Kang nedir, Kang ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Avanak, boş kafa.

Kang ile ilgili Cümleler

  • Kangurular çok yüksek sıçrarlar.
  • Kangurular büyük tavşanlar mıdır?
  • Bir devekuşu bir kangurunun uçabileceğinden daha fazla uçamaz.
  • Koalalar kangurulardan daha popülerdir.
  • Hiç bir kanguru gördün mü?
  • Avustralya'ya gittim ama hiç kanguru görmedim.

Kang ile ilgili Atasözü veya Deyim

kangren olmak : vücudun bir yerindeki dokular ölmek Mecaz anlamı kangrenleşmek.

Kang anlamı, tanımı

Açık kangal tavlaması : Katları arasında fırın gazlarının dolaşımını sağlamak ve ısıl işlemi daha etkin kılmak ereğiyle, açık kangallara uygulanan tavlama

Ağaç kangurusu : Keseli memeliler (Marsupialia) takımının, kangurugiller (Macropodidae) familyasından, 60 cm kadar boyda, 25 cm kadar kuyruğu olan, iyi tırmanan. Yeni Gine'de ağaçlarda yaşayan bir tür. (Dendrolagus ursinus):Keseliler (Marsupialia) takımının kangurugiller (Macropodidae) familyasından bir memeli türü. Boyu 60, kuyruğu 25 cm. İyi tırmanır. Yeni-Ginede ağaçlarda yaşar.

Ala kangalı : Yaprakları geniş ve benekli, kenarları dikenli, yenilebilen bir çeşit ot.

Amfizemli kangren : Yanıkara.

Birincil kangal : Dalgalı gerilimleri yükseltmeye ya da alçatmaya yarayan bir dönüştürecin girdi kangalı.

Döner kangal miniakımölçeri : Akım geçiren bir kangalın değişmez bir mıknatıssal alan içine asılması ile elde edilen bir akımölçer. Kangal, geçen alkımla oranlı bir döngü etikisiyle akımıla oranlı bir açı tutanında döner.

 

Eşek kangalı : Kökü tatlı, dalları dikenli bir bitki.

Gazlı kangren : Clostridium türleri başta olmak üzere gaz üreten bakterilerin oluşturduğu, etkilenen bölgenin çıtırtıyla kesildiği ve ekşimiş tereyağına benzer bir kokuyla belirgin kangren çeşidi. Kötücül ödem, yanıkara ve insanlarda özel olmayan yara enfeksiyonlarında görülür.

Islak kangren : Yaş kangren.

İkincil kangal : Birincil kangalın akımıyla irkiltilen kangal.

İrkilim kangalı : Düşük bir doğru gerilimi yükselten boş göbekli bir tür dönüştüreç. Birincil kangaldaki akım açılıp kesildikçe ikincil kangalda yüksek bir gerilim doğar.

Kangal açma : Kangalları, belirli bir ısıl ya da yüzey işlem için, bir kangalaçar kullanarak açma işlemi.

Kangal kavesi : Devedikeni tohumunun kavrulmasından yapılan kahve.

Kangal otu : Bileşikgiller familyasından tek yıllıklı geniş yapraklı yabancı ot.

Kangal tavlama fırını : Kangalların tavlanmaları için kullanılan, üstten çift kapaklı ısıl işlem fırını, kapaklı tavlama fırını diye de bilinir.

Kangala : Gelincik çiçeği. [Bakınız: kangılız]. Lâle.

Kangalaçar : Kangalları yeniden sarmak için yapılan açma işleminde, açma işini yapan aygıt.

Kangaldikeni : Devedikeni.

Kangallama : Kangallamak işi. Tel ve şeritlerin, dolak biçimine sokulma işlemi.

Kangallar : Hatay şehrinde, Kırıkhan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kangallı : Tunceli şehri, Kırmızıköprü bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

 

Kangaltekkesi : Sivas ili, Kangal ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kangaş : Zayıf, ince (insan ya da hayvan).

Kangaşı : Zayıf, ince (insan ya da hayvan).

Kangay : Kazan.

Kangayam sığırı : Hindistan’dan köken alan, vücudu orta büyüklükte, hareketli ve güçlü, rengi genellikle gri veya beyaz, erkeklerinin baş, boyun hörgüç ve arka kısımları daha koyu gri veya siyah renkli, dişilerinin diz bölgesinde koyu renkli nişaneler bulunan, özellikle çekim amaçlı iş hayvanı olarak yetiştirilen, süt verimi düşük fakat bölge koşullarına göre tatmin edici olan sığır ırkı.

Kange : Ne zaman.

Kangel : Eğri büğrü, zikzaklı (yol için).

Kanger : Eğri : Kanger hıyarlardan turşu iyi olmaz. Çorbaya atılan bir cins ot.

Kangı : Hangi.

Kangıç : Bitki kökü çıkarmaya yarayan ucu sivriltilmiş sopa.

Kangıdı : Nerede?.

Kangıldah : İçi boş ceviz. Zayıf, ince (insan ya da hayvan).

Kangıldak : Zayıf, ince (insan ya da hayvan).

Kangıldamak : Bunamak.

Kangılı : Şişmanlık nedeniyle hareketsizleşen insan ya da hayvan.

Kangılız : Lâle. Gelincik.

Kangıllamak : Zıplamak. Kalgımak, yerinde duramamak.

Kangımak : Zıplamak.

Kangın : Suya doymuş : Eşek kangın, topraklar kangın. Bir şeye inancı olan kimse.

Kangır : Bir çeşit saz (halk çalgısı).

Kangırcak : Tazeyken yenen, bir karış boyunda bir çeşit ot.

Kangırlı : Çanakkale ilinde, Umurbey bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Kangırmak : Burkmak, bükmek, kırmak için eğmek.

Kangırtmaç : Kalem aşısı.

Kangırtmah : Burkmak, bükmek, kırmak için eğmek.

Kangırtmak : Burkmak, bükmek, kırmak için eğmek.

Kangıt : İskelet.

Kangiç : Bitki kökü çıkarmaya yarayan ucu sivriltilmiş sopa.

Kangil : Çocukların ve cambazların boylarını yükseltmek için ayaklarına takıp gezdikleri sırıklar.

Kangilmek : Birden düşmek, bayılmak. Uyuyuvermek.

Kanglı : İskelet.

Kangrenli akciğer yangısı : Akciğerin, sarımtırak-siyah veya yeşilimsi siyah renkte görünümüyle belirgin kangrenin biçimlendiği akciğer yangısı. Akciğer parenkiminde şiddetli nekrozla seyreden akciğer yangılarında ve sığırlarda yabancı cisimlerin börkenekten akciğere batması sonucu biçimlenir.

Kangrenli bıcılgan : Daha çok atlarda bacakların alt kısmını örten deride soğuk, buz, çamur ve irkiltisel maddelerin etkileriyle oluşan ve yer yer doku kangrenleriyle özelleşen bir deri yangısı.

Kangrenli deri yangısı : Bir aylıktan büyük tavukların, göğüs ve bacakların iç yüzünde nekroz ve kangrenle belirgin, yüksek oranda ölümlere neden olabilen bakteriyel hastalık. Clostridium perfringens Tip A ve Clostridium septicum ve Staphylacoccus aereus tarafından birlikte veya ayrı ayrı oluşturulur, kangrenli selülitis, nekrotik dermatitis. Mavi kanat hastalığı.

Kangrenli meme yangısı : Özellikle koyun ve keçilerde memenin kangrenleşmesine neden olan, şiddetli genel ve yerel bozukluklara yol açan, tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanan ve genellikle bakteriler tarafından oluşturulan meme yangısı.

Kangrenli nezle : Sığırların kangrenli nezlesi.

Kangrenli selülitis : Kangrenli deri yangısı.

Kangrenli sistitis : İdrar torbasının, yeşil-siyah renkteki görünümü ve kangren oluşumuyla belirgin yangısı.

Kangrenli vajinitis : Nekrotik vajinitis.

Kangrenozis : Kangrenleşme.

Kangrenöz : Kangrenle ilgili olan. Kangren gösteren, kangrenli.

Kanguldak : Büyük çan. Hayvanların boyunlarına takılan küçük çan, çıngırak.

Kanguluk : Baykuş.

Kangurdan : Gamsız.

Kanguru faresi : Keseli memeliler (Marsupialia) takımının, kangurugiller (Macropodidae) familyasından, 40 cm kadar uzunlukta, 27 cm kadar kuyruğu olan, Tazmanya ve Avustralya'da fundalık alanlarda yaşayan bir tür. (Potorous tridactylus) : Keseliler (Marsupialia) takımının kangurugiller (Macropodidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 40, kuyruğu 27 cm. Tasmanya ve Güney Avustralyada fundalıklarda yaşar.

Kanguru faresigiller : Memeliler (Mammalia) sınıfından, Amerika'da yaşayan, kuyruklarının ucu fırça şeklinde, bitki ve tohumlarla beslenen, arka üyeleri oldukça uzun, ön üyeleri zayıf ve kısa, sıçrayarak hareket eden bir familya.

Kangütme : Adam öldürme ile bozulan toplumsal dengenin ancak öldüren kişinin ya da onun yakın hısımlarından birinin öldürülmesi ile yeniden kurulabileceği düşüncesine dayalı kurumlaşmış bir öc alma biçimi.

Kaya kangurusu : Keseli memeliler (Marsupialia) takımının, kangurugiller (Macropodidae) familyasından, 65 cm kadar uzunlukta, 60 cm kadar kuyruğu olan, Avustralya'da yaşayan bir tür. (Petrogale penicillala), Keseliler (Marsupialia) takımının kangurugiller (Macropodidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 65, kuyruğu 60 cm. Doğu Avustralyada yaşar.

Kırmızı kanguru : Memeliler (Mammalia) sınıfının, keseli memeliler (Marsupialia) takımından, art üyeleri uzun, ön üyeleri kısa olan, çok hızlı hareket eden, kuyrukları destek ve dümen görevi gören bir memeli türü.

Kıvılcım kangalı : Elektiriksel kıvılcım oluşturmak için gerekli yüksek gerilimi sağlayan irkilim kangalı.

Koriza kangrenoza bovum : Sığırların kangrenli nezlesi.

Kuru kangren : İrin yapıcı bakterilerin olmaması nedeniyle, nekrotik dokunun suyunu kaybederek kurumasıyla oluşan kangren. Genellikle donmalarda ve ergotizmde bacaklar, kulak kepçesi, kuyruk ucu, ibik ve sakal gibi perifer bölgelerde oluşur.

Odaklama kangalı : Bir eksicik demetini odaklamak için gerekli mıknatıssal alanı oluşturan kangal.

Saptırım kangalları : Yüklü parçacıkları yollarından saptırmak için kullanılan ve mıknatıssal alan uyaran akım kangalları.

Sığırların kangrenli nezlesi : Herpesviridae ailesinde, Gammaherpesvirinae alt ailesindeki bir virüsün sığırlarda keratokonjunktivitis, stomatitis, ensefalitis ve deri egzantemleriyle belirgin; akut, bulaşıcı ve öldürücü viral bir hastalığı, kangrenli nezle, koriza kangrenoza bovum, coryza gangrenosa bovum, malign kataral fever, CGB. Virüsün etkisiyle T lenfositlerde ve lenfoblastlarda üreme, vaskülitis ve doku nekrozları oluşur. T-lenfositlerin üremesi virüsün baskılayıcı T lenfositlerini enfekte etmesinden kaynaklanır.

Tıkama kangalı : Direncinin düşük olmasına karşın dalgalı akım çelisi yüksek olan bir akım kangalı.

Yaş kangren : Kan akımının aniden kesilmesi ve enfeksiyonun birleşmesi sonucu, dokunun ödemli, yumuşak ve çoğunlukla esmer veya siyah renkte bir görünümüyle belirgin kangren çeşidi, ıslak kangren. Çoğunlukla nekrozun oluştuğu sırada kanlı olan doku ve organlarda biçimlenir.

Kangal : Tel, kurşun boru gibi uzun ve bükülebilir şeylerin halka biçiminde sarılmasıyla yapılmış olan bağ. Sivas iline bağlı ilçelerden biri. Deve dikeni. Bu biçimde bükülmüş şeylerin her bir halkası.

Kangal köpeği : Anadolu'da Sivas bölgesinde yetiştirilen, burnu ve ağzı siyah, kulakları düşük, kuyruğu sırtına doğru düzgün kıvrım yaparak duran ve çok tutulan bir tür köpek.

Kangallamak : Kangal durumuna getirmek.

Kangallanma : Kangallanmak işi.

Kangallanmak : Kangal durumuna getirilmek.

Kangren : Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi.

Kangrenleşme : Kangrenleşmek işi.

Kangrenleşmek : Kangren olmak. Bir durum veya iş düzelmeyecek duruma gelmek, uzamak.

Kangrenleştirme : Kangrenleştirmek durumu veya biçimi.

Kangrenleştirmek : Kangren durumunun ortaya çıkmasına sebep olmak.

Kangrenli : Kangreni olan.

Kanguru : Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, art ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan (Macropus giganteus).

Kangurugiller : Memelilerden, sıçrayıcı, keseli hayvanlar familyası.

Diğer dillerde Kaneral anlamı nedir?

İngilizce'de Kaneral ne demek ? : kaneral