştirilen havalandırma sistemi.
Diğer dillerde Havaiık anlamı nedir?
İngilizce'de Havaiık ne demek ? : vent

Bu kısımda Haval nedir? Haval ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Haval tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Haval hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.