Kapıl nedir, Kapıl ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Dikdörtgen.
Kapıl ile ilgili Cümleler
- Burak bile kapılarını kilitlemedi.
- Kapılar kapalıydı.
- Polisi duyunca paniğe kapıldı.
- Kendisi ile birlikte gelemeyeceğini anlayınca tam bir paniğe kapıldı.
- Haklarında yazılan yüceltici eleştirileri de tam anladığımı söyleyemem. O zaman biraz komplekse kapılıyorum.
- Sataşmalarını artırıyor ve yersiz bir gurura kapılıyordu.
- Kapıları kapatmak zorundayız.
- Eski bir bakan Ankara'nın bir köşesinde bir apartman mı yaptırmış, İsmet Paşa derhâl bir haksız iktisap şüphesine kapılıyordu.
- Kapıların her ikisi de açık.
- Yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti.
- Aralarından biri akıntıya kapıldığı zaman ötekiler var kuvvetleriyle dayanarak onu geri çekiyorlardı.
- Yerinde olsam kapılarımı kilitlerim.
- Ev sahibi dehşete kapılmış gibiydi.
- Kapıları kapat.
- Şimdi bu ümidin boşa çıktığını anlayınca birden yeise kapıldı.
- Yoksa gönlümüzü kırmaktan, bizi umutsuzluğa düşürmekten bir şey kazanılmaz.
- Ne zaman böyle büyük makineler görsem kolay kolay tarif edilemeyen bir heyecana kapıldığımı duyuyorum.
- Eski konakların mutfağını anlatırken bir tapınağı tasvir eder gibi vecde kapılır.
- Kapılarımızı kilitlesek gece daha iyi uyurum.
- Ona mantık ve kıyaslarını yaparken, hissine ve taassubuna kapılmamasını tavsiye edecektim.
- Kapılar kilitliydi.
- Gerçekten gitmemi istemiyorsun hissine kapılıyorum.
- Kapıları açık bırakmıyorum çünkü benim semtimde hayvanlar var.
- Ali kapılarındaki kilitleri değiştirdi.
- Cezbeye tutulmuş gibi haykırdım, Türkçe haykırdım.
- Göreceksiniz işin sonu, bize vehme kapıldığımızı anlatacak.
- Siz gelin de böyle bir adamın herhangi bir öfkeye kapılacağını tahmin edin.
- Genç adamı her gördüğünde, zaafa kapılarak bütün hakaretlerini bağışlar olmuştu.
- Bu makalemin, adını koyduğum kitap için, ona ayrıca ehemmiyet verdiğim zehabına kapılmamalarını okuyucularımdan rica ederim.
- Kapılar 2.30'da açılır ve konser 3.00'te başlar.
- Durup durup başıma gelenlerin büyüsüne kapılıyordum.
Kapıl ile ilgili Atasözü veya Deyim
akıntıya kapılmak : bir akıntının etki alanına girmek, akıntı ile birlikte sürüklenmek Mecaz anlamı etki altında kalarak bir topluluğun davranışına katılmak.
(bir şeyin) girdabına kapılmak : etkisinde kalmak, o şeyin çekiciliğinden kurtulamamak.
büyüsüne kapılmak (veya tutulmak) : bir şeyin, bir kimsenin çekiciliğinden kurtulamamak.
cereyana kapılmak : elektrik akımıyla çarpılmak suyun akışı içinde kalıp sürüklenmek bir eğilim, bir görüş hareketi içinde yer almak.
cezbeye tutulmak (veya kapılmak) : bir duygu veya bir inanışın etkisiyle aşırı ölçüde coşup kendinden geçmek.
dehşete kapılmak (veya düşmek) : çok korkmak.
gurura kapılmak : büyüklenmek, gururlanmak.
hayale kapılmak : hayallerin etkisi altında kalmak.
heyecana kapılmak : aşırı derecede heyecan, coşku duymak.
hiddete kapılmak : öfkelenmek, kızmak.
hissine (veya hislerine) kapılmak : duygusal davranmak.
hüzne kapılmak : hüzünlenmek.
infiale kapılmak : kızgınlık, öfke duymak.
kapılar yüzüne (veya üzerine veya üstüne) kapanmak : istenilen şeye ulaşma imkânı verilmemek.
kapıları açık tutmak : herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak.
kapıları kapamak : bütün ilişkileri kesmek veya anlaşma ortamını ortadan kaldırmak.
komplekse kapılmak : aşağılık duygusu hissetmek.
korkuya kapılmak : korku düşmek.
kuruntuya kapılmak : boş yere tasalanmak.
öfkeye kapılmak : çok sinirlenmek, kızmak, hiddetlenmek.
paniğe kapılmak : çok korkmak.
sanısına kapılmak : sanmak, zannetmek.
sele kapılmak : sel sularıyla sürüklenip gitmek.
şüpheye kapılmak : şüphe duymak.
tutkuya kapılmak : aşırı istek ve eğilim içinde olmak.
umuda kapılmak : olacağını düşünmek, hayal etmek.
umutsuzluğa düşmek (veya kapılmak) : umudu kalmamak, güveni sarsılmak, olumsuzluğa sürüklenmek.
ümide kapılmak : umuda kapılmak.
vecde kapılmak : coşmak, kendinden geçmek.
vehme kapılmak (veya düşmek) : yersiz korkuya, yanlış düşünceye kapılmak.
yeise kapılmak : çok üzülmek.
zaafa kapılmak : direnme gücü gösterememek.
zehaba (veya zehabına) kapılmak : kuruntuya düşmek, vesveselenmek.
Kapıl tanımı, anlamı
Kapı : Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Ev gezmesi için gidilen yer. Devlet dairesi. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Gidere yol açan gereksinim
Gönlü kapılmış : Âşık.
Kapılabilme : Kapılabilmek işi.
Kapılabilmek : Kapılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Kapılan akarsu : Kapma olayında çığırının bir bölümü komşu akarsuca çevrilen akarsu kolu.
Kapılandırmak : Kapılanmasını sağlamak.
Kapılanmak : Bir işe girmek ve o işte devam etmek. Bir işe girmek.
Kapılı levent : Bir vezirin ya da beylerbeyinin kapısında görev yapan levent.
Kapılı ulufesi : Yeniçeri ocağı kütüğünde kayıtlı olup kışlaya gitmeyerek başka yerlerde görev yapanların aldıkları ulufe.
Kapılı yeniçeri : Ocakta bulunmayıp padişahın ve devlet büyüklerinin yanında görev yapan, savaşlara katılmayan yeniçeri.
Kapılık : [Bakınız: kapıaltı]. Jandarma komutanı. 2 cm. kalınlığında, 20-45 cm. eninde ve 200-220 cm. boyunda budaksız tahta.
Kapılılık : Kapılı olma durumu.
Kapılıverme : Kapılıvermek işi.
Kapılıvermek : Elinde olmadan kapılmak.
Kimyasal kapılı kanallar : Nörotransmitter maddelerin bağlanmasıyla açılan veya kapanabilen kapılarla ilişkili iyon kanalları.
Ligant kapıları : Hücre zarlarında özel bir maddenin, ligandın, bağlanmasıyla açılıp kapanması kontrol edilen reseptörler ve iyon kanalları.
Tek kapılı : (Mimarlık) Tek kapılı tapınak, yapı.
Yeni kapıli : Yeni Kapılı.
Kapılandırma : Kapılandırmak işi.
Kapılanma : Kapılanmak işi.
Kapılgan : Kolayca etkilenen, her şeye çabuk kapılan.
Kapılganlık : Kapılgan olma durumu.
Kapılı : Kapısı olan. Özellikle resmî bir işte çalışan.
Kapılış : Kapılma işi.
Kapılma : Kapılmak işi.
Kapılmak : Kapma işine konu olmak. Birine güvenip boş bulunarak aldanmak. Bir kimseye tutulmak, bağlanmak, aşırı sevgi duymak. Sürüklenmek. Bir şeyin veya kimsenin güçlü etkisinde kalmak.
Diğer dillerde Kapıkulu süvarisi anlamı nedir?
Osmanlıca Kapıkulu süvarisi : ebna-yı sipahiyan

Bu kısımda Kapıl nedir? Kapıl ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kapıl tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kapıl hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.