İçi nedir, İçi ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bir memleketin saygı duyulanı, ileri geleni.
İçin.
İçi ile ilgili Cümleler
- Yusuf için her fedakârlığa razı idim. Fakat buna imkân göremiyordum. İçim parçalandı.
- Hani bazı kadınlar vardır, hödük koca ile düşe kalka eblehleşir, içleri kararır, ispinoz gibi susar otururlar.
- Ay içim eziliyor kızım... Uzatma çabuk söyle.
- Demin Raif Efendi'nin karısını dinlerken içim kan ağlıyordu.
- Ağzımın içi yangın yerine dönüp yine de ağrılar kesilmeyince çok sıkıntılı bir vaziyete düştüm.
- Kitabın içi toz dolmuştu.
- Senin içi uyuma zamanı.
- Ürünlerini çevrim içi satmaya çalışmalısın.
- Artık bu çehrenin karşısına geç. Bak, bak, için açılsın.
- Biliyorum; bütün sözler yavan, bütün sözcüklerin içi boşalmış, bütün anlamlar kullanılmış.
- Sanki ağlayan ve en çok içi yanan o değildi.
- Hayvan aklıma geldikçe içim daralıyor dayı.
- Zayıf bir kızı severdim / Gözlerinin içi gülerdi
- Bu çevrim içi ankete katılmak için size bazı kişisel bilgiler sorabiliriz.
- Güler'i gördüm ve içim hop etti.
- Senin içi aldığıma bak.
- Biliyorum içiniz vatan aşkıyla yanıyor, aynen benim gibi.
- Bir an önce varalım diye içim içimi yiyor.
- Uzunca bir süredir, bir daha âşık olamayacak kadar içinin kağşadığını düşünüyordu.
- Evin içi ılık.
- Nazmiye'den çok İhsan'ın içi içine sığmıyor, birazdan başlarına gelecekleri tasarlayarak kahroluyordu.
- Uzun yıllar içim ısınmadı ona.
- Sekiz saattir trendeyim. Tren boş ve neşesiz. İçim sıkılıyor.
- O kadar tatlıydı ki insanın içi eziliyordu.
- Otuz sayfa okurum diye umduğum koca bir günün sonunda zar zor üç sayfa okuyabildiğimi anımsayınca içim cız etti.
- Tabanları, dizleri sızlar gibi oldu. Bir de içi bulandı, kusacak gibi oldu.
- Onun içi dışı bir değil.
- Tom'un içi dışı birdir.
- Gel benim canımın içi, gel yanıma.
- Cip hazır, dedi. İnşallah süspansiyonu iyidir yoksa yollarda içimiz dışımıza çıkacak.
- Arsız bir tabiatım var. Ne görsem içim çeker.
- Tom'un içi dışı bir.
- Vehbi Dede itiraz etmezse içi rahat edecek.
- İçi ezim ezim eziliyordu.
- Ali aile içi istismar konusunda uzmandı.
- Hayatımızda bozukluğunu, yokluğunu içlerimiz burkularak duyduğumuz ne vardır ki milli şuur eksikliğinden gelmesin?
İçi ile ilgili Atasözü veya Deyim
ağzının içi yangın yerine dönmek : ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek.
ak koyunu gören içi dolu yağ sanır : bir şeyin dış görünüşüne bakarak içinin de öyle olduğunu sananlar yanılırlar anlamında kullanılan bir söz.
(bir şeyi) içi kabul etmemek : bir şeyden midesi bulanmak Mecaz anlamı benimsememek, kabullenememek.
canımın içi : çok sevilen bir kimse için kullanılan bir söz.
gözlerinin içi gülmek : çok sevindiği yüzünden, gözlerinden belli olmak.
içi açılmak : güzel bir şey karşısında sıkıntısı dağılmak, ferahlamak.
içi alaylı, dışı kalaylı : dışı süslü, güzel görünüşlü ancak içi berbat anlamında kullanılan bir söz.
içi almamak : midesi kabul etmemek sakıncalı gördüğünden veya beğenmediğinden, bir işi yapmak istememek.
içi bayılmak : çok acıkmak çok şekerli veya yağlı yiyecek ağır gelmek.
içi beni yakar, dışı eli (veya seni) yakar : dış görünüşü ile başkalarının hoşuna giden bir şeyin veya durumun gerçekte kötü yönleri olabilir anlamında kullanılan bir söz.
içi boşalmak : önemi ve anlamı kalmamak.
içi bulanmak : kusacak gibi olmak.
içi burkulmak : bir şeye çok üzülmek.
içi cız etmek : ansızın içi sızlamak.
içi çekmek : istek duymak.
içi daralmak : sıkılmak, bunalmak.
içi dayanmamak : acıklı bir durumu kaldıramamak.
içi dışı bir (olmak) : düşündüğünü açıkça söyleyen, gizli bir düşüncesi olmayan, ikiyüzlü olmayan.
içi dışına çıkmak : kusmak kusacak duruma gelmek.
içi erimek : kaygı duymak, çok üzülmek.
içi ezilmek : üzülmek, yüreği burkulmak acıkma hissi duymak Mecaz anlamı sıkıntı ve heyecan içine düşmek.
içi ezim ezim ezilmek : çok üzülmek.
içi geçmek : [Bakınız: içi gitmek].
içi gitmek : İshal olmak.
içi götürmemek : acıklı bir durum karşısında dayanamamak kıskanmak, çekememek vicdanına sığdıramamak.
içi hop etmek : birdenbire heyecanlanmak.
içi ısınmak : hoşlanmak, sevmek.
içi içine geçmek : tedirgin olmak.
içi içine sığmamak : telaş, sabırsızlık, coşkunluk göstermekten kendini alamamak.
içi içini yemek : istediğini yapamama yüzünden üzülmek dert etmek.
içi kağşamak : isteksiz ve gönülsüz olmak.
içi kalkmak (veya kabarmak) : iğrenmek taşkın bir ağlama duygusu içinde bulunmak duygulanmak, heyecanlanmak.
içi kan ağlamak : çok üzüntü duymak.
içi kapanmak : sıkılmak, bunalmak.
içi kararmak : sıkılmak, bunalmak hiçbir şeyden tat alamaz olmak umutsuzluğa düşmek.
içi kazınmak (veya kıyılmak) : açlıktan midesinde eziklik duymak.
içi paralanmak (veya parçalanmak) : birine acıyarak çok üzülmek.
içi rahat etmek : kaygı duyulacak bir konu bulunmadığını öğrenerek ferahlamak.
içi sıkılmak : bunalmak.
içi sızlamak : bir şey veya kişi için çok üzülmek.
içi sürmek : İç gitmek, ishal olmak.
içi titremek : özen göstermek çok üşümek duygulanmak.
içi vık vık (veya fık fık veya pır pır) etmek : sabırsızca, tedirgin davranmak.
içi yağ bağlamak : yüreği yağ bağlamak.
içi yanmak : çok susamak büyük bir acı, sıkıntı ve benzerleri nedenlerle çok üzülmek bir şeye karşı büyük bir özlem duymak.
minare de doğru ama içi eğri : doğru görünen nice kişiler vardır ki içyüzlerini bilenlerden nasıl düzenbaz oldukları öğrenilir anlamında kullanılan bir söz.
İçi kısaca anlamı, tanımı
Atardamar içi enjeksiyon : İlacın atardamar içine verilmesi, intraarteryel enjeksiyon.
Ateş içi gecesi : Donanma, şenlik gecesi.
Atom içi bilimi : Atom içindeki değişimleri inceleyen bilim dalı.
Avlu içi : Avlu, evlerin küçük bahçesi.
Ayak içi : Kadın donu, don.
Boşluk içi ışın tedavisi : Işınım kaynağının doğrudan bir vücut boşluğuna gönderilmesiyle elde edilen tedavi biçimi.
Burun içi uygulama : İlaçların burun mukozasına uygulanması.
Çekirdek içi inklüzyon cisimciği : Kimi viral hastalıklarda, virüsün çekirdek içerisinde çoğalması sırasında oluşan, virüse özgü kimi yapıların hücrelerdeki karakteristik morfolojik değişimi, intranükleer inklüzyon cisimciği.
Çerçeve içi : Bir alıcı merceğinin görüş alanı içinde kalan, dolayısıyla görüntü çerçevesine giren herhangi bir nesne ya da varlığın durumu. Çerçeve dışı'nın karşıtı.
Çöp içi : Kocakarı ilâcı yapmakta kullanılan bir çeşit bitki.
Damar içi anestezi : Toplardamar içi anestezi.
Damar içi bölgesel anestezi : Toplardamar içi bölgesel anestezi.
Damar içi indüksiyon : Toplardamar içi indüksiyon.
Döl yatağı içi gereç : Gebelik önleyici amaçla döl yatağı içine yerleştirilen, ortamın gebelik için uygun olmamasını sağlayan gereç, RİA, uterus içi kontraseptif gereç, rahim içi kontraseptif gereç, intrauterin device.
Dün içi : Gece ortası, gece vakti, geceleyin.
Eklem içi enjeksiyon : İlaçların eklem içine verilmesi, intraartiküler enjeksiyon.
Embriyo içi gövde boşluğu : Embriyonun iç kısmında iç mezodermin dış ve iç yaprakları arasındaki boşluk.
Endüstri içi ticaret : Bir ülkenin aynı zaman diliminde aynı mal ya da aynı gruba giren malların hem dışalımını hem de dışsatımını yapması.
Ev içi : Mutfak.
Ev içi esbabı : Ev eşyası.
Ev içi resmi : Yapı içlerini konu olarak alan resim.
Evlilik içi çocuk : Nesebi sahih çocuk.
Fırın içi : Fırının, iç yüzeyleri ile sınırlanan oylumu.
Gece içi : Gece vakti.
Glomerulus içi geri akış : Glomerulus boşluğunun içerisinde proksimal tubulus epitelinin varlığı, intraglomerülar refluks. Böbreğin otolizinden veya akut nefrozislerden kaynaklanır.
Glomerulus içi mezangiyum hücreleri : Glomerulus içerisinde fagositoz yapan uzantılı hücreler.
Göğüs içi basınç : Göğüs kafesinin içinde, akciğerlerin dışında bulunan, parietal ve viseral plöral zarı arasındaki basınç. İstirahatte -4 mmHg civarındadır. Bu basınç akciğerlerin büzülme eğilimini engelleyerek akciğerlerin göğüs boşluğunu doldurmasını sağlar, intraplöral basınç.
Göz içi lens yerleştirilmesi : Gözden çıkarılmış olan lensin yerine yapay lens yerleştirilmesi.
Göze içi : (karşılık: intrasellüler), Gözenin içinde olan.
Göze içi sindirim : Süngerlerde olduğu gibi sindirim olayının gözeler içinde meydana gelmesi.
Gün içi ritim : Vücutta çeşitli biyolojik olayların ve bu arada karaciğerde ilaçları metabolize eden enzim sistemlerinin bazılarının etkinliğinin günün belli saatlerinde değişiklik göstermesi.
Hindistan cevizi içi kaşıntısı : Hindistan cevizi taşıyıcılarında Tyrophagus castellani adlı akarın neden olduğu dermatit.
Hücre içi : Hücrenin içinde olan. İntrasellüler. [Bakınız: göze-içi].
Hücre içi dondurma : Hücre içi suyunun hücre dışına çıkma olasılığı bulamadan kristalleşip hücre içinde donması.
Hücre içi patojenler : Konak hücreleri içinde yaşama ve çoğalma yeteneğinde olan patojenler. Hücre içinde yaşama ve çoğalma yeteneğinde olan veya yaşamaları için zorunlu olarak konak bir hücreye gereksinim duyan, başta virüsler olmak üzere bazı mikroorganizmalar.
Hücre içi sindirim : Süngerlerde olduğu gibi sindirim olayının hücreler içinde meydana gelmesi. İntrasellüler sindirim. Büyük moleküllü besinlerin, hücre içerisine alınarak daha küçük yapı taşlarına ayrılması, intrasellüler sindirim.
Hücre içi solunum : Solunum.
İçi dışı bir : Düşündüğünü açıkça söyleyen, gizli bir düşüncesi olmayan, ikiyüzlü olmayan, özü sözü bir.
İçi dolmak : Ağlayacak hale gelmek.
İçi eğri : Kötü kalpli, içinde kötü niyet olan.
İçi göyünmek : Yüreği yanmak, muztarip olmak.
İçi kara : Kara gönüllü, fena kalpli.
İçi kopmak : Çok heyecanlanmak.
İçi opalleştirilmiş lamba : Ampulünün içi ince bir kat yayıcı madde (örneğin silis) ile kaplanmış lamba.
İçi taşmak : Çok bunalmak, tahammül edemez hale gelmek.
İçi yağlı : Saç üzerinde pişirilip yağlanarak yenen yufka.
İçi yatlu : Kötü düşünceli, kalbinde fesat bulunan.
İçi yürütmek : Liynet vermek, ishal vermek.
Kafa içi : Kafatası.
Kalp içi enjeksiyon : İlaçların kalp kası veya kalp boşluklarından biri içine verilmesi, intrakardiyak enjeksiyon.
Kapsül içi ekstraksiyon : Beş veya altı yaşını geçmiş lens kapsülünün tamamen yoğunlaştığı hayvanlarda lensin ön ve arka kapsülüyle birlikte toplam olarak uzaklaştırma işlemi.
Karın içi basınç : Karın boşluğu içindeki basınç. Özellikle ineklerde karın içi basıncının artması prolapsus vajinaya yol açabilir.
Karın içi gebelik : Blastosistin fimbriya üzerinden karın boşluğuna düşmesiyle oluşan gebelik, ektopik abdominal gestasyo. Bu gebelikte gelişmeler karın boşluğunda devam eder.
Karın içi yağ nekrozu : Pankreas nekrozu sonucu açığa çıkan proteolitik ve lipolitik enzimlerin etkisiyle öncelikle pankreas çevresinde daha sonra da karın boşluğu yağ dokularında oluşan enzimatik yerel doku ölümü, intraabdominal yağ nekrozu, karın yağı nekrozu.
Kemer içi : (Mimarlık) Roman ve gotik üslûbunda yapılmış başkiliselerde anakapı üzerini örten kemerin heykel ve kabartmalarla bezenmiş alt yüzü.
Kemik içi venografi : Damar bulmakta zorlanılan yavrularda kemiğin içerisine kontrast madde verilerek grafi alınması, intraosseöz venografi.
Kot içi pazar : Taşınır değerler borsalarına kote edilmiş taşınır değerlerin alım satımının yapıldığı piyasa. karşılığı kot-dışı pazar.
Köknar içi : Çam fıstığı.
Ligament içi gebelik : Döl yatağının asıcı ligamentlerinde biçimlenen dış gebelik.
Medulla içi fiksasyon : Kemiklerin ilik kanalına metalik veya organik implantlar yerleştirilerek yapılan osteosentez işlemi.
Medulla içi pin uygulaması : Kırılmış kemik parçalarının bir çelik çivi yardımıyla uç uça getirilerek bu durumda kalmasının sağlanması.
Nöron içi engelleyici ilaç : Omurilikte ara nöronları etkileyerek çok-sinapslı reflekslerde uyarının geçişini engelleyen; merkezi etkileriyle kasların gevşemesine yol açan ilaçlardan benzodiazepinler, baklofen ve dantrolen dışındaki ilaçlara verilen ad.
Pelvis içi basınç : Pelvis boşluğu içindeki basınç. Özellikle ineklerde pelvis içi basıncın artması prolapsus vajinaya yol açabilir.
Periton içi gebelik : Periton boşluğu içinde biçimlenen dış gebelik. Daha çok döl yatağı yırtılmalarına bağlı yavrunun karın boşluğuna düşmesi biçiminde görülür.
Periton içi uygulama : İlaçların doğrudan karın boşluğu içine uygulanması.
Plöra içi enjeksiyon : İlaçların göğüs boşluğu içine uygulanması.
Pozisyon içi artroplastisi : Eklemi oluşturan kemiklerin arasına metal, plastik veya ak zar gibi organik veya inorganik bir madde yerleştirilmesiyle yapılan artroplasti çeşidi.
Rahim içi kontraseptif gereç : Döl yatağı içi gereç.
Sınıf içi korelasyon : Bir ölçme aracında gerçek skorlardaki kişiler arası değişkenliğe bağlı olan bir gözlemin varyans oranı.
Sınıf içi testleri : Öğretmenlerin yalnızca kendi sınıfları ya da dersleri için hazırlayıp uyguladıkları ölçünleştirilmemiş testler, bk. resmi olmayan testler.
Sinovya içi anestezi : Eklem içine, sinovyal sıvıya bölgesel anestezik enjekte edilmesi, intrasinovyal anestezi.
Sitoplazma içi sperm enjeksiyonu : Erkeklerdeki ciddi infertilite vakalarında spermanın içerisinde bulunan normal spermatozoonlardan tek bir tanesinin, mikro cerrahi yöntemi kullanılarak oosit içerisine verilerek yapılan tohumlama.
Toplardamar içi anestezi : Anestezik ilaçların damar içi uygulanmasıyla oluşan anestezi biçimi, intravenöz anestezi, damar içi anestezi.
Toplardamar içi bölgesel anestezi : Bacakların üst kısmının turnike veya lastikle sıkıldıktan sonra venaların içine anestezik çözelti verilerek alt kısımlarda anestezik etki sağlanması, intravenöz regional anestezi, damar içi bölgesel anestezi. Özellikle sığırlarda ayağın anestezisinde sıklıkla kullanılmaktadır.
Toplardamar içi enjeksiyon : İlaçların toplardamar içine enjektör yardımıyla verilmesi, intravenöz enjeksiyon.
Toplardamar içi indüksiyon : Genel anesteziye girişten önce etkisi kısa süreli bir anestezik maddenin damar içi uygulanması, damar içi indüksiyon, intravenöz indüksiyon.
Trake içi uygulama : Endotraheal boru takılmış hastalarda ilaç çözeltisinin bu boru içinden geçirilen bir kataterden soluk borusu mukozası yüzeyine uygulanarak oradan emilmeye bırakılması.
Uterus içi kontraseptif gereç : Rahim içi gereç.
Vajina içi sünger : Senkronizasyonu sağlamak amacıyla vajina içerisine yerleştirilen progesteron emdirilmiş sünger.
Yalak içi : İki dağ arasındaki dar boğaz.
Yapı içi yoğunluğu : Yapı birimi başına düşen nüfus.
Yaygın damar içi pıhtılaşma : Endotelde yaygın zedelenme veya pıhtılaşma sisteminin iç ve dış nedenlerle uyarılması sonucu, pıhtılaşma sisteminin patolojik etkinleşmesiyle arteryollerde ve kılcal damarlarda kanın damar içi pıhtılaşması, diffuz intravasküler koagülasyon, dissemine intravazal koagulasyon, fibrinsizleşme sendromu, tüketim koagülopatisi, DIC. Birçok hastalığın yaygın ve önemli bir ara mekanizmasıdır.
Yer içi : Yer altı.
Yıldızın içi : En dış gazyuvarının altında kalan gaz küresinin bütünü.
Yumurtalıkta folikül içi kanama : Buzağılarda, köpeklerin folikül kistlerinde ve ineklerin atretik foliküllerinde veya ovulasyon sırasında yumurtalıkta oluşan kanama. Kısraklardaki şiddetli olabilir ve ölümle sonuçlanabilir.
Avuç içi : Elin parmak dipleri ile bilek arasındaki iç bölümü.
Badem içi : Bademin dış kabuğu alındıktan sonra kalan içi.
Bakla içi : Baklanın içindeki tane.
Ceviz içi : Cevizin kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı.
Çevrim içi : Bilgisayar sisteminde sunucuya bağlı ve çalışır durumda olma.
Ders içi : Ders saati ve konusu içinde olan.
Fındık içi : Fındığın kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı.
Fıstık içi : Fıstığın kabuğu kırıldıktan sonra kalan, yenilebilir iç kısmı.
Hafta içi : Haftanın cumartesi ve pazar dışında kalan günleri, hafta arası.
Hizmet içi eğitim : Çalışanlara mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmeleri için çalıştıkları süre içinde verilen eğitim, işbaşında eğitim.
İçi boş : İçinde bir şey bulunmayan. Önemsiz, değersiz.
İçi çıfıt çarşısı : Her işte aklından türlü kötülükler geçiren.
İçi dar : Beklemeye dayanamayan, tez canlı, sabırsız.
İçi fesat : Her an kötülük düşünen.
İçi geniş : Sabırlı, rahat, huzurlu, gamsız, tasasız.
İçi tez : Aceleci.
Meslek içi eğitim : Görevliye mesleğiyle ilgili olarak verilen kurs.
Meyve içi : Meyvelerde, tohumların bulunduğu iç bölüm.
Rahim içi araç : Uzun süreli doğum kontrolü sağlayan araç.
Yurt içi : Yurt sınırları içinde olan. Yurt sınırları içindeki her yer.
Diğer dillerde İçhazine anlamı nedir?
Osmanlıca İçhazine : hazine-i enderun


Bu kısımda İçi nedir? İçi ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca İçi tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz İçi hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.