Hetero nedir, Hetero ne demek

Hetero; Biyoloji, Kimya alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Yunanca diğer anlamına gelen ön ek.

Kimya'da terim anlamı:

Farklılığı veya benzemezliği ifade eden Latince bir ön ek.

Hetero ile ilgili Cümleler

  • Heterodoks veya Ortodoks olmanız beni ilgilendirmez.
  • Ali heteroseksüel gibi davranan bir homoseksüel.

Hetero kısaca anlamı, tanımı

Hete : Hata, yanlışlık

Hetero atom : Organik bileşiklerde C dışındaki N, O, S, Se, P, as gibi herhangi bir atom.

Heteroblasti : Birbirine benzemeyen hücrelerden meydana gelme.

Heterodimerik : Proteinin birbirinin aynı olmayan iki polipeptit zincirinden oluşması hâli.

Heterodinamik : Çok çeşitli hareket gösteren veya farklı hareket modellerine sahip olan.

Heterodoks : Kabul edilmiş din kurallarına aykırı. Aykırı düşüncelere veya ilkelere saplanmış.

Heterodont : Çeşitli amaçlar için farklılaşmış değişik biçimli dişlere sahip olan. Birden fazla farklı diş tipine sahip olan. Değişik biçimli dişleri olma. Çeşitli amaçlar için farklılaşmış değişik biçimli dişlere sahip olan, karşıt homodont.

Heterodont diş : Kesici, köpek ve öğütücü dişlerden oluşmuş diş grubu.

Heterodoxus : Mallophaga takımında bulunan bit cinsi.

Heterodoxus longitarsus : Avustralya’da genellikle kangurularda seyrek olarak da köpeklerde parazitlenen bit türü.

 

Heterodoxus spiniger : Kuzey ve Güney Amerika’da koyoti ve kurtlarda parazitlenen bit türü.

Heterodubleks : Genetik rekombinasyon esnasında, farklı ebeveynlere ait çift moleküllerin tamamlayıcısı olan tek iplikleri arasında baz çiftleşmeleriyle meydana gelen DNA. Her bir ipliğin farklı bir kaynaktan geldiği ve bu nedenle tam olarak tamamlayıcı olmadığı çift heliks nükleik asit molekülü. DNA çift ipliğinde bir ya da daha fazla yanlış bağlanmış bazların bulunuşu.

Heterofagozom : Birincil lizozomların hücre dışından alınan heterojen içerikli maddelerle birleşmesiyle oluşan ikincil lizozomlar.

Heterofil granulosit : Nötrofil granulosit.

Heterofil reaksiyon : Antijenin bağlandığı, ancak antikoru özgül olarak ortaya çıkarmadığı antijen antikor reaksiyonu.

Heterofili : Bitkilerde, genç dönemde oluşan yapraklar ile olgunluk döneminde oluşan yaprakların şekil bakımından farklılık göstermesi durumu.

Heterofiyozis : Heterophyes heterophyes adlı digenetik trematod türünün metaserkerleriyle enfekte balıkların çiğ veya az pişmiş olarak yenilmesi sonucunda insan ve hayvanlarda oluşan sindirim sistemi hastalığı.

Heterofoni : Herhangi bir ses anomalisi.

Heterogamet : Birleşen ve birbirine benzemeyen gametlerin her biri. Erkek ve dişi olarak açıkca farklılaşmış, yumurta ve sperm üreten gamet. Birleşen ve birbirine benzemeyen gametlerin herbiri; anizogamet.

Heterogametik : Bir türün dişi ya da erkek eşeyinin eşit sayıda benzemeyen eşeylik gözeleri meydana getirmesi; eşit olmayan eşey kromozomlarını kapsayan; XY kromozomlu olan; heterogametleri olan.

 

Heterogametik eşey : X0, XY veya ZW gibi sadece bir veya farklı iki eşey kromozomu taşıyan bireyler. Bu nedenle heterogametik birey, eşey kromozomu bakımından iki çeşit gamet meydana getirir. Örnek: İnsanda X ve Y spermleri.

Heterogen : Değişik karakterlere sahip olan.

Heteroglikan : [Bakınız: glikan]. Heteropolisakkarit.

Heterogoni : Ayrı eşeyli döl ile hermafrodit dölün ya da ayrı eşeyli döl ile partenogenezin ya da partenogenezle hermafrodit dölün almaşık olarak birbirini izlemesi şeklinde olan döl değişimi tipi. Ayrı eşeyli dölle hermafrodit dölün veya ayrı eşeyli dölle partenogenezin veya partenogenezle hermofrodit dölün almaşık olarak birbirini izlemesi biçiminde olan döl değişimi tipi. Partogenezis veya biseksüel ilişkiyle ortaya çıkan nesillerin takibi. Ayrı eşeyli döl ile erdişi dölün ya da partenogenezle erdişi dölün ya da partenogenezle ayrı eşeyli dölün birbirinin arkasından gelmesi biçiminde olan döl değişimi tipi.

Heterogonik yaşam döngüsü : Parazitik ve serbest yaşam everelerinin dönüşümünü kapsayan yaşam döngüsü.

Heterogonik yaşam siklusu : Paraziter ve serbest yaşamlı evrelerin değişimini kapsayan yaşam siklusu.

Heterogreft : Farklı türlerde bireylere arasında aktarılan doku parçası, heterotransplant.

Heterohalkalı bileşikler : Halkada karbon dışı atomlar da taşıyan pirol, piran, tiyofen gibi bileşikler.

Heterohyrax : Etiyopya’da Leishmania aethiopica’ya rezervuarlık yapan tavşana benzer küçük bir memeli cinsi.

Heteroik : Esidyum ve telötospor döllerin ayrı konaklar üzerinde gelişimlerini tamamlaması.

Heterojen ekojenite : Ultrasonografide doku veya organın farklı ekojenitede olması. Böbrekte korteks ve medulla arasındaki ekojenite farkı gibi.

Heterojen sistem : Fiziksel özellikleri her noktasında aynı olmayan, birden fazla faz içeren sistem.

Heterojenlik : Genetikte, farklı genler tarafından oluşturulan aynı veya benzer fenotipler. Heterojen olma durum veya niteliği.

Heterokarpi : Aynı bitkinin aynı çiçeklenme durumunda iki ya da daha fazla çeşitte meyve vermesi durumu.

Heterokaryon : İki ya da daha fazla farklı hücrenin birleşmesiyle ortaya çıkan birden fazla fonksiyonel çekirdek kapsayan hücre.

Heterokromatin : İnterfaz çekirdeğinde aşırı yoğunlaşma gösteren tekrarlanan DNA dizilerinden oluşmuş kromatin. Replikasyonu daha geç olur ve transkripsiyon bakımından faal değildir. Bu segmentler konstitütif heterokromatin olarak adlandırılır. Ayrıca farklı gelişme safhalarında yoğunlaşma gösteren ve dağılmış hâlde bulunanı ise fakültatif heterokromatin olarak adlandırılır. Örneğin memeli dişilerindeki faal olmayan X kromozomu. Çekirdekte kromatinin koyu görünen kısmı. Genç hücrelerle çok çalışan sinir hücrelerinde bu madde az bulunur. Transkripsiyon etkinliğinin az olduğu veya genomun etkisiz kısımlarını gösterir. Kromozomun, çokça nukleik asit depo eden ve sitoplazma ve çekirdekdeki nukleik asit metabolizmasını kontrol eden bölgesi. Bu bölge dinlenme halinde çekirdekte boyayı çok emen ve koyu renkli görülen kromatin bölgesidir.

Heterokromi : Göz rengi farklılığı.

Heteroksen : Yaşam döngüsü boyunca iki veya ender olarak daha fazla konakçıda bulunan parazit. Bir parazitin hayat siklusu boyunca birden çok konağın içerisinde yaşaması.

Heteroksen gelişme : İndirekt gelişme.

Heteroliz : Bir canlıda bir tür hücrenin lizin adı verilen ürünleriyle diğer hücre tiplerini yıkımlaması. Nötrofil lökositlerin diğer hücreleri enzimatik olarak yıkımlaması heteroliz için iyi bir örnektir.

Heterolizin : Üretildiği hücre dışımdaki hücre tiplerinin yıkımına sebep olan antikor.

Heteromer : Kısımların eşit olmayan sayıda olması.

Heteromerik liken : Tallus yapısında alg ve mantar hücrelerinin heterojen dağılım gösterdiği liken tipi.

Heteromi : [Bakınız: benzemez omuzlular]. Benzemez omuzlular. [Bakınız: benzemez-omuzlular].

Heteromorfoz : Farklı yapıya sahip olan.

Heteronom : Segmentleri birbirinden farklı yapılışta olan. Segmentleri birbirinden farklı yapıda olan. Bölütleri birbirinden değişik yapılışta olan karşıt homonom.

Heteronom metamerizm : Farklı yapıda olan segmentlerin oluşturduğu yapı.

Heteronükleer rna : Ökaryotlarda hücre nükleusunda ilk sentezlenen ve intron bölgeleri çıkarılarak mRNA’ ya dönüşen öncül mRNA molekülü, hn RNA.

Heterooksin : İndolasetik asit.

Heterophyes : İnsan, kedi, köpek ve balık yiyen memelilerin ince bağırsaklarının ön üçte birlik bölümünde parazitlenen Heterophyidae ailesinden küçük bir trematod cinsi. H. heterophyes Mısır, Asya ve Türkiye’de, H. katsuradai ve H. brevicaeca Japonya ve Filipinlerde insanlarda enfeksiyona neden olmaktadır.

Heterophyes heterophyes : İnsanların ve etçillerin ince bağırsaklarına yerleşen Digenea alt sınıfında bulunan tür, Fasciola heterophyes, Mesogonimus heterophyes.

Heterophyidae : İnsan ve hayvanlarda parazitlenen Heterophyes, Metagonimus, Cryptocotyle, Stellantchasmus ve Euryhelmis gibi cinsleri bulunan Trematoda sınıfından bağırsaklarda yaşayan trematod ailesi.

Heteroploidi : Hücre kültüründe diploit kromozom sayısına sahip hücrelerin yanı sıra farklı sayıda kromozom içeren hücrelerin de bulunması durumu.

Heteropoda : Bazen tarantulalarla karışan büyük bir örümcek cinsi.

Heteropoda venatoria : Muz örümceği.

Heteropolar : Bir bağdaki elektrik yükünün farklı dağılımı. Bu tür bağda bir atomun yükü diğerinden daha pozitif vaya negatiftir.

Heteropoli asitler : Ağır metallerin fosforik asitle verdiği kompleks asitler, molibden veya tungstenin içinde en az bir tane heteroatom (fosfor, silis, demir gibi) bulunan polimerik oksit veya hidroksitleri, fosfomolibdik asit gibi. Suda çok kolay çözünürler, asitlerde kararlı olup, kuvvetli bazlarda bozunurlar. Sodyum 12-molibdofosfat (Na3PMo12O40), dimerik potasyum 6-tungstokobaltat ( K8Co2W12O42) gibi örnekler verilebilir.

Heteropolisakkarit : İki veya daha fazla farklı monosakkarit monomerlerinden meydana gelmiş olan polisakkaritler, heteroglikan.

Heteropolisakkaritler : İki ya da daha fazla farklı karbohidrat monomerinden meydana gelmiş olan polisakkaritler. Glikan.

Heteroptera : Bazen ayrı olarak kabul edilen, bazen de yarım kanatlılar (Hemiptera) içinde nicelenen bir böcek takımı. Bazen ayrı olarak kabul edilen fakat çoğunlukla yarım kanatlılar (Hemiptera) içinde incelenen bir böcek takımı. Gerçek böcekler olarak adlandırılan, iki çift kanada sahip Hemiptera alt takımı. Cimicidae ve Reduviidae ailelerinde medikal öneme sahip türler bulunur.

Heteros : Farklı, değişik.

Heteroseksüellik : Heteroseksüel olma durumu.

Heteroserk : Balıklarda kuyruk yüzgecinin üst lobunun altdakinden daha uzun olması ve içinde omurganın ucunun bulunması. Bu tipe köpek ve Mersin balıklarında rastlanır. bk homoserk, difiserk.

Heteroserk kuyruk yüzgeci : Balıklarda, üst parçanın alttakinden daha uzun olduğu ve içinde omurganın ucunun bulunduğu kuyruk yüzgeci tipi. Bazı balıklarda, kuyruk yüzgecinin üst ve alt parçalarının farklı uzunlukta olduğu ve içinde omurganın ucunun bulunduğu kuyruk yüzgeci tipi, heteroserkal kuyruk yüzgeci.

Heteroserkal kuyruk yüzgeci : Heteroserk kuyruk yüzgeci.

Heterosiklik aminler : Proteinli, şekerli, nişastalı gıdaların pişirilmesi veya kızartılması sırasında, bazı amino asitlerden biçimlenen, mutajenik ve karsinojenik etkili olabilen maddeler.

Heterosiklik amino asitler : Prolin, hidroksiprolin, triptofan gibi amino asitler.

Heterosist : Mavi-yeşil alglerde normal hücrelerden daha büyük ve saydam görünüşlü, havanın serbest azotunu fiske edebilen özel hücreler.

Heterospor : Mikrospor ve makrospor gibi morfolojik ve eşey bakımından farklı sporlar. Biçim, büyüklük, bazen de fonksiyon bakımından biri diğerinden farklı olan sporlar.

Heterotallik : Ayrı bitkiler üzerinde üremiş iki çeşit gametin durumu.

Heterotip : İki farklı türe ait karakterleri taşıyan tip.

Heterotipik sürü : Bir türün farklı büyüklükteki bireylerinin oluşturduğu topluluk.

Heterotopi : Bir dokunun normal dışı bir yerde bulunması.

Heterotopik : Normalden başka bir yerde oluşan.

Heterotopik poliodonti : Bir veya daha fazla dişin, diş kemerinin dışında, yanlış yerde biçimlenmesi.

Heterotransplant : Farklı bireyler arasında yapılan doku aşısı. Heterogreft.

Heterotransplantasyon : Değişik türe bağlı canlılar arasında yapılan doku aktarımı. Bir hayvan türünden alınan doku parçasının farklı tür bir hayvana veya insana aktarılması.

Heterotrof beslenme : Protozoonun kendisine gerekli olan gıdaları hazır organik maddelerden sağlaması. Heterotrof beslenme sindirim olayının dışarıda veya içeride oluşuna göre ikiye ayrılır. Bunlar saprozoik beslenme ve holozoik beslenmedir.

Heterotropik enzim : Substratından başka bir modülatörle etkinliği düzenlenen allosterik bir enzim.

Heteroz : [Bakınız: melez azmanlığı]. Melez azmanlığı.

Heterozigot : Belli bir alel çift ya da alel serisi bakımından birbirine benzemeyen genlerin bulunduğu kromozomları taşıyan birey. Belli bir allel çift veya allel serisi bakımından birbirine benzemeyen genlerin bulunduğu kromozomları taşıyan birey. Belli bir allel çifti veya allel serisi bakımından birbirine benzemeyen genlerin bulunduğu kromozomları taşıyan birey. En az bir çift değişik alel gene sahip olan organizma.

Heterozigotluk : Belirli bir karaktere ilişkin belirli bir lokusta farklı allellere sahip olma durumu.

Heterozis : Melez azmanlığı.

Hyphessobrycon heterorhabdus : Bayraklı neon.

Mesogonimus heterophyes : Heterophyes heterophyes.

Nöron heterotopisi : Sinir hücre topluluklarının normalde olmaması gereken yerde bulunması. Fetal yaşamda nöroblastların tamamlanmamış göçüne bağlı olarak biçimlenir.

Paragonimus heterotrema : Tayland ve Çin’de insan enfeksiyonlarına neden olan trematod cinsi.

Rasbora heteromorpha : Soytarı balığı.

Heterojen : Ayrışık.

Heteroseksüel : Karşı cinsi arzulayan.

Heterotrof : Dışbeslenen.

Heterotrofi : Dış beslenme.

Diğer dillerde Hetero anlamı nedir?

İngilizce'de Hetero ne demek ? : hetero-