Heap together türkçesi Heap together nedir

Heap together ingilizcede ne demek, Heap together nerede nasıl kullanılır?

Heap : Tepeleme doldurmak. Ağzına kadar doldurmak. Yüklemek. Bir sürü. Kümelemek. Yağdırmak (hediye veya hakaret). Yığmak. Küme. Ağzına kabar doldurmak. Öbek.

Together : Toplu. Birarada. Biraraya. Beraberce. Özdenetimli. Üst üste. Hep birden. Birlikte. Kesintisiz. Durmadan.

Heap clouds : Tepeli bulutlar. Sütun şeklinde düşük kabarık bulutlar. Küme bulutlar.

Heap leaching : Yığma çözündürme. Yığımlı sıvıda özütleme. Yığma liçi.

Heap of junk : Külüstür. Hurda yığını.

Heap of money : Çok para. Büyük miktarda para. Para yığını.

İngilizce Heap together Türkçe anlamı, Heap together eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Heap together ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Heap : Ağzına kabar doldurmak. Küme. Yüklemek. Yığın. Tepeleme doldurmak. Yağdırmak (hediye veya hakaret). Bir sürü. Ağzına kadar doldurmak. Çok miktar.

Builds : İnşaatçılık yapmak. Güvenmek. Örmek. İnşa etmek. Toplanmak. Kurmak. Toplamak. Yapmak. Bel bağlamak.

Conglomerate : Yığmak. Büyük işletme. Yığılmak. Toplanmak. Çimentolanmış yuvarlak çakıllardan bileşik tortul kayaç. Çakıl kayaç (geol.). Köşeli ya da yuvarlak çakılların doğal bir çimento ile birbirine kenetlenmesinden oluşan tortul kayaç. Çakıl kayaç. Coğrafya, madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.

 

Bank : Sahil. Uçağın bir yana yatması. Para ve para gibi geçerli olan tecimsel belgitler üzerinde işlem yapan tecim kuruluşu. yatırım kabul eden, kendi güvenirliğini karşıtının güvenirliği yerine koyarak onlara satın alma gücü sağlayan, para kullanılmadan da işlerin yürütülmesini kolaylaştıran anamal, para saygınlık ve ürem üzerine her türlü işlemi düzenleyen ve yürüten, gerçek ve tüzel kişilerin ve devletin bu alandaki gereksemelerini yerine getirici uğraşlarda bulunan ve bunları yapmağa yasalarla yetkilendirilen akçalı ve tecimsel kuruluş. Küme. Yığmak. Akarsu yüzü ile yatak yanlarının dokunum çizgisi. Önlemek. Yığın. Kara sahanlıklarında görülen, alanları ve biçimleriyle ayrımlı, derinlikleri genellikle 5-20 m. arasında değişen, balık bakımından zengin sığlıklara verilen ad.

Aggregate : Bir araya toplamak. Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır. Etmek (toplamı). Yığışım. Kitlesel. Kümeleşmek. Birleştirmek. Toplu. Toplamak. Bir araya getirmek.

Mass : Bir cismi ivdirmek için uygulanan kuvvetle, bu kuvvetin oluşturduğu ivme arasındaki değişmez oran; cismin özdek olarak tutarı. Toptan. Kalabalık oluşturmak. Toplanmak. Özdeğin kuvvet olarak aldığı etkiyle, bu etkiye ivme olarak verdiği tepki arasındaki orantıyı belirleyen ve einstein kuramına göre yoğunlaşmış erke sayılabilen nitelik. Kütle. Örgütlenmemiş, yaygın topluluk. Birikmek. Seri. Çokluk.

 

Heap up : Yığmak. Yağdırmak. Toplamak.

Stack : Daireler çizerek uçmak. Ek bellek. İstif. Yüklemek. İstif etmek. Çatmak. Yığmak. Çatı.

Conglomerating : Yığılmak. Büyük şirket. Büyük işletme. Holdingleşmek. Yığın. Yığmak. Toplanmak. Konglomera.

Pile : Kazık. Direk. Yığın. Tüy. Çatmak. Birikmek. Ölçekleme yordamında değişik sınarların, ölçek konumlarını belirlemek üzere yargıcılarca içine sokulduğu küme. Kuru pil. İstiflemek. Büyük miktarda para.

Heap together synonyms : stacked, massed, massing, masses, clumps, build, cluster, conglomerated, clump.