Kalbur nedir, Kalbur ne demek

Kalbur; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

[Bakınız: halbur]

Fransızca'da Kalbur ne demek?:

crible, tamis

Osmanlıca Kalbur ne demek? Kalbur Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

gırbal

Kalbur tanımı, anlamı:

Kalbur gibi : Delikleri olan, delik deşik.

Kalbura çevirmek : Delik deşik etmek.

Kalbura dönmek : Delik deşik olmak.

Kalburdan geçirmek : Kalbur yardımıyla ayırmak, elemek.

Kalburla su taşımak : Verimsiz, sonuçsuz bir işle uğraşmak.

Kalburabastı : Beze biçimine getirilmiş hamur parçasının yassılaştırılıp ortasına ceviz içi ve yağ konarak fırında pişirilen ve piştikten sonra üzerine soğuk şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü.

Kalbur kemiği : Alın kemiğinin arkasında, kalbur gibi küçük delikleri olan, kafatasının alt ve ön bölümünü oluşturan kemik.

Kalburüstü : Başarılı. Değerli, güzel. Seçkin, sivrilmiş, önde gelen.

Mısır kalburu : Aleve tutularak içinde mısır patlatılan kalbur biçiminde bir kap.

Kalburcu : İşi, bir şeyi kalburdan geçirmek olan kimse. Kalbur yapan veya satan kimse.

Kalburculuk : Kalburcunun yaptığı iş.

Kalburlamak : Kalburdan geçirmek.

Kalburlanma : Kalburlanmak işi.

 

Kalburlanmak : Kalburdan geçirilmek.

Kalburlatma : Kalburlatmak işi.

Kalburlatmak : Kalburdan geçirtmek.

Kalburüstü kalmak : Kalburüstüne gelmek.

Kalburüstüne gelmek : Benzerleri arasında sivrilmiş olmak, seçkin duruma gelmek.

Düğününde kalburla su taşımak : Bir yardımına karşılık olarak bekâr bir kimseye çok büyük bir yardımda bulunma sözü vermek.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde : "çok zaman önce" anlamında bir tekerleme.

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

Taneli : Çeşitli boylarda tanesi olan. Tanelerden oluşmuş.

Madde : Para, mal vb. ile ilgili şey. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Molekül. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Duyularla algılanabilen nesne. Bir cismi oluşturan öge, öz.

Elemek : Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak, elekten geçirmek. Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak. Bir yarışmacıyı yarışma dışı bırakmak, elimine etmek. Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek. İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak.

Büyük : Önemli. Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş. Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), makro, küçük karşıtı. Büyük abdest. Üstün niteliği olan. Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram). Niceliği çok olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha üst olan kimse.

 

Delikli : Deliklerle kaplı esnek doku şeridi. Deliği veya delikleri olan. Bir tür olta iğnesi. Kevgir.

Telli : Teli olan. Teller takınmış, telle süslenmiş.

Kalbur çıbanı : Bir çok yerinden baş veren çıban, seretan, yenirce

Kalbur çukuru : Kalbur kemiğinin lamina cribrosa'sındaki crista galli'nin her iki tarafında bulunan çukurluklar, fossa etmoidalis.

Kalburbasma : Bir tatlı adı. (Avşar *Gelendost -Isparta)

Kalburcedvel : Terzi cedveli. (*Bozova -Urfa)

Kalburlama : Kalburlamak işi.

Kalburlu : Artvin ilinde, Zeytinlik nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Kalbursait : Kilis ilinde, Elbeyli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Kalbursal :

Kalbursu : (biyoloji)

Kalbursu alan : Böbrekte ductus papillares'in pelvis renalis'e açıldıkları delikli bölge, area kribroza.

Diğer dillerde Kalbur anlamı nedir?

İngilizce'de Kalbur ne demek? : n. riddle, screen, sieve

Fransızca'da Kalbur : crible [le], sas [le]

Almanca'da Kalbur : n. Mehlsieb

Rusça'da Kalbur : n. решето (N)