Karakura nedir, Karakura ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kâbus.

Alaca karga.

Esmer, cılız insan.

Karabasan, kâbus.

Karakura hakkında bilgiler

Karakura, acıklı, kötücül bir ruhun adı. Bazı inanışlara göre yeni doğum yapmış lohusa kadınları korkutan ve ciğerlerini alıp götürdüğüne inanılan ruh, hayali yaratık. İnsanlara korkulu kabusları ve karabasanları gönderen odur. Adıyla çocuklar korkutulur. Bir başka görüşe göre biçimsiz (şekilsiz) düşünülen bir varlık. Eski çağlarda insanları uykuda yakalayıp korkuturmuş. Sonra nefes almalarını engelleyerek ses çıkarmalarını önler, ciğerlerini alıp götürürmüş. Bu varlıklar kedi gibi hafiften ve sakin sakin gezen canlı biçiminde betimleniyordu. Erzurum ve Erzincan yöresindeki inanışlara göre bu tabiat üstü güç, albastı gibi lohusalara musallat olan, onları korkutarak, ciğerlerini söküp götüren bir varlıktır. Konya civarında anlatıldığına göre, bu ruh, keçiye benzeyen fakat kedi büyüklüğünde olan, insanların üstüne çökerek onları boğmaya çalışan bir yaratık şeklinde düşünülür. Gün ışığından korkar, güneş doğunca kımıldayamaz; ancak o zaman yakalanabilir. Ona yemin ettirdikten sonra köle gibi kullanmak mümkün olurmuş. Karakura yatağında ekmek kırıntısı olan insanları da çok severmiş. Böyle yataklarda uyuyanlar karakura tarafından bastırılır, kabus görür, sıkıntı çekerlermiş. Ayrıca bu yaratık Sivas yöresinde "Elkişave" olarak da adlandırılır. Sivas'ta da bu hikâye aynen bu şekilde anlatılır.

 

Karakura anlamı, kısaca tanımı

Karak : Tahta pencere kapağı, kepenk. Hırsız. Bademcik. Geri kalma. Kapı mandalı, sürgü. Karda açılan ince yol, iz. Göz, gözbebeği, bakış, nazar

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira.

Karakura basmak : Kâbus basmak.

Karakura çökmek : Kâbus basmak.

Ekmek kırıntısı : Ekmek ufağı.

Alaca karga : Saksağan. Karakuş. [Bakınız: alaca garga]. Çok renkli bir çeşit karga.

Sakin sakin : Durgun, dingin olarak. Uslu uslu. Heyecan, telaş, kızgınlık göstermeden.

Nefes alma : Soluk alma.

Gün ışığı : Aydınlık.

Kullanmak : Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. İşletmek, değerlendirmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. Amacına ulaşmak için birinden ya da bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Giymek, takmak. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. Kelimeyi yazmak, söylemek. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek. Harcamak, sarf etmek.

Alaca kar : Karın yer yer eriyerek toprağın görünmeye başladığı zaman.

Varlıklar : Bir tecimenin ya da ortaklığın para ile değerlendirilebilen malları ve haklarının toplamı. Bir tecimen ya da ortaklığın toplanabilecek alacaklarını da kapsamak üzere belirli bir süredeki taşınır ve durağan mallarının tümünün para olarak karşılanabilen değeri.

 

Karabasan : Sıkıntılı ve korkulu düş, kâbus. Bir kimsenin içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı ruh durumu.

Erzincan : Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Eski çağ : Eski zamanlarda başlayıp yazının bulunuşuna kadar geçen süre.

Hafiften : Hafifçe, belli belirsiz, yavaş yavaş.

Musallat : Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse).

Biçimsiz : Kendine özgü bir biçimi olmayan, biçimi bozuk, şekilsiz. Kötü bir biçimde. Kötü, hoş olmayan, yakışıksız. Kendine özgü billurlaşmış bir biçimi olmayan (madde), amorf.

Gönderen : Mürsil. Satılmak üzere ya da başka nedenlerle başkasına ve başka yere mal gönderen kişi.

Şekilsiz : Belirli biçimi olmayan. Biçimi bozuk.

Diğer dillerde Karakul koyunu anlamı nedir?

İngilizce'de Karakul koyunu ne demek ? : karakul sheep