Hurdled türkçesi Hurdled nedir

Hurdled ile ilgili cümleler

English: Ali hurdled the fence.
Turkish: Ali çiti aştı.

Hurdled ingilizcede ne demek, Hurdled nerede nasıl kullanılır?

Hurdle height : Engelin yere göre aşılması gereken yüksekliği. engelli koşularda uygulanan üç ayrı engel yüksekliği şunlardır: 1. alçak (low): 200 m. engelli koşularda uygulanan 75.9 cm.-76.5 cm. lik engel yüksekliği. 2. orta (intermediate): erkekler arası 400 m. engelli koşularda 91.1 cm.-91.7 cm.; bayanlar arası 100 m. engelli koşularda 83.7 cm.-84.3 cm. olarak uygulanan engel yüksekliği. 3. yüksek (high): erkekler arası 110 m. engelli koşularda 106.4 cm. -107 cm. olarak düzenlenen engel yüksekliği. Engel yüksekliği.

Hurdle model : Engelli model.

Hurdle race : Engelli (koşu veya yarış). Engelli koşu. Engelli yarış.

Hurdle races : Engelli yarış. Engelli koşular. Belirli aralıklara konmuş, değişik yükseklikteki on çitli engelin üzerinden aşılarak sürdürülen koşular. bu koşular uzaklıklarına göre üç ana dala ayrılırlar: 1. 110 m.-440 m. engelli koşular. 2. 220-300 m. engelli koşular. 3. 100 m. bayanlar arası engelli koşular. Engelli (koşu veya yarış). Engelli koşu.

 

Hurdle rate : Yarışma engeli oranı. Bir yatırım projesinin değerlendirilmesinde kabul edilebilir en düşük getiri oranı. Bir yatırım projesinin değerlendirilmesinde, yatırımın maliyetiyle karşılaştırma yapmak için kullanılan, girişimcinin yatırımdan beklediği getiri, ilgili kesimdeki ortalama kar oranı, sermayenin marjinal etkenliği gibi oranlardan her biri; diğer bir deyişle bir yatırımın yapılabilir olabilmesi için getirisinin geçmek zorunda olduğu oran. Hassas getiri oranı.

Hurdlers : Engelli yarış binicisi. Maniacı. Engelleyici. Engelli koşucusu. Engelci. Engelli koşu yarışçısı. Engelli koşuya katılan yarışmacı.

Hurdles : Engelli koşu. Engelli yarış. Yarışmacıların atlayarak bir dizi çiti aştıkları koşu yarışı.

Water jump including the hurdle : Hendekli engel. Çit ile su hendeğinden oluşan engel.

Double hurdle rational addiction : Çift engelli akılcı alışkanlık.

Hurdler : Maniacı. Engelli koşuya katılan yarışmacı. Engelleyici. Engelci. Engelli yarış binicisi. Engelli koşu yarışçısı. Engelli koşucusu.

İngilizce Hurdled Türkçe anlamı, Hurdled eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hurdled ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carry through : Tamamlamak. Bitirmek. Yüreklendirerek desteklemek. Yerine getirmek. Başarmak. Sonuca ulaştırmak. Gerçekleştirmek.

Barricade : Siper. Set çekmek. Engel. Tabur. Barikat. Geçiş engeli. Berkitilmiş tabya ve sığınak. Barikat yapmak.

Clear up : Düzelmek. Bulmak. Aydınlanmak. Aydınlığa kavuşturmak. Temizlemek. Bilgi vermek. Çözümlemek. Açmak. Tasfiye etmek. Aydınlatmak.

 

Shave through : Ucuz kurtulmak.

Completes : Bütünlemek. Tümlemek. Uygulamak. Tekmillemek. Doldurmak. Yerine getirmek. Tamamlamak. Eksiksiz. Bütün.

Roadblock : Yolu kapatan engel. Barikat. Bariyer. Yolu kapayan engel.

Slashing : Kuvvetli. Uzun yara. İmha edici. Ağır. Acımasız. Şiddetli. Muhteşem. Tahripkar. Çok güzel.

Adjusts : Parlamak. Uydurmak. Düzeltmek. Ayar çekmek. Hizaya getirmek. Alışmak. Uyarlamak. Uymak. Adapte olmak.

Come through : Yaşamak. Gelmek. Başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak. Kendini belli etmek. Atlatmak. (bir haber) gelmek. Kendinden bekleneni yapmak. Geçirmek. Sonuca ulaşmak.

Accomplish : Tamamlamak. Yapmak. Sonunu getirmek. Başarıyla sonuçlandırmak. Başarıya ulaşmak. Almak (yol, zaman). Bitirmek. Yerine getirmek. Başarı elde etmek.

Hurdled synonyms : 100, one c, large integer, entanglements, drawbacks, adversities, hangup, come to grips with, drawback, difficulty, affair, entangles, business, grievances, deal with, snag, complete, achieve, hurdle, clinch, hangups, complexities, carry it off, coming through, apply to, snags, adversity, adjust, shackle, conclude, inclosure, complicacy, roadblocks.

Hurdled zıt anlamlı kelimeler, Hurdled kelime anlamı

Ordinal : Sıra sayı gösterimi 1. Sıra. 2. Sıra belirten. Derece gösteren. Sırasal. Sıra sayısı. Sıralı. Takıma ait (biyoloji terimi). Takıma ait.

Stay in place : Yerinde kalmak.