İçer nedir, İçer ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Oda, oturma odası.
İçer ile ilgili Cümleler
- İçeri gidip bakmak ister misiniz?
- Umarım şimdi anlıyorsundur uzun süre yatan kişilerin içeriden nasıl çıktıklarını.
- İçeri gelmemi ister misin?
- Bundan da başka yarın bunu tutar, içeri tıkabilirdi.
- O, ekşi krema içeren salatalardan hoşlanır.
- İçeri girebilir miyiz lütfen?
- Neden içeri gelmiyorsun? O konuda konuşabiliriz.
- Biz bütün günü içeride geçirdik.
- Gübreler fosfor içerir mi?
- Ali iş başında içki içerken bulundu.
- İçeri girer misin lütfen?
- Ali paketin içeriğine baktı.
- Bir taş merdivenden çıkıp yarı açık duran bir tahta kapıdan içeriye dalıyorlardı.
- Fransızlar şarap içerler.
- Bu işte bir milyar lira içeri girdim.
- İçeri girdiğini duydum.
- İçeri gel ve yiyecek bir şey al.
İçer ile ilgili Atasözü veya Deyim
çömlekçi suyu saksıdan içer : kişi, geçimini sanatı ile sağlar anlamında kullanılan bir söz.
eşek hoşaftan ne anlar (suyunu içer, tanesini bırakır) : bilgisiz, görgüsüz kimse ince, güzel şeylerin zevkine varamaz, değerini ölçemez anlamında kullanılan bir söz.
içeri girmek : bir iş veya alışverişte zarar etmek hapse girmek.
içeride olmak : zarar etmiş olmak, borçlanmış olmak hapishanede olmak.
içeriden çıkmak : hapisten kurtulmak, serbest kalmak.
içeriden evlenmek : iç evlilik yapmak.
içeriye atmak (veya almak veya tıkmak) : hapsetmek.
içeriye dalmak : kapalı bir yere hızlıca girmek bir yere izinsiz girmek.
içeriye düşmek : hapse girmek.
keçinin uyuzu, çeşmenin gözünden su içer : değersiz kişiler kendilerini değerli ve en güzel şeye layık görürler anlamında kullanılan bir söz.
mart içeri, pire dışarı : tedirgin edici biri geldiğinde gitmeye kalkan kimseler için kullanılan bir söz.
sütten ağzı yanan yoğurdu (veya ayranı) üfleyerek yer (veya içer) : bir olaydan gerekli dersi alan, sonra uyanık davranır anlamında kullanılan bir söz.
tekkeyi bekleyen çorbayı içer : bir şeyi elde etmek için bazı sıkıntılara katlanmak gerekir anlamında kullanılan bir söz.
İçer anlamı, kısaca tanımı
Amiloid içeren odontojenik tümör : Dişi oluşturan epitelden köken alan, ender olarak köpek ve kedilerde görülen, tümöral epitel hücreleri arasında değişen miktarlarda amiloid matriks içeren bir tümör, kalsifiye epiteliyal odontojenik tümör
Berilyum içerikölçeri : Berilyum nükleer tepkimesi yardımıyla bir cevher numunesindeki berilyum miktarını belirlemeye yarayan gama ışınımı kaynaklı içerikölçer.
Biçim ve içerik : Toplumsal gerçekliğin birbirinden ayrılmaz, birbirine bağımlı iki yanı. bk. biçim, içerik.
Boş içerenli içerme : İçereni boş kümeye eşit olan ya da başka bir deyişle biçiminde olan içerme.
Darp içeri olmak : Bir yere teklifsizce girmek, birdenbire girmek.
Ev içerisi : Ev halkı.
Gizil içerik : Düş simgelerinin arkasında yatan gizil anlam.
Histamin içeren gıdalar : Kimi balık türleri ve peynir başta olmak üzere yüksek düzeylerde histamin içeren yiyecekler.
Irız içeri : Kiler.
İçerda : İçerdeki.
İçerdekiler : Çalışmakta olan ve bu nedenle ücret pazarlıklarını doğrudan etkileyen işgücü. karşılığı dışardakiler, içerdekiler-dışardakiler kuramı, yedek işsizler ordusu. Bir firmadaki karar verme konumunda bulunan üst düzeydeki yöneticiler ve iç paydaşlar.
İçerdekiler dışardakiler kuramı : Firma ile içerdekiler arasındaki ücret belirleme mekanizmasında sendika ve sendika baskısından kaynaklanan işsizliği ve dışardakilere rağmen reel ücretlerin yüksekliğini açıklamak için kullanılan ve farklı işgücü grupları ile firma davranışlarını ve bu davranışların sonuçlarını gösteren modellerin dayandığı Yeni Keynesyenlerin geliştirdiği kuram.
İçerden bilgi : Bir şirkete ait finansal varlığın değerini etkileyebilecek, kamuya açıklanmayan ve şirket yönetiminin sahip olduğu bilgi. karşılığı içerden öğrenenlerin ticareti.
İçerden öğrenenlerin ticareti : Taşınır değerler piyasasında içerden bilgiye ulaşanların, kâr elde etme veya zarardan korunma amacıyla yaptıkları alım satım işlemleri.
İçerden söylemek : Aleviliğe ait deyişler söylemek.
İçere : İçeri.
İçerebilme : İçerebilmek işi.
İçerebilmek : İçerme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İçeri dalgalığı : Almacın bulunduğu yapının içinde ya da doğrudan doğruya almacın yakınında yer alan dalgalık çeşidi.
İçeri evsimek : Acıkmak.
İçeri gelen : Az içeride.
İçeri olmak : Gerdeğe girmek.
İçeri salmak : İçeri sokmak.
İçeri tutmak : Bir işte başkasını aldatıp, zarar ettirmek.
İçeribükü : Ordu ili, Çaybaşı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
İçeriçumra : Konya ili, Çumra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
İçeride çevirim : İşlikte ya da kapalı herhangi bir yerde gerçekleştirilen çalışma. (İşlik dışında; açık havada yani dışarıda çevirimin karşıtı olarak kullanılır).
İçeriden : Bizden anlamında kullanılır: Bu çocuk içeriden.
İçeriden çıkma : Enderundan çırağ olma.
İçerik çözümlemesi : Başta yığın iletişim araçları olmak üzere genel olarak yazılı ve sözlü belgelerin içeriğinin sayısal olarak incelenmesi. Yığın iletişiminde kaynaktan yayın araçları yoluyla aktarılan bilgi ya da iletinin taşıdığı anlamın çözümlenerek dizgeli bilgiye dönüştürülmesi.
İçerik davranış : Belirli bir örgen ya da örgenlerle ortaya vurulan davranışlar (Göz kırpmak gibi).
İçerik evreni : Bir ölçüm boyutunun açık ya da örtük, olgusal ya da mantıksal içerimleri.
İçerik geçerliği : Bir ölçme aracının, ölçüm boyutunun kavramsal ve mantıksal içerimlerini yeterince yansıtıp yansıtmadığına bakarak geçerliğini sınama, bk. geçerlik saptama yolları.
İçerik notu : Fişte, kitabın kaynakçasal kimliğinden sonra verilen; ciltler ya da bölümler üzerinde açıklık kazandıran bilgi.
İçerik ödül : Başarılan işin deneğe sağladığı doygunluk.
İçerik ölçeği : Belli bir tutum konusunda yanıtlayıcının salt ilgili anlatıma katılıp katılmadığını, yandaşlık ya da karşıtlığını saptayan, yoğunluk düzeyini vermeyen ölçek. bk. yoğunluk ölçeği.
İçerikleştirme : Başka bir kişinin ya da toplumun bilgi, inanç ve davranışlarını benimseyerek kendine mal etme.
İçerikölçer : İyonlaştırıcı ışınım kaynağı içeren ve bir maddede bulunan element miktarını belirlemeye yarayan ölçüm aygıtı.
İçeriksel onarım : İçinden kimi bölümleri eksik ya da değiştirilmiş olan bir filmi, özgün biçimine sokma amacıyla yapılan çalışma.
İçeriksiz : İçeriği olmayan.
İçerili : Yerli, bu yurdun ya da bu evin adamı. Kinci: Ali içerili bir adam.
İçerilmemiş teknolojik gelişme : Sermaye mallarında ve emekte herhangi bir nicelik değişmesine yol açmaksızın niteliği değişmiş gibi üretim artışlarına yol açan, dışsal teknolojik gelişme. karşılığı içerilmiş teknolojik gelişme, gökten inen nur, Solow büyüme modeli.
İçerilmiş teknolojik gelişme : Yeni makine ve donatım yatırımı biçiminde ortaya çıkan teknik bilgi ilerlemesi. karşılığı içerilmemiş teknolojik gelişme.
İçerim : Bir olgu, kavram ya da anlatımın açık-örtük, doğrudan-dolaylı bileşenlerinin tümü.
İçerisi gitmek : Bağırsakları bozulmak.
İçerisu : Gaziantep ili, Sakçagöz bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
İçerke : Bir dizge ya da nesnenin konumundan doğan gizil güç dışında, içerdiği her tür erke.
İçerleg : Yanındakilerden daha içerde, daha geride olan: Bizim ev biraz içerlegtir.
İçerlenmek : İçer gibi görünmek.
İçermeli ayırtlam : Verilen p, q önermeleri için, doğruluk değerleri aşağıdaki çizelgeyle tammlanan ve pVq ile gösterilen bileşik önerme: Anlamdaş. ayırtlam. Karşılaştırınız. dışarmalı ayırtlam.
İçertiler : Aile, akraba.
İçerüden içerü : İçten içe, iç içe.
İşkembe içeriği : Mezbahada kesilen hayvanların işkembe içeriklerinin toplanmasıyla elde edilen, her kilogram işkembe içeriğinde 35-55 gram bakteri ve protozoa bulunan, kuru ot kalitesinde yem maddesi. Kurutulmuş iskembe içeriği.
İşkembe içeriği muayenesi : Sindirim bozukluklarının klinik olarak tanı ve ayırıcı tanıları için işkembe içeriğinin renk, kıvam, koku, pH değeri, sedimentasyon-flotasyon, infüsoriya miktarı ve bakteri miktarları, ayrıca selüloz sindirim deneyi, glikoz fermantasyonu, nitrit redüksiyonu, uçucu yağ asitleri ve benzerleri açıdan muayenelerinin yapılması, rumen içeriği muayenesi.
Kurutulmuş işkembe içeriği : İşkembe içeriğinin patojen mikropları da öldürecek şekilde 100°C'in üzerinde bir sıcaklıkta, % 12 veya daha az neme kadar kurutulmasıyla elde edilen ürün, işkembe içeriği.
Kükürt içerikölçeri : Işınım emilimi sonunda, hidrokarbonlar içindeki kükürt düzeyini belirlemeye yarayan içerikölçer.
Kül içerikölçeri : Kömürün geriye saçtığı ışınımı ölçerek, kömürdeki kül düzeyini belirlemeye yarayan içerikölçer.
Mineral içerik : Yemlerdeki makro ve mikro elementlerden oluşan inorganik madde miktarı.
Nem içeriği : Herhangi bir maddede bulunan nem miktarı.
Örtük içerik : Gözlem aracındaki bir soruya alınmış yanıtın açık görünüşünün altında yatan ya da bir yanıtın içerdiği ve üstü kapalı olarak dile getirdiği anlam ya da içerik.
Rumen içeriği muayenesi : İşkembe içeriği muayenesi.
Soru içeriği : Bir sorunun içerdiği bilgi istemi ya da dile getirdiği anlam yükü.
Şirdende içerik sertleşmesi : Şirden kabızlığı.
Toplumsal içerikli reklam : Bir toplumu ilgilendiren sosyal, siyasi ve iktisadi ortama ilişkin tartışmalı konularda kamuoyu oluşturmak amacıyla kamu ve/veya özel kesim tarafından yapılan bir çeşit reklam türü.
Toryum içerikölçeri : Bir cevher numunesinde, radon ve toronun yarı ömürleri arasındaki ayrımlığa dayalı bir yöntemle toryum miktarını belirlemeye yarayan ölçüm aygıtı.
Uranyum içerikölçeri : Bir cevher numunesindeki beta ve gama ışınları oranını ölçerek, cevherdeki uranyum miktarını belirlemeye yarayan ölçüm aygıtı.
Yağmurdan içer : Ancak yağmur suyu içen susuz (toprak).
Yukarı içeri doğrultu : Kılıçoyuncularının gövdeleri üzerinde saptanan dört bölümden biri. Savut tutan ele göre belden yukarda ve içte kalan kesimi (savut sağ elde olduğuna göre sol kesimi) gösteren yön.
İçeri : İç yan, iç bölüm, dışarı karşıtı. İç yüzeyde, iç bölümde olan. Hapishane. İç, iç yüzey. Gönül, yürek. İç yana, iç yana doğru.
İçerik : Bir şeyin içinde bulunanların bütünü, muhteva, mazruf. Herhangi bir ruhsal süreç ya da düşünsel işlevi oluşturan ögelerin bütünü. Bir kelimenin veya kavramın anlamı. Sözlü veya yazılı anlatımda verilmek istenen öz, düşünce, duygu ve imgelerin bütünü. Bir cümle veya yargıda açıkça söylenmemekle birlikte var olduğu anlaşılabilen, zımni.
İçerikli : Herhangi bir niteliği, özelliği içeren, muhtevalı.
İçerlek : Yanındakilerden daha içeride, daha geride bulunan. İçine çökmüş, derinde olan.
İçerleme : İçerlemek işi.
İçerlemek : İçin için öfkelenmek. Kırılmak, alınmak.
İçerleyiş : İçerleme işi.
İçerme : İçermek işi, tazammun, ihtiva.
İçermek : İçine almak, içinde bulundurmak, ihtiva etmek. Bir şey, başka bir şeyin varlığını gerektirmek, biri ötekini ister istemez düşündürmek, tazammun etmek.
Diğer dillerde İçen dışa hali anlamı nedir?
Fransızca'da İçen dışa hali nedir ? : cas élatif

Bu kısımda İçer nedir? İçer ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İçer tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İçer hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.