Hoping türkçesi Hoping nedir

Hoping ile ilgili cümleler

English: Ali is hoping that he can hitch a ride to Boston.
Turkish: Ali Boston'a kadar bir otomobile alınacağını umuyor.

English: Ali is hoping Mary will just go away.
Turkish: Ali sadece Mary'nin defolup gideceğini umuyor.

English: Ali bargained with the salesman hoping to get a lower price.
Turkish: Ali fiyatı düşürmek umuduyla, satıcı ile pazarlık etti.

English: Ali acknowledged that he was hoping to become the new class president.
Turkish: Ali yeni sınıf başkanı olmayı umduğunu itiraf etti.

English: Ali came to Boston hoping to find a job.
Turkish: Ali bir iş bulma ümidiyle Boston'a geldi.

Hoping ingilizcede ne demek, Hoping nerede nasıl kullanılır?

Hopingly : Umarak.

Bishoping : Fil. Kaliforniya eyaletinde şehir. Piskopos. Georgia eyaletinde yerleşim yeri.

Chopin : Bir soyadı. Şopen. Frederick chopin (1810-1849). Polonyalı bir besteci.

Chopine : Apartman topuk ayakkabı.

Chopins : Şopen.

Dried hop pulp : Şerbetçi otu çiçekleriyle birlikte kaynatılmış olan malt şırasının süzülmesinden kalan materyalin kurutulmasıyla elde edilen bir yan ürün. Kurutulmuş şerbetçi otu posası.

Hop count threshold : Atlama sayı eşiği. Atlama sayısı eşiği.

Hopis : Hopi. Kuzey arizona'da kızılderili pueblo kabilesi üyesi (abd).

 

Hop the twig : Nalları dikmek. Ölmek. Kuyruğu titretmek.

Hop it : Tüymek. Savuşmak. Fırlayıp kaçmak. Gitmek. Toz olmak. Çekip gitmek. Gidivermek. Bas git!. Çabucak kaçmak. Koşarak gizlice kaçmak.

İngilizce Hoping Türkçe anlamı, Hoping eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hoping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sanguineous : Kıpkırmızı. Emin. Sanguin. Sanguinöz. Kanlı. Kan kırmızısı. Kıpkızıl. Kanla dolu.

Sanguine : Neşeli. Kanlı canlı. Emin. Umutlu. Kan renginde. Kan rengi. Kan gibi kırmızı. Kanlı. Gayretli.

Casting vote : Karar oyu. Sonucu belirleyen oy. Etkin oy. Başkanın oyu. Belirleyici oy.

Balloting : Oy verme. Oylama yapmak. Oy vermek. Oylama yapma. Kura çekmek.

Propitious : Hayırlı. Uğurlu. Bağışlayıcı. Cömert. Uygun. Müsait. Merhametli. Avantajlı. Elverişli.

Selection : Toplum yaşamında bireylerin ya da kümelerin, yetenek ve güçlerine uygun biçimde belirli birtakım görevlere yöneltilmesi. okuma öğretiminde üzerinde durulan konuya ya da soruna uygun okuma parçalarını seçme işi. usa uygun seçim. Ayıklama. Seçim. Bazı organizmaların özellikle yeni oluşan karakterlerle yaşamaya devam etmesi ve bazılarının ise çoğalıp yaşayamamaları ile sonuçlanan doğal ya da yapay bir olay. seleksiyon. Seçenek. Seçme şey. Ayırma. Seleksiyon. Seçilim. Bireylerin ya da kümelerin doğal olarak işbölümü yapması. 2-canlı varlıklarda ortamın koşullarına en iyi uyan bireylerin ya da türlerin yaşamalarını sürdürüp uymayanların ise yok olması.

Contemplation : Derin düşünme. Beklenti. Dikkatle izleme. Düşünme. Düşünceye dalma. Derin düşünce. Niyet. Bekleme. Dalma. Seyretme.

 

Ballot : Oy pusulası. Gizli oylama. Kura çekmek. Oylama yapmak. Oylama. Kura kağıdı. Oy vermek.

Vote : Oylayarak kararlaştırmak. Oy kullanmak. İlan etmek. Önermek. Oy. Rey. Bildirmek. Rey vermek. Oy vermek. Oylamak.

Straight ticket : Bir partinin ilan ettiği tüm adaylara oy verme.

Hoping synonyms : multiple voting, split ticket, write in, purchasing, expectant, agog, option, hopeful, anticipation, on the chance that, secret ballot, sanguines, in the hope of, on the off chance, with the hope of, veto, expectations, hopefuls, buying, contemplations, anticipations, esperance, pick, choice, on the chance, marketing, forestallment, expectation, block vote.

Hoping zıt anlamlı kelimeler, Hoping kelime anlamı

Split ticket : Birleşik oy pusulası. Çok partili oy pusulası.

Straight ticket : Bir partinin ilan ettiği tüm adaylara oy verme.

Past : Olmuş. Geçkin. Öte. Geçen. Bir kimsenin geçmişi. Sona ermiş. Geçmişte kalan. -siz. Evveliyat. Eski.

Hoping antonyms : present.