Karal nedir, Karal ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Uzun taneli bir cins üzüm.

Karal ile ilgili Cümleler

  • Kız, kitabın sayfalarına bir şeyler karaladı.
  • Peki sen ne yaptın, beni karaladın, beni ihanet eden biri gibi gösterdin, bana hain ve korkak dedin; işte tam da bu yüzden sana güvenmiyorum yavşak herif.
  • Ali karalisteye alındı.
  • Ali karalamaya devam etti.
  • Notlar alma yerine bütün dersi orayı burayı karalayarak geçirdim.
  • Ali genellikle bir karalama defteri taşır.
  • Karalar bağlamamış kimse yoktu.
  • Bir grup, bir kişiyi kıskandığı için karalamaya çalışıyorlar.
  • “Bütün yaşamı karardı, sokağa çıkamaz oldu, karalar bağladı.”
  • Ali bir parça kağıt üzerine bir şey karaladı.
  • Birine işlemediği bir suçu veya kendisinde bulunmayan bir ayıbı yükleyene "iftiracı, müfteri, karalamacı" denir.
  • Karalar ve sular Dünya'nın yüzeyini oluşturur.
  • Öncelikle ketum olması gereken sizdiniz, benim hakkımda yalan yanlış bilgileri çanak çanak yayıp beni karalamayacaktınız.

Karal ile ilgili Atasözü veya Deyim

karalar bağlamak (veya giymek) : yas tutmak.

Karal tanımı, anlamı

Kara : Yeryüzünün denizle örtülü olmayan bölümü, toprak. Kötü, uğursuz, sıkıntılı. Yüz kızartıcı durum, leke. En koyu renk, siyah, ak, beyaz karşıtı. Esmer. Bu renkte olan. İftira

Geçme karalığı : Geçme çarpanının tersinin ondalık logaritması, bk. iç optik yoğunluk.

 

Karalak : Çürük, kötü.

Karalamacı : Birine işlemediği bir suçu veya kendisinde bulunmayan bir ayıbı yükleyen, iftiracı, müfteri.

Karalan : Batman ili, Gercüş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Karalar : Adıyaman şehrinde, Suvarlı bucağına bağlı bir yer. Ankara şehrinde, Kalecik ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Ankara ili, Kazan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Antalya şehri, Gazipaşa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Balıkesir şehrinde, Havran belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Bursa şehrinde, Büyükorhan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Bursa ilinde, İnegöl ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Denizli ilinde, Çivril belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Diyarbakır şehri, Çınar belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. İzmir kenti, Turanlı nahiyesine bağlı bir bölge. Kırşehir ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sakarya şehrinde, Ortaköy nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Sivas kenti, Kayadibi bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Sivas ilinde, Suşehri ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas şehri, Yavu bucağına bağlı bir bölge. Şırnak ilinde, Haberli nahiyesine bağlı bir bölge. Yozgat şehri, Musabeyli nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Yozgat ilinde, Şefaatli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Karalar giymek : Siyahlara bürünmek, matem elbisesi giymek.

 

Karalar vilayeti : Sudan ve Zengibar ülkesi.

Karalar yarımyuvarı : Yeni Zelanda ve Fransa'nın batı kıyıları yakınında yer alan iki noktanın, kuzey ve güney eksenuçları olmaları varsayımına göre çizilen eşlekle oluşturulan iki yarımyuvardan karalar oranının en yüksek düzeyde olanı. bk. denizler yarımyuvarı.

Karalarbahşiş : İçel şehrinde, Anamur ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Karalarçiftliği : Balıkesir şehri, Gönen belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Karalargüneyi : Çorum şehrinde, Kâmil bucağına bağlı bir bölge.

Karaların kayma kuramı : Kıtaların yeğni ve sert sioldan yapılı olduğunu ve okyanusların altındaki daha ağır ve daha düz sima üstünde yüzer durumda bulunduğunu, bu yüzden kayarak yerlerini değiştirdiğini ileri süren kuram.

Karaların kayması : A. Wegener kuramına göre, kendisinden daha yoğun, kızgın, sıvı eriyik bir kat oluşturan "magma" üzerinde bir sal gibi yüzen karaların birbirinden uzaklaşması olayı.

Karalaştırma : Paslanmaz çelikleri, sodyum dikromat yunağında 400°C'da 15 dakika ısıtarak, yüzeyine kara renk kazandıran işlem.

Karalaştırma süreci : Çelik yüzeylere, güzel kara renkli bir görünüş kazandırmak için uygulanan ısıl işlem süreci.

Karalatmak : Karalama işini yaptırmak.

Karalayabilme : Karalayabilmek işi.

Karalayabilmek : Karalama imkânı veya olasılığı bulunmak.

Karalayıverme : Karalayıvermek işi.

Karalayıvermek : Çabucak karalamak.

Karalcık : Karartı, gölge.

Karaldı : Ev, yapı.

Karalgazi : Karaman ili, Kazımkarabekir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Karalı kağıt : Kara haber, ölüm bildiren belge, mektup.

Karalığı ağarmak : Rengini atmak, başka renge girmek.

Karalıh : Tanelerin içi kara tozla dolan bir çeşit tahıl hastalığı.

Karalıkölçer : Geçmede karalık ve yansımada karalık ölçmelerine yarayan bir tür ışıkölçer.

Karali : Karalı.

Karallı : Çankırı şehri, Kızılırmak ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

Karalmak : Göz kararmak, net görememek. Kararmak.

Karaloh : Siyahlık.

Karaltılamak : Hayvan ürkmeye hazırlanmak : Bu at çok karaltılar ama ürkmez. Korumak, saklamak. Kıskanmak.

Karaltılmak : Karanlıkta gizlenmek.

Karaltmağ : Gözden düşürmek, hor göstermek.

Karaltmak : Söndürmek. Büyü ile bir insanı diğer bir insandan soğutmak (batıl inanca göre). Karartmak.

Yansımada karalık : Bütün yansıma çarpanının tersinin ondalık logaritması. bk. iç optik yoğunluk, geçme karalığı.

Ağzı karalık : Ağzı kara olma durumu.

Aklı karalı : Akı ve karası olan.

Bahtı karalık : Bahtı kara olma durumu.

Gözü karalık : Gözü kara olma durumu.

Karalahana : Yaprakları koyu yeşil olan bir tür lahana.

Karalahana çorbası : Karalahana yapraklarının ince ince kıyılmasından sonra tereyağı, kuru fasulye, mısır yarması ve baharat ile pişirilmesiyle hazırlanan sulu bir yemek.

Karalama : Karalamak işi. Leke sürme, kötülük yükleme. El alıştırmak için çok tekrarlanarak yazılan yazı. Üstünde düzeltmeler yapılan, temize çekilmemiş yazı taslağı, müsvedde.

Karalama beyti : Mühür beyti.

Karalama defteri : Karalamaların yapıldığı defter, müsvedde defteri.

Karalamak : Boya ya da kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek. Hızlı ve acele olarak yazmak. Taslak olarak yazmak veya çizmek. Bir yazının üzerini çizerek onu geçersiz kılmak. Leke sürmek, kötülük yüklemek, iftira etmek.

Karalanma : Karalanmak işi.

Karalanmak : Karalama işi yapılmak. Kara duruma gelmek. Leke sürülmek, kötülük yüklenmek.

Karalayış : Karalama işi.

Karaleylek : Leylekgillerden, gagası aşağı doğru kıvrık, tüyleri kara, uzun bacaklı bir kuş, çeltik kargası (Ciconia nigra).

Karalı : Karası (II) olan. Üzeri kalemle karalanmış.

Karalık : Kara olma durumu. Karaya çalan leke.

Karaltı : Uzaklık ve karanlık sebebiyle kim veya ne olduğu seçilemeyen, belli belirsiz, koyu renkli biçim, silüet. Leke. Hafif karanlık.

Yüzü karalık : Yüzü kara olma durumu.

Diğer dillerde Karakurbağasıgiller anlamı nedir?

İngilizce'de Karakurbağasıgiller ne demek ? : toads