Kaptırmak nedir, Kaptırmak ne demek

  • Bir şeyin ele geçirilmesine, kapılmasına yol açmak.
  • Elinden kaçırmak.
  • Yanlış bir davranış sonucu birine uygun imkânı sağlamak, fırsat vermek
  • Vücudun herhangi bir organı, bir kaza sonucunda makine tarafından ezilmek veya koparılmak.

"Kaptırmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Hadiye de beş yıl önce kocasını daha genç bir aktrise kaptırdı." - N. Cumalı

Yerel Türkçe anlamı:

Kıstırmak : Elini kapıya kaptırdı

Kaptırmak tanımı, anlamı:

Kaptırma : Marangozlukta kullanılan küçük el testeresi. Kaptırmak işi.

Anafora kaptırmak : Başkasının emeksiz ve karşılıksız olarak yararlanmasına sebep olmak.

Gönlünü kaptırmak : âşık olmak.

Kendini kaptırmak : Uğraşmaya başladığı bir işten kendini kurtaramamak. bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek.

Paçayı kaptırmak : Dilediği gibi davranamamak. karıştığı ancak sonradan ayrılmak istediği bir işten kendini kurtaramamak. yakalanmak, ele geçirilmek.

Yakasını kaptırmak : Bir şeyin, bir kimsenin etkisinden kendisini kurtaramamak.

Geçirilme : Geçirilmek işi.

Kapılma : Kapılmak işi.

Açmak : Yakışmak, güzel göstermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Alanını genişletmek. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Alışverişi başlatmak. Beğenmek. Savaşla almak, fethetmek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yarmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Görünür duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Geçit sağlamak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Birbirinden uzaklaştırmak. Ferahlık vermek. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Ayırmak, tahsis etmek. Engeli kaldırmak.

 

Organ : Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş. Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv.

Kaza : İlçe, kaymakamlık. Kadılık görevi. İstem dışı veya umulmayan bir olay dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması. Vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme. Yargı.

Makine : Herhangi bir enerji türünü başka bir enerjiye dönüştürmek, belli bir güçten yararlanarak bir işi yapmak veya etki oluşturmak için çarklar, dişliler ve çeşitli parçalardan oluşan düzenekler bütünü. Araba, otomobil. Bir alet veya taşıtın hareket etmesini sağlayan mekanizması.

Taraf : Bir şeyin belli bölümü, kısmı. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Yöre, yer. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yön, yan, doğrultu.

 

Elinden : Yüzünden, -den dolayı.

Kaçırmak : Birini veya bir şeyi göstermemek. Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek. İstemeyerek altını kirletmek. Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek. Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak. Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak. Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak. Bir işi belirlenen zamanda yapamamak. Delirmek. Sıvı, gaz vb. sızdırmak. Yararlanamamak. Zor kullanarak yanında götürmek. Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek. Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek. Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak. Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak.

Diğer dillerde Kaptırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Kaptırmak ne demek? : (-i durum ekiyle kullanılan fiil, -e durum ekiyle kullanılan fiil)

Fransızca'da Kaptırmak : s'abandonner à