Hidrostatik nedir, Hidrostatik ne demek

Hidrostatik; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Sıvıların dengesiyle ilgili olan
  • Sıvıların dengesini ve kaplar üzerine yaptıkları basıncı inceleyen fizik dalı.

Biyoloji'deki anlamı:

(Yun. hydor: su; statikos: durmaya sebep olmak) Suda yaşayan böcek larvalarının hava keseleri gibi suda yüzmelerini sağlayan organları.

Kimya'daki anlamı:

Dengedeki sıvılarla ilgili çalışma alanı.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Suda sabit bir biçimde kalabilme ve yüzebilme.

İngilizce'de Hidrostatik ne demek? Hidrostatik ingilizcesi nedir?:

hydrostatic, hydrostatics

Osmanlıca Hidrostatik ne demek? Hidrostatik Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

muvâzenet-i mayiât

Hidrostatik hakkında bilgiler

Akışkan statiği ya da hidrostatik, hareketsiz akışkanlar üzerinde çalışmalar yapan akışkan mekaniğinin dalı. Hangi akışkanların durağan dengede hareketsiz kaldığıyla ilgili yapılmış olan çalışmaları kabul eder ve akışkan dinamiğiyle karşılaştırıldığında hareket halindeki akışkanları inceler.

Hidrostatik depolama, taşıma ve akışkan kullanma için ekipman mühendisliği olan hidrolik için esastır. Ayrıca jeofizik, astrofizik, meteoroloji gibi birçok alanla ilgilidir.

 

Hidrostatik günlük hayatta yaşadığımız örnek olarak atmosfer basıncının neden rakımla değiştiği, neden tahta ya da zeytinyağının su yüzeyinde yüzdüğü veya su hangi şekle sahip kaba konulursa konulsun yüzeyinin neden yatay çizgi olarak gözüktüğü gibi birçok olaya fiziksel açıklama getirir.

Hidrostatikle ilgili bazı prensipler deneye ve antik çağlardan beri sezgiye dayalı olarak bilinir. Arşimet aynı zamanda kendi adını taşıyan yer değiştiren sıvının hacim ve öz kütlesi için kaldırma kuvveti ile ilgili matematiksel yasayı keşfederek itibar sahibi olmuştur. Romalı mühendis Vitruvius okuyucularını boruların hidrostatik basınç altında patladığı hakkında uyarmıştır.

Hidrostatik kısaca anlamı, tanımı:

Sıvı : Bulunduğu kabın biçimini alabilen ve üstü yatay bir düzlem durumuna gelebilen akışkan cisim, mayi, likit.

Denge : Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması. Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar. Ekonomik hayatın uyumlu düzeni. Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene, balans. Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli.

Basın : Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat. Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü.

İnce : Taneleri ufak, iri karşıtı. Zayıf. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar). Düşünce, duygu veya davranış bakımından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı. Kendi cinsinden olanlara göre dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı. Aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı. Hafif, gücü az. Ayrıntılı. Tiz (ses), pes karşıtı.

 

Fizik : İnsanın doğal yapısı. Maddenin kimyasal yapısındaki değişiklikler dışında genel veya geçici yasalara bağlı, deneysel olarak araştırılabilen, ölçülebilen, matematiksel olarak tanımlanabilen madde ve enerji olgularıyla uğraşan bilim dalı. Kişinin dış görünüşü.

Hareketsiz : Hareket etmeyen, yerinden kımıldamayan, durgun, durağan.

Akışkan : Akış özellikleri gözlenebilen (sıvı veya gaz), seyyal.

Çalışma : Bünyesindeki suyun azalması veya çoğalması sonucu ağacın biçim ve boyutlarının değişmesi. Bir yapı elemanının yük altında biçim değiştirmesi, az veya çok zorlanması. Bilimsel ve sanatsal amaçlı ürün. Çalışmak işi, emek, say.

Kabul : Bir öneriyi uygun bulma, onaylama. Akseptans. Sunulan bir şeyi, armağanı alma. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma. Bir yere alınma. Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma.

Eder : Fiyat, paha, değer.

Hareket : Devinim. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Yola çıkma. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Davranış, tutum. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Deprem. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi.

İlgili : İlgilenmiş olan, ilgisi bulunan, alakalı, alakadar, müteallik.

Diğer dillerde Hidrostatik anlamı nedir?

İngilizce'de Hidrostatik ne demek? : adj. hydrostatic

n. hydrostatics

Fransızca'da Hidrostatik : hydrostatique [la]

Almanca'da Hidrostatik : n. Hydrostatik

adj. hydrostatisch

Rusça'da Hidrostatik : n. гидростатика (F)