Kabart nedir, Kabart ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Suç.

Kabart ile ilgili Cümleler

  • Bu keki yapmak için kabartma tozu ve tuzsuz tereyağına ihtiyacın var.
  • “Karanlıkta, uyuyup uyumadığını anlayabilmek için tüm seslere kulak kabartarak yanına uzandım.”
  • Görme engelli insanlar Braille denilen kabartılmış noktalardan oluşan bir sistem kullanarak, dokunarak okurlar.
  • Onu temiz kokulu tutmak için buzdolabında bir kutu kabartma tozu tut.
  • Kabartma yazı yazabilir misin?
  • Kedi sırtını kabarttı.
  • Bu yastıklar kabartılmalı.
  • Yatağı yaptığında yastıkları kabartmayı unutma.
  • “Duvarda, güneşe karşı / Göğsünü kabartan bir güvercin / İçimde öksüzün gözyaşı / Yıkılan yıllar için”
  • " Ehem!"diyerek Alice böbürlendi,gururla göğsünü kabarttı.
  • Kediler sırtlarını kabartırlar.

Kabart ile ilgili Atasözü veya Deyim

göğsünü kabartmak : bir olay dolayısıyla kıvanç duygusunu ortaya koymak, övünmek.

kulak kabartmak : belli etmemeye çalışarak dinlemek.

Kabart kısaca anlamı, tanımı

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

 

Kabartabilme : Kabartabilmek işi.

Kabartabilmek : Kabartma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Kabartılı kaynak : Kabartılı kaynak yapma işlemiyle oluşan kaynak.

Kabartılı kaynak yapma : Özel bir tür dirençli kaynak yapma işlemi.

Kabartıverme : Kabartıverme işi.

Kabartıvermek : Çabucak kabartmak.

Kabartlak : Olmamış incir. Mayalı hamurdan yapılan tatlı. Sıkıştırmadan gevşek (ölçeğe doldurulan un ve benzerleri nesneler için).

Kabartlama : Olmamış incir. Bazlama, saçta ya da tavada kızartılan mayalı pide, çörek. Küçük yastık, köşe yastığı. Tüyleri kırkılmış davar derisi.

Kabartma ızgarası : (Heykel) Birbirine paralel olarak duvara çakılmış çıtalardan kurulan çerçeve; kabartma için kullanılacak kil, çerçeve üzerine yapıştırılarak işlenir.

Kabartmalı : Kabartması olan.

Renkli kabartma : Sert taşlar üzerine oyularak yapılan ve ışık-gölge değerleri iyi düzenlendikten sonra boyanan kabartma çeşidi.

Replikasyon kabartısı : Ökaryotik hücrelerin replike olan DNA’sında, kopyalanmanın iki taraflı olduğunu gösteren kabarcık.

Sinir kabartısı hücreleri : Kanalis nöralisin gelişmesi sırasında iki yan kısımdaki kabartılardan gelişen hücreler. Kimi krista nöralis hücreleri göçle endodermden gelişen organlar içerisine yerleşirler.

Yüksek kabartma : (Heykel) Betinin yüzeyden çokça yükseltilmiş olduğu kabartma çeşidi. a. bk. alçak kabartma, kabartma, tersoyma.

Alçak kabartma : Heykel sanatında, yüzeyindeki çıkıntısı az olan kabartma.

Kabartı : Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer.

Kabartıcı : Kabartma maddesi, kabartma tozu.

 

Kabartılı : Kabartısı olan.

Kabartma : Kabartmak işi. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı. Kabartılarak yapılan.

Kabartma tozu : Pasta, çörek vb. hamur işlerinde kabarmayı sağlayan toz, sodyum bikarbonat.

Kabartmak : Kabarmasını sağlamak, kabarmasına yol açmak. Toprağı tırmık, çapa vb. bir araçla karıştırmak, altüst etmek, yumuşatmak.

Diğer dillerde Kabarma alçama anlamı nedir?

İngilizce'de Kabarma alçama ne demek ? : tides, flood and ebb