Hem in türkçesi Hem in nedir

Hem in ile ilgili cümleler

English: Ali folded his clothes and put them in his suitcase.
Turkish: Ali giysilerini katladı ve onları valizine koydu.

English: Ali bought a bag of apples and he ate a third of them in one day.
Turkish: Ali bir çanta elma satın aldı ve bir günde bunların üçte birini yedi

English: Ali picked up his toys and put them in a box.
Turkish: Ali oyuncaklarını topladı ve onları bir kutuya koydu.

English: Ali grabbed his keys and put them into his pocket.
Turkish: Ali anahtarlarını aldı ve onları cebine koydu.

English: Ali gathered his papers and put them in his briefcase.
Turkish: Ali evraklarını topladı ve onları çantasına koydu.

Hem in ingilizcede ne demek, Hem in nerede nasıl kullanılır?

Hem : Kenar. Hımlamak. Kenarını kıvırıp dikmek. Kıvırıp kenarını bastırmak. Etek baskısı yapmak. Bastırmak. Kenarını bastırmak. Elbise eteği. Dikilmiş kenar. Bastırılmış kenar.

In : İçinde. İktidardaki. Dahili. Çok moda olan. İçeri doğru yönelen. De. İçeri. Tutulan. Gelmiş olan. İçeriye.

Hem and haw around : Evelemek gevelemek. Kem küm etmek.

Abound in : Bol olmak. - ile dolu olmak. (bir şey yönünden) zengin olmak. Çok olmak (bir yerde). Yönünden zengin olmak. Bol bol bulunmak. Bol olmak (bir yerde). Çok bulunmak. Bol bulunmak. Çok olmak.

 

Abounding in : - ile dolu olmak. İle dolu (çok). Bol olmak.

Absorbed in : Tüm dikkatini belirli bir şeye yoğunlaştırmak. (bir işe) gömülmek. Meşgul olmak. Dalmak (bir işe). Kendini vermek. (bir işe) dalmak.

Abundant in : Dolu (bol miktarda).

İngilizce Hem in Türkçe anlamı, Hem in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hem in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enswathes : Sargı bezi ile sarmak. Paketlemek. Sarıp sarmalamak. Çevrelemek. Kapatmak. Sargılamak. Bandajlamak.

Besiege : Bunaltmak. Yağmuruna tutmak. Çevirmek. Rahat vermemek. Kuşatma altına almak. Sıkmak. Sıkıştırmak.

Brood over : Gütmek.

Constrict : Baskı yapmak. Büzmek. Sıkmak. Boğaz. Kısmak. Daraltmak. Sıkıştırmak. Büzme. Sıkıştırmak (elbise vb).

Cluster round : Çevresinde toplanmak. Etrafını sarmak.

Circumventing : Kurtulmak. Üstün gelmek. Tuzağa düşürmek. Yan çizmek. Dolambaçlı bir yoldan gitme. Yanından geçme. Yana kaçmak. Savmak. Alt etmek.

Circumscribing : Kısıtlama. Çemberleme. Sınırlama. Etrafını çizme. Daire içine alma. Daire içine almak. Çemberlemek. Etrafını çizmek.

Blockading : Ablukaya almak. Abluka altında tutmak. Kuşatma. Blokaj. Abluka altına almak. Abluka. Abluka etmek. Kuşatma altına almak.

Encircles : Çembere almak. Kucaklamak. Devretmek. Etrafını kuşatmak. Etrafını çevirmek. Çemberlemek. Dolamak. Etrafını sarmak. Çevrelemek.

Bound : Zıplamak. Bağlı. Sıçramak. Sekip geri gelmek. Kalgımak. Sektirmek. Zıplaya zıplaya gitmek.

 

Hem in synonyms : comprehends, begirt, coopts, enswathed, contain, beset, cluster around, enswathe, bind, beleaguer, bounds, embody, constrains, besieges, coopting, encompass, binds, begird, encircle, confining, be inclusive of, circumscribed, beleaguers, coopted, constraint, call off, astricted, gird, consist in, called off, confine, appeal, beleaguering.