Gazlı kangren nedir, Gazlı kangren ne demek

Gazlı kangren; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Clostridium türleri başta olmak üzere gaz üreten bakterilerin oluşturduğu, etkilenen bölgenin çıtırtıyla kesildiği ve ekşimiş tereyağına benzer bir kokuyla belirgin kangren çeşidi. Kötücül ödem, yanıkara ve insanlarda özel olmayan yara enfeksiyonlarında görülür.

Gazlı kangren anlamı, kısaca tanımı

Kang : Avanak, boş kafa

Gazlı : Gazı olan veya gaz bulaşmış olan.

Kangren : Vücudun herhangi bir yerindeki dokunun oraya kan gelmemesi sonucu ölmesi.

Clostridium : Birçok enzim ve toksinleri bulunan, büyük, anaerob, sporlu ve Gram pozitif çomak biçimli bir bakteri cinsi. Toprakta, suda, hayvan ve insanların bağırsağında bulunan, dokular üzerine harap edici etkisi olan birçok enzim ve toksine sahip, büyük, Gram pozitif, çoğu hareketli, zorunlu anaerobik, fermentatif, endospor oluşturan, çubuk biçiminde bakteri cinsi.

Enfeksiyon : Organizmada hastalığa yol açan mikrop, virüs, parazit vb. etkenlerin genel veya yerel gelişmesi, yayılması.

Tereyağı : Sütten çıkarılan yemeklik yağ, sağyağ, sadeyağ, sarı yağ.

Yanıkara : Şarbon.

Belirgin : Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih. Açık bir biçimde.

 

Bakteri : Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

Çıtırtı : Çıtırdama sırasında çıkan sesin adı.

Kötücül : Kötülük isteyen (kimse). Kötü huylu. Kötü niyetli.

Olmaya : Yapılmamış ola, görülmemiş ola.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Çıtır : Diken, çalı. Hububat ölçüsü, kile. Gevretilmiş ekmek veya simit. Kibrit. Mısır biçildikten sonra istiflenmiş şekli: Bugün onbeş çıtırlık yer biçtim. Çamaşır kili. Kısa boylu, ufak kişi. Kavrulmuş kabak çekirdeği. Karışık, birbirine girmiş, dolaşık. İskambil oyununda koz. İnce çalı.

Yanık : Yanmakta olan. Herhangi bir ısıdan meydana gelen doku bozukluğu. Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz. Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk. Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili. Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan. Yanmış olan. Rengi koyulaşmış. Bıkkın, üzüntülü, dertli.

Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

 

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Başta : İlk olarak. Özellikle.

Diğer dillerde Gazlı kangren anlamı nedir?

İngilizce'de Gazlı kangren ne demek ? : gaseous gangrene