Hydrostatic türkçesi Hydrostatic nedir
- Suda yaşayan böcek larvalarının hava keseleri gibi suda yüzmelerini sağlayan organları.
- Hidrostatik.
- Su ile çalışan.
- Suda sabit bir biçimde kalabilme ve yüzebilme.
- Hidrostatık.
- Biyoloji alanında kullanılır.
Hydrostatic ingilizcede ne demek, Hydrostatic nerede nasıl kullanılır?
Hydrostatic level : Bir yeraltı yatağındaki suyun, kendi basıncıyle çıkabildiği gerçek yüzey. Hidrostatik düzey. Tabansuyu yüzeyi.
Hydrostatic pressure : Durgun bir su kütlesinin birim yüzeyini etkileyen yerçekimi. Sıvı basıncı. Su basıncı. Durgun akışkan basıncı. Sıvısal basınç. Sıvıların basıncı. Durgun sıvı basıncı. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. Hidrostatik basınç.
Water level hydrostatic balance : Hidrostatik denge.
Hydrostatical : Hidrostatik bir şekilde. Hidrostatik ile ilgili olarak (fizik). Hidrostatik.
Hydrostatically : Hidrostatik olarak.
Hydrostatics : Hidrostatik. Su statiği bilimi.
Hydrostat : Hidrostat.
Dihydrostreptomycin : Verem tedavisinde kullanılan bir antibiyotik.
İngilizce Hydrostatic Türkçe anlamı, Hydrostatic eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Hydrostatic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.
A protein : Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.
Hydrostatics : Su statiği bilimi.
Abductor muscle : Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas. Abdüktör kas.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör.
Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.
Aardvark : Yerdomuzu. Yer domuzu. Karınca yiyen. Borudişli. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi. Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu.
Acacia : Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Mimoza. Arap zamkı. Salkım ağacı. Akasya. Akasya sakızı.
A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.
Hydrostatic synonyms : aardwolf, abiotic environment, abacus bodies, aardvarks, a cells, abo blood groups system, hydrostatical, a site.
Hydrostatic zıt anlamlı kelimeler, Hydrostatic kelime anlamı
Hydrokinetic : Hidrokinetik (sıvıların hareketi bilimi) ile ilgili. Hidrokinetik.
Hydrostatic ingilizce tanımı, definition of Hydrostatic
Hydrostatic kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Pertaining to, or in accordance with, the principles of the equilibrium of fluids. Of or relating to hydrostatics.

Bu kısımda Hydrostatic kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Hydrostatic ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Hydrostatic anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Hydrostatic ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.