Hema nedir, Hema ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Hemen.

Hemen, derhal.

Hema tanımı, anlamı

Demir hematoksilen yöntemi : Doku kesitlerinin demir tuzlarında muamele edilmesini takiben, hematoksilenle boyanması ve aynı demir tuzuyla soldurulması ilkesine dayanan boyama yöntemi

Domuzların hemaglütine edici ensefalomiyelitis virüs enfeksiyonu : Kusma ve bitkinlik hastalığı.

Ehrlich asit hematoksilen boyası : Çekirdek boyası olarak kullanılan bir çeşit hematoksilen.

Ekstramedüller hematopoez : Kan hücrelerinin kemik iliği dışındaki organlarda üretilmesi.

Endemik hematüri : Üriner şistosomozis.

Enfeksiyöz hematopoetik nekroz : Çeşitli salmonid türlerinde, Rhabdoviridae familyasına ait bir virüsün neden olduğu, hematopoetik dokuların nekrozu ve hemorajileri, letarji, karında şişkinlik, ekzoftalmus, vücudun üst kısmının koyu renkte olmasıyla karakterize, akut ve subakut seyirli, bulaşıcı ve öldürücü viral bir hastalık.

Enzootik hematüri : Enzootik kan işeme.

Fosfotungustik asit hematoksilen boyası : Mallory fosfotungustik asit-hematoksilen boyama yöntemi.

Harris hematoksilen boyası : Hematoksilen, alüminyum sülfat, sulandırılmış alkol ve cıva oksit içeren hücre çekirdeği boyası.

Hema hema : Hemen hemen.

Hemadsorpsiyon deneyi : Virüsle enfekte hücrelerin yüzeylerine alyuvarların bağlanması esasına dayanan deney.

 

Hemadzorpsiyon : Eritrositlerin başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması. Alyuvarların başka hücrelerin yüzeyine yapışması, tutunması.

Hemaglütinasyon : Eritrositlerin çöktürülmesi. Kimi bakteriler veya virüslerin yüzeylerinde bulunan hemaglütinin proteinleri sayesinde, bu mikroorganizmaların uygun alyuvar hücreleri yüzeyine bağlanması ve alyuvarları çöktürmesi. Yanlış kan aktarımlarında antikorların alyuvar yüzeyindeki antijenlere bağlanması sonucu alyuvarların bir araya toplanarak kümeler oluşturması gibi alyuvar kümeleşmesine verilen ad.

Hemaglütinin : Eritrositleri çöktüren herhangi bir madde. Alyuvarları kümelendiren ve çöktüren antikor molekülü.

Hemaglütinin proteini : Paramiksovirüsler ve Ortomiksovirüsler gibi kimi virüslerin yapısında bulunan ve alyuvarları bağlama yeteneğine sahip olan glikoprotein yapı.

Hemal : Kan veya kan damarlarına ait olan.

Hemal diken : Kuyruk omurlarının alt veya ventral dikeni. Kuyruk omurlarının ventral dikeni.

Hemal kanal : Hemal yayların meydana getirdiği ve içinden kan damarları geçen kanal. Hemal yayların meydana getiriği ve içinden kan damarları geçen bir kanal.

Hemal yay : Kuyruk omurlarında her omur merkezinin ventralinde kuyruk atardamarı ve toplardamarlarını koruyan yay. Kuyruk omurlarında her omur merkezinin ventralinde kuyruk atardamarı ve toplar damarlarını koruyan yay. Omurun ventral bölgesinde bulunan çıkıntıların birleşmesiyle meydana gelen ve hemal kanalı kapsayan yay.

Hemalis : Kanla ilgili olan.

Heman : Hemen, bk. hama, hemman.

Hemanjiyoblast : Mezodermden kaynaklanan, damarların oluşumunu sağlayan embriyonik hücre.

 

Hemanjiyoblastom : Beyinde özellikle meninks kılcal damarlarındaki anjiyoblastlardan köken alan damar tümörü.

Hemanjiyoendotelyom : Endotelyal hücre çoğalmasının baskın olduğu iyicil damar tümörü. Özellikle beyin zarlarındaki kılcal damar duvarlarından gelişir.

Hemanjiyom : Yeni oluşmuş ve bir araya gelmiş kan damarlarından oluşan, en çok deri ve dalakta, ender olarak da kemikte yerleşim gösteren, damara göre atardamar, toplardamar veya kılcal damarlardan köken alan iyicil damar tümörü. Kanatlılarda lökoz virüsü tarafından da oluşturulur.

Hemanjiyoperisitom : Kılcal damarların duvarındaki perisit adı verilen küçük embriyonik hücrelerden köken alan, damarların çevresinde helezon biçiminde üremeler ve tümör hücrelerinin oluşturduğu parmak izi görünümüyle belirgin, evcil hayvanlardan sadece köpek ve kanatlılarda görülen, damardan zengin ve iğ biçiminde hücrelerden oluşan, sıklıkla nükseden bir çeşit tümör.

Hemanjiyosarkom : Kan damarı endotel hücrelerinden köken alan, uzun ve küt biçimli anaplastik endotelle döşeli damar boşluklarından oluşan ve elektron mikroskobik olarak Weibel-Palade cisimcikleri içeren, sıklıkla metastaz yapan, damarların yırtılması sonucu kanamalara ve ölüme neden olabilen, özellikle yaşlı Alman kurt köpeklerinde sıklıkla görülen kötücül tümör, anjiyosarkom, kötücül hemangoendotelyom.

Hemartroz : Hemartrozis.

Hemartrozis : Eklem boşluğunda kan toplanması, hemartroz. Burkulma, çıkık, eklemi oluşturan kemik kırıklarında, hemofili, hemorajik diatez, eklem yangısı ve kapsül yırtıklarından kaynaklanır.

Hematemez : Kan kusma.

Hematidroz : Kanlı terleme, hematidrozis.

Hematidrozis : Hematidroz.

Hematik mumifikasyon : Sığırlarda görülen fetal mumyalaşma biçimi. Bu tip mumifikasyonlarda yavru zarları kurur, karunküller invole olur, döl yatağıyla koryon arasında kandan kaynaklanan kahverengi-kırmızı çikolata kıvamında akıntı bulunur.

Hematin : Hemoglobinin erimesinden meydana gelen koyu lacivert bir madde. Hem’in oksidasyonu sonucu oluşan bileşik. Oksijenle birleşme yeteneği bulunmaz.

Hematinemi : Kanda hematin bulunması.

Hematinüri : İdrarda hematin bulunması.

Hematofaj : Kanla beslenen. Eritrositleri içine alarak imha eden hücre.

Hematofajoz : Kanda yaşayan, kanla beslenen, kan emen.

Hematoidin : Bilirubin-1 yapısında, demir içermeyen, kanamalı infarktüs bölgelerinde, nedbe ve nekroz alanlarında, sarı-kahverengi ve birbirine paralel dizilim gösteren kristal görünümlü pigment.

Hematojen : Kandan kaynaklanan, kanla ilişkili.

Hematojenik : Kan hücrelerinin gelişme ve oluşmasıyla ilgili, kan yapıcı, kan hücrelerinin oluşmasını uyarıcı.

Hematojenoz : Kandan kaynaklanan, kanla ilişkili, kan yoluyla yayılan.

Hematokezya : Kanlı dışkı çıkarılması.

Hematokrit : Kandaki eritrositlerin yüzde olarak hacimi. Kan hücreleri hacminin tüm kan hacmine oranı, PCV. Genellikle 100 ml kanda bulunan alyuvarların ml olarak hacmini ifade eder.

Hematokrit santrifüj aleti : Alınan kan örneğinde eritrositleri plazmadan ayırmak suretiyle eritrosit hacminin plazma hacmine oranını hesaplamakta kullanılan santrifüj ve ölçüm cetvelinden oluşan alet.

Hematokrom : Bazı kırmızı alglerde bulunan karotenoit pigment. Bazı kırmızı alglerde bulunan karetenoit pigment.

Hematoksilen : Bakkam ağacı gövdesinden elde edilen ve histolojik doku kesitlerinde çekirdek boyası olarak kullanılan doğal boya maddesi.

Hematoksilen eozin azur ıı boya yöntemi : Kan yapıcı organların histolojik incelenmesinde kullanılan bir boyama yöntemi, Maximow yöntemi.

Hematoksilen eozin boyası : Dokuların rutin histolojik boyanmasında kullanılan bir boyama yöntemi, H-E boyası. Kesitlerin alkolde çözdürülmüş hematoksilen ve sulandırılmış eozinle boyanma ilkesine dayanır.

Hematoksilin : Bakkam ağacı (Haematoxylon campechianum) gövdesinden elde edilen ve doku kesitlerinin boyanmasında yaygın bir şekilde kullanılan doğal bir boya.

Hematoksilin boyası : Bakkam ağacı (Haematoxylon campechianum) gövdesinden elde edilen ve doku kesitlerinin boyanmasında yaygın bir biçimde kullanılan doğal bir boya.

Hematom : Damar dışına çıkan kanın doku, organ ve boşluklarda bölgesel birikimi. Doku, organ ve boşluklarda, damar dışına çıkan kanın genellikle pıhtılaşmış halde yerel birikimi.

Hematometra : Hemometra.

Hematomiyeli : Progresif kanamalı miyelomalasi.

Hematoperikart : Hemoperikardiyum.

Hematopetik kök hücre : Kök hücre.

Hematopoez : Kan yapımı.

Hematopoiez : Ana hücrelerden kan hücrelerinin oluşumu.

Hematoporfiri : İdrarda aşırı miktarda hematoporfirin bulunması. Porfirin metabolizmasındaki bozukluğa bağlı olarak gelişir ve derinin güneş ışınlarına aşırı duyarlılığıyla birlikte bulunur.

Hematoporfirin : Hemoglobinin parçalanmasıyla oluşan, demir içermeyen ve dokularda erimiş veya granüller hâlinde bulunan, koyu kırmızı renkte pigment.

Hematoporfirinüri : Eritropoetik protoporfiri.

Hematore : Şiddetli kanama.

Hematosel : Testiste tunika vaginalisin içerisinde kan toplanması. Bir boşlukta kan toplanması, hematoseli.

Hematoseli : Hematosel, hemore.

Hematosepsis : Septisemi.

Hematosit : Herhangi bir kan hücresi. Kan hücresi.

Hematositoblast : Retiküler bağ dokudaki ilkel retikulum hücrelerinden oluşan ve kan hücrelerinin asıl kökenleri olan oldukça büyük ilkel kan hücreleri, hemositoblast.

Hematositopeni : Kan hücresel elemanlarının azalması.

Hematositozis : Kan hücresel elemanlarının artması.

Hematositüri : İdrarda kırmızı kan hücrelerinin varlığı.

Hematoskopi : Kan muayenesi.

Hematospermi : Semende kan bulunması, hemospermi.

Hematosteon : Kemik iliği boşluğuna kan dolması.

Hematoşezi : Kanlı dışkı. Dışkıda kan bulunması.

Hematozoik parazit : Kanda yaşayan parazit.

Hematüri : Kan işeme.

Hematüria vezikalis bovis : Enzootik kan işeme.

Hemayil : Arapça kökenli hamâil: pul gibi ince ince yapılmış üzerinde padişah tuğrası bulunan altın; muska.

Hemazoin : Sıtma pigmenti.

Kalp kapağı hematomu : Kalpte, karıncık ve kulakçıklar arasında embriyonel dönemde normal olarak bulunan yarıklardan köken alan. 0 santimetre çapında, buzağılarda görülen, genellikle birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolan veya seyrek olarak mitral kapak yetersizliğine neden olabilen kan içeren kese, hemokist, kalpte doğuştan hematom.

Kalpte doğuştan hematom : Kalp kapağı hematomu.

Köpeklerin siklik hematopoyezisi : Özellikle gümüş renkli Kolli başta olmak üzere belli başlı köpek ırklarında yaygın olarak görülen, kanda belli aralıklarla nötrofil lökositlerin sayısında büyük oranda azalma ve enfeksiyonlara karşı aşırı derecede duyarlılıkla belirgin, kan yapıcı organlardaki köken hücrelerin bozukluğu sonucu oluşan kalıtsal hastalık, gri İskoç çoban köpeği sendromu, siklik hematopoyezis, siklik nötropeni, Gray-Collie sendromu.

Kötücül hemangiyoendotelyom : Hemangiyosarkom.

Limfonodi hemales : Yalnızca geviş getirenlerde ve ratlarda bulunan, kırmızımtırak renkli, mercimek büyüklüğünde, lenf yumrusuna benzeyen ancak afferent ve efferent damarlardan yoksun olan yumrular.

Malloryfosfotungustik asit hematoksilen boyama yöntemi : Hücre sitoplazma ve çekirdeğinin ayrıntılı olarak incelenmesi ve bağ doku ipliklerinin saptanmasında kullanılan histopatolojik boya, fosfotungustik asit-hematoksilen boyama yöntemi.

Mayer hemalum boyası : Hematein, alum ve timol’ün suda çözdürülmesi ve % 90’lık alkol ilavesiyle elde edilen bir histolojik kesitlere uygulanan bir boya.

Prosessus hemalis : Sığırda 2-3, köpekte 4-5.’den itibaren kuyruk omurlarının aşağı tarafında, iki taraflı olarak bulunan, aşağıya yönelik çıkıntılar.

Sığırların idrar torbası hematürisi : Enzootik kan işeme.

Siklik hematopoyezis : Köpeklerin siklik hematopoyezisi.

Skrotal hematosel : Skrotum içerisinde kan toplanması.

Soğuk hemaglutinin hastalığı : Soğuk aglutinin hastalığı.

Şistosomozis hematobiya : Üriner şistosomozis.

Vulva vajina hematomu : Daha çok güç doğumlar sırasında vulva vajinada meydana gelen basınç ve eziklere bağlı oluşan içi pıhtılaşmış kanla dolu şişlik.

Weigert demir hematoksilen boyası : Çekirdek ve sitoplazmaya ait birçok yapının ortaya konması için, kullanılan bir çeşit hematoksilen boyası.

Hemati : Kanın hemoglobin ile renklenmiş alyuvarı.

Hematit : Kan taşı.

Hematolog : Kan bilimci.

Hematoloji : Kan bilimi.

Hematolojik : Kan bilimi ile ilgili.

Hemayar : Denk, eşit.

Diğer dillerde Helyum atmosferi anlamı nedir?

İngilizce'de Helyum atmosferi ne demek ? : helium atmosphere