Jewelry box türkçesi Jewelry box nedir

  • Mücevher kasası.

Jewelry box ile ilgili cümleler

English: Jale took her earrings off and put them in the jewelry box on her dresser.
Turkish: Jale küpelerini çıkardı ve onları şifoniyerinin üstündeki mücevher kutusuna koydu.

English: Ali picked up Mary's jewelry box and opened it.
Turkish: Ali Mary'nin mücevher kutusunu aldı ve onu açtı.

English: She had to part with her jewelry box.
Turkish: Onun mücevher kutusunu elden çıkarmak zorunda kaldı.

Jewelry box ingilizcede ne demek, Jewelry box nerede nasıl kullanılır?

Jewelry : Cevahir. Kuyumculuk. Takı. Ziynet eşyaları. Mücevherat. Mücevher. Ziynet eşyası. Bkz.jewellery. Kuyum. Bijuteri.

Box : Tiyatrolarda dört beş kişilik özel bölmeli seyir yeri. Saplama kutusu. Kasa. Loca. 1.50 m. uzunluk, 1.10 m. yükseklik ve 0.50 m. genişliğinde, alttan başlayarak 30, 25, 20,15, 10 cm. yükseklikteki beş parçasıyla yüksekliği ayarlanabilen bir atlama aracı. Atletizm, bilgisayar, jimnastik, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Kutu. Orta çağda oyun yeri (bk. simultane) tiyatroda özel seyir yeri. barok çağda italya'da ilk kez olarak kullanıldı. Sırıkla atlamada, yarışçıların sıçrayıp havalanmak için sırıklarını sapladıkları maden ya da tahtadan yapılmış yamuk kutu. Sinemalarda salonun dip bölümünde sıralanan, bazen yanlara doğru da uzanan, birbirinden ince bölmelerle ayrılmış beş altı kişilik özel izleyici yerleri.

 

Jewelry dealer : Kuyumcu.

Jewelry maker : Mücevheratçı.

Jewelry store : Kuyumcu dükkanı. Kuyumcu.

Accessory box : Malzeme kutusu.