Kakma nedir, Kakma ne demek

"Kakma" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Pirinç kakmaları donuk donuk ışıldayan hamam kapısını iterek içeri girdi." - C. Uçuk

Yerel Türkçe anlamı:

Tekmeleme.

Yokuş.

Gaga.

Taç üzerine konulan daire biçimindeki gümüş levha.

Atlas üzerine altın ya da gümüş telle işlenen bir çeşit iş.

Gelincik otu.

Kütük.

Yapıda kullanılan kalın ağaç, direk.

Sarp kayalar arasında, yağmur, kar görmeyen kuytu yerler.

Büyük taş kitlesi, kayalık yer.

Alına takılan inci, boncuk.

Tuzak.

Gelinlerin başına takılan kalay ya da gümüş takı.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Süsleme) Tahta, taş ya da maden plakları oyup, oyulan yerlere sedef, altın, gümüş, fildişi ağaç ya da maden gibi gereç parçalarını yerleştirerek yapılmış olan süsleme. Daha çok döşeme eşyalarına uygulanan bir çeşit mozaik.

Gitar terimi olarak anlamı:

Bazı perdeleri belirtmek ve aynı zamanda gitara hoş bir görünüm vermek için denizkulağı, sedef ya da plastikten yapılmış olan ve klavyeye işlenen şekiller.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

 

Testere. (*Güdül -Ankara)

Bilimsel terim anlamı:

Ağaç ya da kaplamaya ince levha biçiminde renkli ağaç, sedef, fildişi, metal ve benzeri gereçleri gömerek yapılmış olan süsleme sanatı.

İngilizce'de Kakma ne demek? Kakma ingilizcesi nedir?:

inlaying, inlay

Osmanlıca Kakma ne demek? Kakma Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

marketri

Kakma hakkında bilgiler

Kakmacılık ahşap veya başka bir maddenin bazı kısımlarını oyarak, buraya daha değerli bir başka madenden veya maddeden parçalar kesip gömmek sûretiyle yapılmış olan süsleme işidir.

Kakma anlamı, kısaca tanımı:

Ahşap : Ağaçtan, tahtadan yapılmış nesne. Ağaçtan, tahtadan yapılmış.

Madde : Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Para, mal vb. ile ilgili şey. Duyularla algılanabilen nesne. Molekül. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Bir cismi oluşturan öge, öz.

Kakma aşı : Tepesi düzgün kesilmiş ağacın bir kenarında açılan üçgen biçimindeki yarığa, ucu aynı şekilde yontulmuş kalemin yerleştirilip aşı bağı ile bağlanması ve aşı macunu ile örtülmesi biçiminde uygulanan bir kalem aşısı.

Sedef kakma : Abanoz, maun, ceviz vb. değerli ahşapların üzerine değişik motifleri gömme yöntemiyle yapılmış olan süsleme.

Kakmacı : Kakma işleri yapan usta.

Kakmacılık : Kakmacının yaptığı iş.

Kakmak : İtmek, vurmak. Kakma yapmak. Vurarak dar bir yere sokmak.

Kakmalı : Üzerinde kakma işi bulunan.

 

Bir fende kazık kakmak : Bir bilgi veya bilim dalında saplanmış kalmak.

Sedef kakmalı : Sedef kakması olan.

Temel kakmak : Bulunduğu yerden kolay kolay ayrılacak gibi olmamak.

Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste.

Diğer : Başka, özge, öteki, öbür.

Malzeme : Gereç. Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı.

Mobilya : Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.

Desen : Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir etme. Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılmış olan çizim. Desen yapma sanatı. Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi.

Çizim : Çizme işi. Bir şeklin belli bir kurala göre cetvel ve pergel yardımıyla çizilmesi işi. Çizilerek oluşturulmuş biçim.

Yuva : Bir şeyin çok bulunduğu yer. Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev.

Kısım : Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü. Kol.

Kakmaca : Çürüyerek parçalanmış ağaç kökü.

Kakmaklamak : İtelemek, sarsmak, sokuşturmak.

Kakmanlı : Tarlalarda toprağın içine gömülü taşlar : Bugün tarladaki bir kakmanlı sabanın demirini kırdı.

Diğer dillerde Kakma anlamı nedir?

İngilizce'de Kakma ne demek? : adj. inlaid, mounted

n. embossment

Fransızca'da Kakma : marqueterie [la], incrustation [la]

Almanca'da Kakma : n. Schub

Rusça'da Kakma : n. вбивание (N), вколачивание (N), насечка (F), инкрустация (F)

adj. гравированный