İçe ilimek nedir, İçe ilimek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sindirmek, yararlı olmak (yemekiçin).

[Bakınız: içine ılımak].

İçine sinmek, o işten ya da sözden memnunluk duymak.

İçe ilimek kısaca anlamı, tanımı

İçe : Mutfak

İlim : Bilim. Ayrıntı, özellik, nitelik. Erik ve kayısı ağaçlarının çıkardığı zamk. Tanelerinden çorba ve aş yapılan, kedi kuyruğuna benzeyen başaklar içindeki küçük bir çeşit darı. Bilme, biliş, bir şeyin doğrusunu bilme.

İlime : Çalılar arasındaki dar yol, keçi yolu. Boyundan kuyruk sokumuna kadar iki parçaya bölünmüş davar etinin her bir yarısı.

İlimek : Zayıflamak. Gelişigüzel dikmek, teğellemek. Yaramak, fayda vermek, yenen ya da yapılan bir şey içe sinmek. İlmek yapmak. Bağlamak. [Bakınız: ilgilemek]. Heyecanlanarak içi hop etmek: İçim ilidi. Isınmak. Araştırmak, aramak.

İçine ılımak : İçine sinmek, o işten ya da sözden memnunluk duymak.

Memnunluk : Kıvanma, kıvanç.

Sindirmek : Sinmesini sağlamak veya sinmesine sebep olmak. Kendine mal etmek, anlayışla karşılayıp benimsemek. Yenilen besin maddesini sindirim sisteminde gereken değişikliklere uğratarak kana karışabilir bir duruma getirmek, hazmetmek.

Sindirme : Sindirmek işi.

Yararlı : Yarar sağlayan, yararı olan, yarayışlı, faydalı, nafi, avantajlı.

Duymak : Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.

 

Memnun : Herhangi bir olaydan veya durumdan ötürü sevinç duyan, kıvançlı, mutlu. Herhangi bir olaydan veya durumdan ötürü sevinç duyarak, kıvançlı, mutlu olarak.

Sinmek : Kendini göstermemek için büzülmek, saklanmak, pusmak. Korku, yılgınlık vb. sebeplerle konuşmamak, hareket etmemek veya tepki göstermemek. Hiç çıkmayacak veya güç çıkacak biçimde işlemek, nüfuz etmek. Huy, alışkanlık vb. iyice yerleşmek.

Ilımak : Ilınmak.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Memnu : Yasak.

Yarar : Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj. Çıkar. Yarayan, elverişli, uygun.

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

İçine : İçin edatı.

Sindi : Makas. Şimdi (bk. şimdi).

Sözde : Gerçekte öyle olmayıp öyle geçinen veya bilinen. Sözüm ona, sanki, güya.

Diğer dillerde İçe göç anlamı nedir?

İngilizce'de İçe göç ne demek ? : immigration