Kıllamak nedir, Kıllamak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir işi boşu boşuna gereğinden çok uzatmak.

Yuvarlamak.

Kıllamak kısaca anlamı, tanımı

Kılla : Kumbara, para çekmecesi, üzeri delikli çekmece

Kıllama : Köylü kızların bellerine bağladıkları yünden yapılmış püsküllü kuşak. Özenti.

Boşu boşuna : Boşuna.

Yuvarlamak : Bir şeyi bir yerden kaldırmadan ekseni çevresinde döndürerek yürütmek, tekerlemek. Hızla düşürmek, devirmek. Kelimelerin bazı seslerini söylememek. Döndürerek tomar yapmak veya yuvarlak duruma getirmek. İnanılmayacak yalanlar söylemek. Sayıyı, küçük tutarlarını atarak veya ekleyerek tüm sayı durumuna getirmek. İstekle ve çabucak yemek veya içmek. Sözü belirsizce, anlaşılmayacak biçimde söylemek.

Yuvarlama : Yuvarlamak işi. Yuvalama.

Uzatmak : Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak. Germek. Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek. Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek. Süreyi artırmak, temdit etmek. Vermek, göndermek. Bir şeyi vermek için birine yöneltmek.

Boşuna : Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.

Gereği : Pazar.

Uzatma : Uzatmak işi, temdit. Sıhhi tesisatçılıkta kısa boruları uzatmak için kullanılan, kısa boru parçası. Oyun içerisindeki duraklama dakikaları. Bir ucu kıyıya bağlı durumda denize uzatılıp bırakılarak kullanılan balık ağı. Ünlülerin uzun söylenişi. Eşit sayılarla biten bir elemeli oyunu, kazananın belli olması amacıyla, kurallarına uygun olarak belli bir süre daha sürdürmek.

 

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

Gere : Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Çok : Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı. Aşırı bir biçimde.

Diğer dillerde Kılküflücesi anlamı nedir?

Osmanlıca Kılküflücesi : dâ-i fütr-i şa'rî