Hovel türkçesi Hovel nedir

Hovel ile ilgili cümleler

English: Ali is shoveling snow.
Turkish: Ali kar kürüyor.

English: Ali is out shoveling snow.
Turkish: Ali dışarıda kar kürüyor.

English: Ali kept shoveling.
Turkish: Ali kürekle atmaya devam etti.

English: Ali grabbed one of the shovels and started digging.
Turkish: Ali küreklerden birini aldı ve kazmaya başladı.

English: Ali clenched the shovel.
Turkish: Ali küreği tuttu.

Hovel ingilizcede ne demek, Hovel nerede nasıl kullanılır?

Hoveler : Kazazedeleri kurtaran tekne. Kazazedeleri kurtaran sandalcı.

Hoveling : Ağıl. Küçük kulübe. Baraka (tahta). Açık ağıl. Mezbele. Ahır gibi ev. Virane. Derme çatma ev. Salaş. Harap ev.

Hovels : Kulübe. Harap ev. Açık ağıl. Derme çatma ev. Virane. Ahır gibi ev. Mezbele. Salaş. Ağıl. Küçük kulübe.

Digging shovel : Kazı küreği.

Mechanical shovel : Mekanik kürek.

Pail and shovel : Kova ve kürek.

Shovel loader : Kürekli yükleyici. Kürekti yükleyici.

Shovelful : Kürek dolusu.

Shoveler : Kürekle kazan veya birşeyleri kürekle atan kimse. Kaşık gaga ördeği. Tatlı suda yaşayan bir tür ördek. Kürekleyen. Kaşıkgaga. Genişgagalı ördek. Uzun geniş gagası olan ve kuzey yarıkürede yaşayan tatlısu ördeği. Kürekçi. Kaşıkçın.

 

Shovel : Kürek. Bir kürek dolusu miktar. Küremek. Kürekle temizlemek. Kürümek. Kürekle atmak. Kürekle boşaltmak. Küreklemek. Faraş.

İngilizce Hovel Türkçe anlamı, Hovel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hovel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Glorias : Sık dokunmuş kumaş türü. Kadın ismi. Bu ilahilerden bir tanesi için müzik bestesi. Hale. Birkaç hristiyan ilahisi ismi. Zafer. Gloria.

Corona : Taç. Korona. Taç şeklinde yapı. Tepe. Sıçan oluğu. Ayla. Doruk. Aken tipi meyveye sahip bazı bitki meyvelerinin üzerinde taç şeklinde yer alan yapılar. denizlalelerinin tekası. 3.rotator gibi bazı hayvanların ön tarafında bulunan silli, halkasal yapı. Damlık. Taç, çelenk. taç veya çelenge benzeyen oluşum.

Barrack : Bağırarak desteklemek. Kışlada oturtmak. Kışla. Bağırarak sözünü kesmek. Tezahürat yapmak. Baraka. Koğuş. Eğreti yapı.

Corrals : Büyükbaş koyun ağılı. (bir yere) sokmak. Kuşatmak. Toplamak. Konak yeri. Yakalamak. Tutmak. Etrafı çevrili yer. Toparlamak.

Desolations : Yalnızlık. Viranlık. Kimsesizlik. Üzüntü. Kasavet. Yeis. Issızlık. Harabe. Haraplık.

Chanties : Gecekondu mahallesi. Baraka. Gecekondu. Denizcilerin iş yaparken söylediği ritmik şarkı. Külübe. Denizci şarkısı. Heyamola. Denizcilerin çalışırken söylediği şarkı.

Cesspool : Çöplük gibi yer. Lağım. Fosseptik. Pislik yuvası (argo terim). Çöp çukuru. Çok pis yer. Çöplük. Lağım kuyusu. Lağım çukuru.

Midden : Gübrelik. Çöp yığını.

 

Shelter : Barındırmak. Sundurma. Yatırmak. Saklamak. Sığınma. Siper. Barınmak. Korunmak. Saklanmak. Siperlenmek.

Bowering : Demiri. Özel oda (kadınlar için). Özel oda kadın. Çardak. Kameriye. Gölgelik. Göz demiri. Bahçe kulübesi. Kuşatmak.

Hovel synonyms : mudhif, cabining, iglu, sty, cabin, market stall, corral, booth, pigsty, halation, cote, bower, jerry built house, desolation, middens, aureole, cabanas, compounds, bowered, cabins, kenneled, cot, boxes, shack, kiosk, kennel, coronas, shanty, igloo, barracked, down at heels, hovels, cots.

Hovel ingilizce tanımı, definition of Hovel

Hovel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An open shed for sheltering cattle, or protecting produce, etc., from the weather. To shelter. To put in a hovel.