Karaağaç böceği nedir, Karaağaç böceği ne demek

Teknik terim anlamı:

Yapraklara üşüşerek, karaağaçları çırılçıplak bırakabilen, üreme yeteneği çok üstün, kınkanatlı böcek.

Karaağaç böceği anlamı, kısaca tanımı

Böce : Böcü. Börülce. Bit. [Bakınız: böcü]. Sırtlan. [Bakınız: böcük]. [Bakınız: böbö]. Kurt. Böcek, akrep, çıyan, örümcek v.s. Fasulye. Bu gece. Böcek

Karaağa : İçel ili, Anamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Konya kenti, Doğanhisar ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Karaağaç : Karaağaçgillerin örnek bitkisi olan, kerestesi değerli bir ağaç, narven (Ulmus).

Böcek : Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.

Çırılçıplak : Tamamen çıplak, çırçıplak, anadan doğma, anadan üryan. Çok açık bir biçimde. Bitki örtüsü bulunmayan.

Kınkanat : Kınkanatlılar dizisine bağlı böceklerin, gövdeyi korumakla görevli ve çok sert yapıda birinci çift kanatları.

 

Yaprak : Bitkilerde solunum, karbon özümlenmesi, terleme vb. olayların oluştuğu, çoğu klorofilli, yeşil ve türlü biçimdeki bölümler. Börek, baklava vb. şeylerde yufka. Eni 50, boyu 75 santimetre olan bayrak ölçüsü. Kat kat ayrılabilen şeylerde kat. Birkaç parça eklenerek yapılmış olan şeylerde her parça. Sarma yapılmış olan asma yaprağı. Kitap, defter vb. şeylerde ön ve arka yüzü oluşturan kâğıtlardan her biri, varak.

Yeten : Herkes. Süresi dolan, günü gelen kimse: Yatan ölmez yeten ölür. Yetişen, ulaşan. Olgun, olgunlaşan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlılar, herkes.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Üreme : Üremek işi. Canlıların cinsel hücrelerinin birleşmesinden ortaya çıkan tohumla veya doğrudan doğruya oluşturdukları sporlarla çoğalmaları, tenasül.

Üşüş : Toplanış: Şekerin üstüne arıların üşüşü ne kadar telaşlı olur. Papatya.

Yete : Sakatlık. Taraf.

Kınk : Bir şeyin bittiği yer, son.

Çırı : Çıra.

Bıra : Birader, kardeş. Bu yer, bk. bire, bura.

Diğer dillerde Kara boyunlu dalgıç anlamı nedir?

İngilizce'de Kara boyunlu dalgıç ne demek ? : black-necked grebe