Learning türkçesi Learning nedir

  • Bilgi.
  • Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Öğrenim.
  • Belli durumlar ve sorunlar karşısında tepki ve davranış oluşturma, bunları değiştirerek yenilerini edinebilme yeteneği. 2-ekinin iletilme ve yayılma süreci.
  • İrfan.
  • Bilim.
  • İlim.
  • Tahsil.
  • Sürekli öğrenme.
  • Maarif.
  • Kavramsal düzenlemeler yapma süreci. 2-alıştırma ve uygulamaların oldukça sürekli olan etkilerine verilen ad. belli bilgi, beceri ve anlayışlar edinme. tepki ve davranışlarda her zaman ya da kimi durumlarda yaşantıların oluşturduğu değişme.
  • Öğrenme.

Learning ile ilgili cümleler

English: A mistake young people often make is to start learning too many languages at the same time, as they underestimate the difficulties and overestimate their own ability to learn them.
Turkish: Gençlerin sık yaptığı bir hata da; zorluklarını hafife alıp, kendi yeteneklerini de gözlerinde büyütürek aynı anda birçok dili birden öğrenmeye başlamaları.

English: Ali didn't seem terribly interested in learning French.
Turkish: Ali Fransızca öğrenmekle çok fazla ilgileniyor gibi gözükmüyor.

English: Ali doesn't seem particularly interested in learning French.
Turkish: Ali özellikle Fransızca öğrenmekle ilgili görünmüyor.

English: "I've got a bit of interest in learning French, but isn't it hard?" "Not at all. It's 100 times easier than English!" "Really?" "Well, at least to me it is." "That's because you're native though"
Turkish: "Fransızca öğrenmeye biraz ilgim var ama o zor değil mi?" "Hiç değil. İngilizce'den 100 kat daha kolay!" "Gerçekten mi?" "Eh, en azından benim için öyle." "Bunun nedeni senin ana dilin olması gerçi"

 

English: A little learning is a dangerous thing.
Turkish: Birazcık öğrenme tehlikeli bir şeydir.

Learning ingilizcede ne demek, Learning nerede nasıl kullanılır?

Learning ability : Öğrenme yeteneği.

Learning aids : Öğrenme araçları. Öğrenme sürecine kolaylık sağlayan kaynaklar.

Learning algorithm : Öğrenme algoritması.

Learning aptitude : Hızlı ve kolay öğrenmeyi sağlayan içsel güc. Öğrenme anıklığı.

Learning by doing : Yaparak öğrenme. İşçilerin, aynı tür etkinlikleri düzenli olarak yapmaları sonucu verimliliklerinin artması.

Learning capacity : Öğrenme kapasitesi. Öğrenme gücü. Kavram ve verileri öğrenme, hatırda tutma ile beceriler edinme gücü. beynin anlayış ve kavrayış sınırı. 3.- bireyin, davranımlarını değiştirebilme yönünden, kalıtım ve çevre ile belirlenen gizilgücü.

Learning disabled : Öğrenme yetersizliği olan kişiler. Öğrenme özürlüler. Öğrenme veya okuma güçlüğü ile tanımlanan rahatsızlıkları olan inanlar (disleksi gibi).

 

Learning disabilities : Öğrenme güçlükleri. Öğrenme özürleri. Normal veya ortalama zeka üstü insanları etkileyen öğrenme veya okuma güçlüğü ile tanımlanan rahatsızlık (disleksi gibi). Öğrenme yetersizliği.

Learning disability : Öğrenme özrü. Öğrenme güçlüğü. Normal veya ortalama zeka üstü insanları etkileyen öğrenme veya okuma güçlüğü ile tanımlanan rahatsızlık (disleksi gibi).

Learning play : Belli bir sorunu, konuyu, durumu, ya da doğruyu öğretmek, seyirciye bir dünya görüşü kazandırmak amacıyla yazılmış oyun. örnek : breeht'in öğreti oyunları. Öğreti oyunu.

İngilizce Learning Türkçe anlamı, Learning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Learning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Science : Maharet. Evrenin bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi. türlü duygusal yaşantıların mantıkça bir örnek düşünce dizgesine uydurulması için gösterilen çabalara verilen ad. Hüner. Olayların ve nesnelerin oluşum, yapı ve gelişimindeki yasalılıkları açıklamaya çalışan, olguları, mantıksal düşünceyi temel alan, tarihsel nitelikte bilgi düzeni. Beceri. Konuları genellikle fizik, kimya, biyoloji bilimlerinden yararlanılarak saptanan, öğrencilere canlı ve cansız varlıkların özellikleri ve insan yaşayışıyle olan ilişkileri üzerinde temel bilgi ve anlayışları kazandırma amacını güden, çoğunlukla orta dereceli okulların birinci döneminde okutulan ders. Fen.

Enlightenment : Aydınlanma. Bilgilenme. Aydınlanmış olma durumu. Bilgilendirme. Aydınlatma. Zihinsel veya ruhsal farkındalık durumu. Aydınlanma hareketi.

Encashment : Kendine mal etme. Paraya dönüştürme. Para alma. Bozdurma. Paraya çevirme. Teslim alma yetkisi. Alacaklısına ilişkin bir paranın yasal temsilcisi ya da yetkili bir başka kişi tarafından borçlusundan alınması. Ahzükabz.

Enlightenments : Aydınlık. Aydınlanmış olma durumu. Aydınlanma. Bilgilenme. Zihinsel veya ruhsal farkındalık durumu. Bilgilendirme. Aydınlanma hareketi. Aydınlatma.

Carry over : Ertelemek. Uzatmak. Gelmek. Taşınma. Nakli yekun. Devretmek. Geri çekme. Sonraki yıla nakletmek. Nakletmek. Aktarmak.

Learnedness : Eğitim görmüşlük. Bilgililik. Bilginlik. Okumuşluk. Eğitim. Allamelik. Bilgisi geniş.

Scholarship : Derin bilgi. Ciddi çalışma. Kimi öğrencilere orta ya da yüksek öğrenimlerini sürdürebilmeleri için, belli bir süre devlet ya da özel kuruluşlarca ödenen aylık para. Alimlik. Burs. Bilginlik.

Lores : İrfan özellikle eski zaman bilgileri. Sürüngen. Töresel bilgi.

Sciences : Fen. Fen bilimleri. Beceri. Teknik.

Dopes : Vernik. Macun. Cila. Esrar. Önceden kestirmek. Üstesinden gelmek. Çiriş. Doping yapmak. Sersem.

Learning synonyms : eruditeness, encyclopaedism, basic cognitive process, committal to memory, developmental learning, geeks, language learning, acquaintance, wisdoms, cognisance, work, conditioning, incorporation, scholarships, fact, absorption, imprinting, instruction, data, learnings, acquisition, cognizance, knowledge, gleanings, internalisation, gen, transfer of training, dope, encyclopedism, educ, collecting, cc, conveyance.

Learning ingilizce tanımı, definition of Learning

Learning kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the learning of languages. The learning of telegraphy. The acquisition of knowledge or skill.