İlim nedir, İlim ne demek

İlim; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de isimmecaz olarak kullanılır.

  • Bilim
  • Ayrıntı, özellik, nitelik.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Erik ve kayısı ağaçlarının çıkardığı zamk.

Tanelerinden çorba ve aş yapılan, kedi kuyruğuna benzeyen başaklar içindeki küçük bir çeşit darı.

İlim isminin anlamı, İlim ne demek:

Bilme, biliş, bir şeyin doğrusunu bilme. Bilim. İlim ismi; Arapça kökenli olup bir Erkek ismidir.

İlim ile ilgili Cümleler

  • Laleler, ilimizin resmi çiçeğidirler.
  • İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.
  • İbn Sînâ 12 den daha çok ilim tahsil etti.
  • Sabır en güzel huy, ilim en güzel süs eşyasıdır.
  • Cahile ilim öğrettiniz, dünkü bok bana caka satıyor.
  • “İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir”
  • İlimizde birçok yetenekli insan var, ama Mustafa bunlardan biri değildir.
  • Cahile ilim öğretmek ile zalime kılıç vermek aynı şeydir.
  • Nice bilginler vardır ki gerçek bilgiden, hakiki irfandan nasipsizdirler. Bu ilim sahipleri, bilgi hafızıdır, bilgi sevgilisi değil.

İlim tanımı, anlamı

İçe ilimek : Sindirmek, yararlı olmak (yemekiçin). [Bakınız: içine ılımak]. İçine sinmek, o işten ya da sözden memnunluk duymak

İçine ilimek : İçine sinmek, o işten ya da sözden memnunluk duymak.

 

İktisadi ve ticari ilimler akademisi : Ekonomi, tecim ve maliye alanlarında çalışmak isteyenleri yetiştiren, bu alanlarla ilgili sorunlar üzerinde incelemeler ve araştırmalar yapan yüksek öğretim kurumu.

İlim ilim : Çabuk çabuk.

İlim ilim ilindirmek : Sert ve fena koku yaymak.

İlim ilim olmak : İzini kaybederek uzaklaşmak.

İlim ilim yitmek : İzini kaybederek uzaklaşmak.

İlim tadım : İsteksiz: Çocuk hasta önüne gelen yemeklerden yer gibi yemez gibi ilim tadım yiyip çekiliyor.

İlim vurmak : İlmek atmak.

İlima : Kullanılmış sabun parçası.

İlimaç : Asma kütüğüne sarılarak zarar veren, kurutan bir çeşit ot.

İliman : Limon. Liman, gemi sığınağı.

İlimannıh : Ilık (hava için).

İlimar : Kamış ya da ağaçtan yapılan masura.

İlimbey : Sakarya şehri, Doğançay nahiyesine bağlı bir yer.

İlimci : Bilimci.

İlimdar : Bilim sahibi, bilgili kimse.

İlime : Çalılar arasındaki dar yol, keçi yolu. Boyundan kuyruk sokumuna kadar iki parçaya bölünmüş davar etinin her bir yarısı.

İlime ilime : Dilim dilim.

İlimeg : Yaramak, fayda vermek, yenen ya da yapılan bir şey içe sinmek.

İlimek : Zayıflamak. Gelişigüzel dikmek, teğellemek. Yaramak, fayda vermek, yenen ya da yapılan bir şey içe sinmek. İlmek yapmak. Bağlamak. [Bakınız: ilgilemek]. Heyecanlanarak içi hop etmek: İçim ilidi. Isınmak. Araştırmak, aramak.

İlimete : Küçük hasır.

İlimor su : Ilık su.

Tabii ilimler : Doğa bilimleri. [Bakınız: doğa bilimleri]. [Bakınız: Doğal Bilimler].

İlim adamı : Bilim adamı.

İlimcilik : Bilimcilik.

Manevi ilim : Anlayış yöntemini esas alan bilim dalı.

Müspet ilimler : Pozitif bilimler.

Diğer dillerde İlgisizlik ölçütü anlamı nedir?

İngilizce'de İlgisizlik ölçütü ne demek ? : criterion of irrelevance