Havu nedir, Havu ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Undan yapılan bir çeşit yiyecek.
Ham deri.
Şiddetli istek.
İşte o.
Havu ile ilgili Cümleler
- Yüzme havuzunda bir sürü mutlu çocuk vardı.
- Havuç gözlerin için iyidir. Sen hiç gözlük takan tavşan gördün mü?
- Havuçlar gözlerin için iyidir. Sen hiç gözlük takan tavşan gördün mü?
- Hiç kimse havuza atlayacak ilk kişi olmak istemiyor.
- Havuç üç dolar.
- Havuçları kaynatmayı bitirin.
- Bir yüzme havuzumuz yok.
- Ali yüzme havuzuna düştü.
- Ali havuç doğrarken yanlışlıkla bıçakla parmağını kesti.
- Ali yerel bir yüzme havuzunda bir cankurtaran.
- Havuçları kesmeme izin ver.
- Havuç sevmez bu yüzden onu yemedi.
- Bu havuçları kendim yetiştirdim.
Havu ile ilgili Atasözü veya Deyim
deveyi havuduyla yutmak : eline geçen ve hakkı olmayan şeyleri kendi menfaati için kullanmak, hiç çekinmeden büyük suistimal yapmak.
Havu kısaca anlamı, tanımı
Ahur havuzu : Kışı ahırda geçiren hayvanların, içinde su içtikleri, taştan oyulmuş havuz.
Atlama havuzu : Atlama yapan yarışçının atlayıştan sonra düştüğü kum ya da benzeri bir özdekle (örneğin plastik köpüğü) dolu havuz. En küçük boyutları: Sırıkla atlamada 5 m. x 5 m.; yüksek atlamada 5 m. x 4 m. ; uzun ve üç adım atlamada 9 m. x 2.75 m.
Balık havuzu : Su giriş ve çıkışı kontrol altında olan, suyu istenilen düzeyde ayarlanabilen, gerektiğinde kurutulabilen, balık üretimi amacıyla kullanılan, amacına göre değişik tipleri olan, doğal veya yapay yapılar.
Gen havuzu : Bir populasyonda bulunan genlerin hepsi. Belirli bir lokusta var olan toplumdaki tüm genler.
Havalandırma havuzu : Pissuya bol havanın karıştırıldığı havuz.
Havuç örnek : Sondaj havucundan alınmış bir parça.
Havuç sineği : Havuç, maydanoz ve şalgam köküne yumurtlayarak bu bitkilerin kurtlanmasına yol açan sinek türü.
Havuçlamak : Tohumları birbirine karıştırmak.
Havuçluk : Sebze tarlası.
Havudu : Yeni semer vurulan üç yaşındaki deve yavrusu.
Havuhmak : Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.
Havuk : Hayvan yemliği. Kolay.
Havuklamak : Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.
Havukmak : Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak. Hayvanlar birbirleriyle anlaşmak.
Havuksınmak : Oyunda yenilen, korkutulmak istenen kimseye ya da hayvana baskı yapmak.
Havul : Avlu. Ağıl. Daire şeklinde çevrilmiş tarla.
Havul havul : Çabuk çabuk.
Havul havul konuşmak : Ağır hasta olan kimse sayıklamak.
Havullu : Bolu ilinde, Gerede belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Havun : Kavun.
Havur : Zaman: Bir havur o zengindi.
Havurda : Orada.
Havurdan : Oradan.
Havurlanmak : Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.
Havurman : Kurumuş nar tanesi.
Havuş : Avlu, bahçe. [Bakınız: havış]. Ağıl.
Havuşlamak : Yoğurmak (köfte ve benzerleri şeyler için).
Havut delen : Danaburnu da denilen bir böcek.
Havut dükkanı : Kireçlenmiş derileri kireçten arıtma yeri.
Havutbaşı : Balıkesir şehri, Balya ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Havutça : Balıkesir şehrinde, Sarıköy bucağına bağlı bir yer.
Havutçulu : İzmir ili, Selçuk ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
Havutlu : Adana ilinde, Doğankent bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Adıyaman kenti, Tut ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Isparta ili, Eğirdir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Havuttan yimek : Deve yiyecek bulamayınca semerin içindeki otu yemek. Hazırdan yemek.
Havuz balığı : [Bakınız: altınbalık]. Kemikli balıklar (Teleostei) takımının, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, 25 cm kadar uzunlukta, yeşil renkli, asıl yurdu Çin olan, akvaryumlarda da yetiştirilen bir tür. Altın balık. Kemikli balıklardan, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, boyu 50 cm, ağırlığı 4 kg olabilen, etleri lezzetli, havuzlarda, küçük göletlerde ve akvaryumlarda süs balıkları olarak yetiştirilen bir tür, altın balık. (Eş anlamlısı: altın balık, Carassius auratus) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının sazangiller (Cyprinidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 25 cm. Yurdu Çindir. Rengi zeytin yeşilidir. Bundan yapma olarak küçük,kırmızı-turuncu ırklar elde edilmiştir. Süs balığıdır.
Havuz balık yetiştiriciliği : Ekonomik öneme sahip balıkların pazar büyüklüğüne kadar havuzlarda bakım ve beslemelerinin yapılması işlemi.
Havuz etmek : Fare buğdayı yiyerek toz haline getirmek: Sıçan buğday bırakmamış hepsini havuz etmiş.
Havuzbaşı : İzmir ili, Çırpı nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Mardin şehri, Ömerli ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Havuzculuk : Havuzcunun yaptığı iş.
Havuzdere : Yalova ilinde, Altınova ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Havuzköy : Gaziantep şehrinde, Yavuzeli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Havuzlamak : Gemiyi onarmak için havuza çekmek.
Havuzlanma : Havuzlanmak işi.
Havuzluçam : Kilis şehrinde, Elbeyli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Kırmızı havuz balığı : [Bakınız: altınbalık]. Kemikli balıklardan, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, boyu 45 cm, ağırlığı 3 kg olabilen, Avrupa ve ülkemizin yavaş akan sularında, göllerinde ve özellikle parklardaki havuzlarında aşılanma suretiyle yaygın olarak bulunan bir tür.
Kuluçka havuzu : Balık yumurtalarının kuluçkaya alındığı havuz.
Ortak havuz kaynakları : Tüketimde yarış ve dışarıda tutulamama özelliklerine sahip doğal parklar doğal veya insan yapımı avlanma alanları, sulama sistemleri gibi orta malları.
Pıhtılaştırma havuzu : Pissu arıtma düzenlerinde çöktürme işleminden önce, katı maddelerin pıhtılaştırıldığı havuz.
Su ürünleri üretme havuzları : Su ürünleri yetiştiriciliği yapmak amacıyla, toprak, beton ve ağ havuzlarla plastik veya benzeri malzemeden yapılan tank ve benzerleri üniteler.
Yumurtlama havuzu : Doğal yumurtlamayı sağlamak için akuakültürde bu amaçla oluşturulan özel yapay havuz.
Çöktürme havuzu : Pis suyun arıtılması amacıyla birbirini izleyen çeşitli havuzlarda kimyasal işlemlerle çöktürüldüğü havuz.
Havuç : Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi, yeregeçen (Daucus carota).
Havuç suyu : Havuç meyvesinin sıkılması ile elde edilen meyve suyu.
Havut : Deve semeri.
Havuz : Su biriktirme, yüzme, çevreyi güzelleştirme vb. amaçlarla altı ve yanları mermer, beton benzeri şeylerden yapılarak içine su doldurulan, genel olarak üstü açık yer. Bir amaç güdülerek farklı kaynaklardan gelen paranın ilgililere daha sonra paylaştırılmak üzere toplandığı belirli bir yer. Büyük gemilerin onarılmak için çekildikleri yer. Kum, asit vb. konulan çukur yer.
Havuzcu : Otelde havuzla ilgili işlere bakan görevli. Havuz yapan kimse.
Havuzcuk : İdrar borularının böbrekle birleştikleri yerde huni biçimindeki genişlik.
Havuzlama : Havuzlamak işi.
Havuzlanmak : Gemi, onarılmak için havuza çekilmek.
Havuzlu : Havuzu olan.
Havuzsuz : Havuzu olmayan.
Kapalı yüzme havuzu : Kapalı bir mekân içine alınmış, suyu ısıtılan, yüzme sporunun yapıldığı havuz.
Kum havucu : Kumluk yerlerde yetiştirilen küçük bir tür havuç.
Kum havuzu : Atletlerin tek ve üç adım atlamada incinmemeleri için düştükleri yere yapılmış, içi kumla doldurulmuş alan.
Sağlık havuzu : İçindeki suyun birtakım düzeneklerle titreştirildiği özel havuz, jakuzi.
Yaban havucu : Maydanozgillerden, kökleri yenebilen, hayvan yemi olarak da kullanılan, yıllık veya çok yıllık otsu bir bitki, karakavza (Pastinaca sativa).
Yüzer havuz : Denizde gemi onarımında kullanılan havuz.
Yüzme havuzu : Spor, sağlık ve eğlence amacıyla yapılmış, belirli derinlikleri bulunan, suyla dolu olan yer.
Diğer dillerde Havsa delgisi anlamı nedir?
Osmanlıca Havsa delgisi : havşa matkabı


Bu kısımda Havu nedir? Havu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Havu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Havu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.