Hurrying türkçesi Hurrying nedir

Hurrying ile ilgili cümleler

English: Students are hurrying to school.
Turkish: Öğrenciler okula aceleyle gidiyorlar.

English: I saw many people hurrying toward the ball park.
Turkish: Çok sayıda insanın top parkına doğru aceleyle gittiğini gördüm.

English: She came hurrying to his bedside.
Turkish: O, aceleyle onun başucuna geldi.

English: An urgent telegram brought her hurrying back to Tokyo.
Turkish: Acil bir telgraf onu Tokyo'ya aceleyle geri getirdi.

English: We were hurrying in order to make up for the wasted time.
Turkish: Kaybolan zamanı telafi etmek için acele ediyorduk.

Hurrying ingilizcede ne demek, Hurrying nerede nasıl kullanılır?

Hurry scurry : Telaş. Acele. Gümrükten mal kaçırır gibi. Yangından mal kaçırır gibi.

Hurry up : Hızlandırmak. Telesmek. Acele etmek. Hızlanmak.

Be in no hurry to : Bir şey yapmaya can atmamak.

Be in a hurry : Acelesi olmak. Aşıkmak. Acele etmek.

Be in no hurry : Acelesi olmamak.

In a hurry : Hemen. Alelacele. Acele acele. Çabuk çabuk. Telaş içinde. Acele. İvedilikle. Aceleyle. Acele ile. Telaşla.

Hurry : Aceleye getirmek. Telaş. Aceleyle götürmek. Acele. Acele etmek. Çabuk. Acele ettirmek. Koşmak. Hız vermek. Hızlan.

I am in a hurry : Acelem var.

Hurrah : Yaşasın. Bkz.hurray. Hurray. Hurra. Yaşa. Oley.

 

Hurrahs : Hurray. Yaşasın. Oley.

İngilizce Hurrying Türkçe anlamı, Hurrying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hurrying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scurries : Acele etmek. Koşmak. Teksas eyaletinde şehir. Hızla kaçmak. Seğirtmek. Koşturma. Hızla kaçma. Koşturmak. Koşuşturmak.

Move : Kıpırdamak. Taşınmak. Yer değiştirmek. Taşıma. Kıpırdanmak. Hamle. Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi. Kımıldamak. Taşımak. Tahrik etmek.

Speeding : Sürat yapma. Hızlı gitme. Hızlanmak. Hızlanma. Hız yapma. Hızlı araç kullanma.

Hotheadedness : Öfkeli olma durumu. Hiddetlilik. Çok heyecanlı olma durumu. Öfkelilik. Aşırı fevrilik.

Precipitance : Acele. Atılma. Telaş.

Hurriedness : Telaşlandırılma durumu. Acele ettirilme. Aceleye getirilme.

Deceleration : Hız azaltma. Hız kesme. İvmenin tersi. Yavaşlama. Yavaşlama şeridi. Hızını azaltma. Yavaşlatma. Hız azalması.

Motion : El ile işaret etmek. Her türlü değişimi gösteren özdeğin bir varlık biçimi. ötelenme, dönme, titreşim gibi konum değiştirme. Fizik, kimya, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Güdü. Belirli bir düzenin belirli bir güçle işletilmesine dayanan araçlarda, bu düzenin devinime geçmesi. Kımıltı. Hareket. Yer değiştirme. Nesnenin, tüm ya da kimi noktalarının zamana bağlı olarak yer değiştirmesi olayı. İşaret etmek.

Scurrying : Hızla kaçmak. Acele etmek. Hızla kaçma. Koşma. Koşmak.

Hurrying synonyms : precipitantness, scud, acceleration, scudding, fast, precipitancy, headlongness, scurry, incaution, speedup, precipitateness, easy does it, take your time, impetuosity, speed, brashness, overhastiness, take it easy, headiness, precipitation, scurryings, quickening, impetuousness, hastiness, movement.

 

Hurrying zıt anlamlı kelimeler, Hurrying kelime anlamı

Slow : Yavaş. Kesat. Bati. Ağır. Geç. Yavaşlatmak. Geç anlayan. Zor anlayan. Geç olan. Yavaşlamak.

Acceleration : Hız artması. İvme. Vadeden önce muaciliyet kespetme. Süratlenme. Alacağı hızlandırma. Birim zamanındaki hız değişimi. Bilgisayar, fizik, uzay, madencilik, ekonomi alanlarında kullanılır. Hız değişimi. Hız verme. Hızlandırma.

Deceleration : Yavaşlatma. Hız azaltma. Hızını azaltma. Yavaşlama şeridi. Hız azalması. Hız kesme. Yavaşlama. İvmenin tersi.