Kabartlama nedir, Kabartlama ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Olmamış incir.

Bazlama, saçta ya da tavada kızartılan mayalı pide, çörek.

Küçük yastık, köşe yastığı.

Tüyleri kırkılmış davar derisi.

Kabartlama kısaca anlamı, tanımı

Kabar : Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası

Kabart : Suç.

Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Taneleri iri. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli.

Köşe yastığı : Köşe minderi üzerine dik olarak konan ve köşeleri tutan yastık.

Kızartı : Kızarmış yer.

Olmamış : Olgunlaşmamış, ham.

Bazlama : Sacda pişirilmiş yuvarlak ekmek, bazlamaç. Tatlısı bol, kalın gözleme, bazlamaç.

Kırkıl : Cılız kalmış tay. Aklı karalı, kır renkte olan: Kırkıl sakallı. [Bakınız: kırgıl].

Mayalı : İçine maya karıştırılmış. Maya ile ekşiyip kabarmış. Daire şeklinde açılan mayalanmış hamurun, sac veya fırında pişirilmesiyle elde edilen ekmek.

Yastık : Başın altına koymak veya sırtı dayamak için kullanılan, içi yün, pamuk, kuş tüyü, ot vb.yle doldurulmuş küçük minder. Fide yetiştirmek için ince toprak ve gübreden hazırlanmış yüksekçe yer. Yapılarda, makinelerde bazı bölümlerin üzerine dayandığı parça. Bu biçimde yapılmış ve türlü işlerde kullanılan şey.

 

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Kırkı : Kırkma işi. Davarların yün veya kıllarını kırkmaya yarayan makasa benzer araç.

Yastı : Yatsı. Yassı. Yatsı, yatsı namazı - yastını: yatsıyı, yatsı namazını.

Çörek : Az yağlı, bazen şekerli ve yumurtalı, gevrekçe bir hamur işi. Kurs.

İncir : Dutgillerden, asıl yurdu Akdeniz kıyıları olan, yaprakları geniş dilimli bir ağaç (Ficus carica). Bu ağacın yaş veya kuru olarak yenilen etli, tatlı yemişi, ballıdarı.

Davar : Koyun ve keçiye verilen ortak ad. Koyun ya da keçi sürüsü.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Köşe : Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı, zaviye. İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer. İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer, büküç. Bölüm, yer veya yan. Kuytu, tenha veya ücra yer. Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer. Kesici araçları bilemeye yarayan bir çeşit taş, bileği taşı. Kadınların başlarına takarak yüzlerine ya da şakaklarına sarkıttıkları gümüş ya da altın süs eşyası. Dört yönden her biri. Yapıda köşelere konulan büyük ve düzgün taş. Deriden kesilmiş, çarık dikmekte kullanılan sırım. Kanepe yastığı. Gelin ya da sünnet çocuğu için hazırlanan yer. Ocağın bir kenarı. Ocak başı. [Bakınız: köş]. Ayrılık, anlaşmazlık, aykırılık : Ahmet gene köşe çıkardı. Halının bir köşesine yapılan bir çeşit süs, köşe motifi. Ayaktopu alanını oluşturan yan ve kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri. Bir açıyı belirleyen iki yarıdoğrunun kesiştiği nokta. Çokgen tanımında sözü geçen noktalarından biri Verilen bir çok yüzlünün yüzlerini oluşturan çokgenlerin köşelerinden biri. 4- Yalınca tanımında sözü geçen noktalarından biri. İki ya da daha çok sayıdaki metal parçanın birbirlerine bağlandığı yer.

 

Tava : Yağ kızdırma, yiyecek kızartma vb. işlere yarayan, uzun saplı yayvan kap. Fide yetiştirmek için ayrılmış toprak bölümü. Maden eritilen saplı pota. Deniz veya göllerde suların geri çekilmesiyle kuruyan bölüm. Gemilerde borda iskelesinin alt başındaki sahanlık. Bu kapta pişmiş yemek. Kireç karıştırılan tekne.

Diğer dillerde Kabartılı kaynak yapma anlamı nedir?

İngilizce'de Kabartılı kaynak yapma ne demek ? : projection welding