Kakalamak nedir, Kakalamak ne demek

  • Kakmak
  • Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak.
  • Sürekli çekiştirmek, itmek, kakıp durmak.
  • Kaka yapmak.

"Kakalamak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Kakalamaktan parmak uçları delik deşik terzi çırakları, kalfalar..." - A. İlhan

Yerel Türkçe anlamı:

İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.

Tavuk yumurtlaya-cağı zaman bağırmak.

Kapıyı çalmak, vurmak.

Rahatsız etmek; vurup dövmek

Bir kimseyi hor görmek.

Yayık dövmek.

Fransızca'da Kakalamak ne demek?:

déféquer

Kakalamak anlamı, tanımı:

Kakmak : Vurarak dar bir yere sokmak. İtmek, vurmak. Kakma yapmak.

Sürek : Hızlı süren, hızlı giden. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü. Süren, devam eden zaman.

Çekiştirmek : Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek. Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak.

İtmek : Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisinden uzaklaşmaya zorlamak, çekmek karşıtı. Kapı, pencere vb.ni güç uygulayarak açmak veya kapamak. Bir şeyi güç uygulayarak ileri götürmek. Bulunduğu yerden aşağı düşürmek. Sürüklemek, sevk etmek.

Durmak : Hareketsiz durumda olmak. Kalmak. Var olmak. Varlığını sürdürmek. Ara vermek. Dinmek, kesilmek. Bir yerde olmak veya bulunmak. Beklemek, dikilmek. İşlemez olmak, çalışmamak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur: Çalışadurmak, bakadurmak, getiredurmak, yiyedurmak gibi. Bir yerde bir süre oyalanmak, eğlenmek, eğleşmek, tevakkuf etmek. Belli bir durumda, bir görevde bulunmak. Birisinin malı olarak bulunmak veya o malla ilişkisi olmak. Yaşamak. Bir konuyla çok ilgilenmek, üstüne düşmek.

 

Alışveriş : Satın alma ve satma işi, alım satım, iş, muamele, ahzüita, aksata, pazar. İlişki, münasebet.

Aldatmak : Yalan söylemek. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Oyalamak, avutmak. Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Birine verilen sözü tutmamak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek.

Sürekli : Yumuşak. Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî. Uzun süreli olarak, daima.

Kaka yapmak : Büyük abdest yapmak.

Kaka : Çocuk dilinde dışkı. Çocuk dilinde kötü, çirkin.

Yapmak : Olmasına yol açmak. Onarmak, tamir etmek. Yol almak. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir durum yaratmak. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Olmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Gerçekleştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak. Üretmek. Evlendirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Edinmek, sahip olmak. Salgılamak, çıkarmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Davranmak, hareket etmek.

Diğer dillerde Kakalamak anlamı nedir?

İngilizce'de Kakalamak ne demek? : to excrete, to go potty

Fransızca'da Kakalamak : salir, souiller