Horsey türkçesi Horsey nedir

  • At yarışı meraklısı.
  • Atlar ile ilgili meselelere özgü (at binme at yarışı vs gibi).
  • Büyük ve hantal (horsy olarak da yazılır).
  • Atımsı.
  • Ata benzeyen.
  • Atlara özgü.
  • Atlar ile ilgili.

Horsey ingilizcede ne demek, Horsey nerede nasıl kullanılır?

Horse around : Avare avare dolaşmak. Şamata yapmak. Oyalanmak. Gürültü yaparak oynamak. Dalga geçmek. Maskaralık etmek. Sürtmek. Vaktini boşa harcamak. Aylak aylak dolaşmak. Vakit öldürmek.

Horse bean : Bakla. Eşek baklası.

Horse chestnut : Hippocastanaceae familyasından, 20-30 m boyunda, yaprakları elsi bölmeli, çiçekleri dik duruşlu ve salkım şeklinde, pembe ve beyaz noktalı, park ve caddelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, bir tür ağaç. Atkestanesi. Hintkestanesi. At kestanesi.

Horse coat colours : Atlarda bedeni örten kılların bir bütün olarak gösterdikleri renk veya renkler karışımı, don. Atların vücut örtüsü rengi.

Horse crosswise : Atlamalarda, hız alma yönüne enlemesine konulan beygir. Yan beygir.

Horse leg markings : Seki. Atlarda bacaklarda genellikle beyazlıklar şeklinde görülen nişaneler.

Horse pinworm : At sivrikuyruğu. At, eşek ve katırların kalın bağırsaklarında yaşayan, ince uzun kuyruklu 9-15 mm. uzunlukta yuvarlak solucan.

Horse opera : Kovboy filmi.

Horse flies : İnsan veya diğer hayvanları ısırarak kan emen chrysops, chrysozona, diachlorus, goniops, haematopota, hybomitra, silvius ve tabanus cinslerini içeren, birçok türü çeşitli hastalıklara vektörlük yapan sinek ailesi, tabanidler, tabanidae. At sinekleri.

 

Horse mackerel : Palamut (zooloji terimi). Tonbalığı. İstavrit (zooloji terimi). İstavrit balığı. Orkinos. İstavrit. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, uskumrugiller (scombridae) familyasından, 30-50 cm kadar uzunlukta, yavruları bir denizanası türü ile ortak yaşayan, çok geniş alanlara yayılmış bir tür. Kraça.

İngilizce Horsey Türkçe anlamı, Horsey eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Horsey ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Attic : Çatı katı. Çatıarası oda. İnce. Tavan arası. Çatı odası. Doğru. Atinalılarla ilgili. Atika ile ilgili. Sade. Tavanarası.

Stalking horse : Paravan. Siper arkasında gizlenme. Göstermelik aday. Avcının arkasına saklandığı at. Maske. Bahane.

Mansion : Orta çağ oyunlarında yan yana kurulan en çok da roman memleketlerinde önü açık kulübeler (bk. evler, simültane sahne.). Köşk. Konak. Kaşane. İlk kez ortaçağ'ın dinsel oyunlarıyla ortaya çıkan, seyirciye göre solda cennet, sağda cehennem olmak üzere, bu iki uç kavram arasındaki yerleri aynı oyun alanı üzerinde, yerleşik biçimde kapsayan sahne türü. Büyük ev anlamında. orta çağ dinsel oyunlarının bir türünde, sahne üzerine yan yana kurulan ve değişik yerleri (cennet, cehennem, kilise, vb.) simgele yen eve benzeyen dekorların tümü; eşzamanlı dekor anlayışı böylece ilk kez ortaçağ'da ortaya çıkmıştır. Eş zamanlı sahne. Büyük konak. Mansiyon.

 

Jade : Yormak. Fingirdek kız. Beygir (yaşlı). Açık yeşil. Yeşim. Yosma. Yaşlı beygir. Yeşimtaşı. Yada taşı.

Residence : Mesken. Ev. Yaşanan yer. İkamet. Rezidans. İkametgah. Konut. Sükna. Oturma. Konak.

Beach house : Yazlık ev. Kıyı evi.

Guesthouse : Pansiyon. Misafirhane. Konukevi. Konuk evi.

Adobe house : Kerpiç ev.

Mare : Deniz. Kötü durum. Dişi at. Kısrak. Kadın. Uzay, veterinerlik alanlarında kullanılır. Aydaki karanlık düzlük. Yeryuvarlağı üzerinde su ile kaplı bölgeler; ay'daki düzlükler. Aydaki karanlık bölge.

Chestnut : Kayıngiller (fagaceae) familyasından 30 m kadar boylanabilen, kışın yapraklarını döken, fındık tipi meyvesi olan bir tür. Kestane.

Horsey synonyms : genus equus, hunting lodge, soddy, post horse, sod house, horsemeat, equid, protohippus, encolure, solar house, male horse, doll's house, polo pony, equus caballus, tract house, horse's foot, fraternity house, rooming house, frat house, row house, single dwelling, high stepper, liver chestnut, dawn horse, pinto, female horse, harness horse, mesohippus, home, hacienda, stablemate, racegoers, poll.

Horsey zıt anlamlı kelimeler, Horsey kelime anlamı

Better : Daha iyi bir hale gelmek. Daha iyi şekilde. Islah etmek. Geliştirmek. Islah olmak. Gelişmek. İlerletmek. Daha iyi. Yakşırak. İyisimi.

Euphonious : Ahenkli. Hoş sesli. Sesi kulağa hoş gelen.