Havalamak nedir, Havalamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.

[Bakınız: havakmak].

Sıtma hastalığından zayıflamak.

Sıcağa dayanamamak.

Havalamak kısaca anlamı, tanımı

Haval : Yemenileri kalıba çekmek, düzeltmek için kullanılan bir çeşit ağaç araç

Havala : Sıkıntı: Aman beni havala bastı. Düğünde son gün yapılan toplantı. Duvak. Havale.

Hava : Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Keyif, âlem. Müzik parçalarında tür. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Esinti. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Çekicilik. Tarz, üslup. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk.

Sıtma hastalığı : İnsanlarda Plasmodium falciparum, P. vivax, P. ovale, P. malariae adlı Plasmodium türlerinin neden olduğu bir protozoon hastalığı, sıtma nöbeti, malarya. Etkenler Anopheles cinsindeki dişi sivrisineklerle taşınmaktadır. Hastalıkta aşırı bitkinlik, ateş nöbetleri, terleme, titreme ve anemi gibi klinik belirtiler görülmektedir. Hayvanlarda hastalığa diğer Plasmodium türleri neden olmaktadır.

 

Cerahatlenmek : Yara irin toplamak.

Cerahatlenme : Cerahatlenmek işi.

Zayıflamak : Zayıf duruma gelmek.

Zayıflama : Zayıflamak işi.

Havakmak : Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak. Azmak, şiddetlenmek.

Cerahat : İrin. Yara.

Hastalı : Hastalıklı.

Şişmek : İçi hava veya gazlarla dolarak gerilmek. Yorularak koşuyu veya müsabakayı sürdüremez olmak. Vücudun bir yeri içine yabancı bir maddenin girmesiyle veya başka bir etkiyle gerilmek, kabarmak. Gururlanmak, büyüklenmek. Utanmak, mahcup olmak. Çok yemek yiyerek rahatsız olacak kadar doymak. Bir şey emerek hacmi büyümek, genişlemek.

Dayana : Yenge.

Havak : Ne vakit ?.

Sıtma : Anofel türü sivrisineğin sokmasıyla insandan insana bulaşan, titreme, ateş ve ter nöbetleriyle kendini gösteren bir hastalık, ısıtma, malarya.

Azmak : Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Şişme : Şişmek işi.

Zayıf : Eti, yağı az olan, sıska, cılız, arık (insan veya hayvan). Görevini yapacak yeterli gücü olmayan. Bilgi yönünden yeterli olmayan, yeteneksiz. Kişilik ve ruhsal yönden gereği kadar güçlü olmayan. Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan. Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan. Önemli, güvenilir olmayan. Çok az. Başarısızlığı gösteren not.

 

Yara : Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik. Dert, üzüntü, acı. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık. Vücutta işlemekte olan çıban.

Diğer dillerde Havaiık anlamı nedir?

İngilizce'de Havaiık ne demek ? : vent