Blacked türkçesi Blacked nedir

  • Kirletilmiş.
  • Karartma.
  • Siyah.
  • Kara.
  • Kararmak.
  • Siyahi.
  • İftira atılmış.
  • Siyahlatmak.
  • İs.
  • Lekelendirilmiş.
  • Koyulaştırılmış.
  • Morartmak.
  • Karartılmış.
  • Siyah giysi.
  • Siyaha boyamak.

Blacked ile ilgili cümleler

English: I blacked out.
Turkish: Gözüm karardı.

English: She blacked out on seeing the scene of the accident.
Turkish: Kazayı görünce bayıldı.

English: I must have blacked out.
Turkish: Bayılmış olmalıyım.

Blacked ingilizcede ne demek, Blacked nerede nasıl kullanılır?

Blacked out : Bilgiyi gizlemek. Sahnedeki ışıkları kapatmak. Işıklar gitmek. Bayılmış. Bayılmak. Karartılmış. Elektrik kesilmek. Elektrikler kesilmek. Geçici olarak hafızasını kaybetmek. Işıklar kesilmek.

Lampblacked : İslenmiş. Kurumla kaplanmış. Lamba isi ile kararmış.

Blacken : Lekelemek. Karalamak. Kararmak. Siyahlaşmak. Leke sürmek. Siyahlatmak. Karartmak. Kötülemek. Kirletmek. Kara çalmak.

Blacken with smoke : Dumandan kararmak.

Blackened : İtibarı zedelenmiş. Kararmış. Karartılmış. İsli.

Blackener : İftiracı. İftira atan. Karalayan. Kötüleyen.

Blackest : Pis. Siyah. Kızgın. Kasvetli. Kara. Uğursuz. Zenci. Kötü. Morarmış. Karalayıcı.

Blackening : Demir tannat kararması. Kara renge bürünme; ışık alan fotoğraf plağının gittikçe koyulaşması. Kararma. Karalama. Karalaştırma. Karartma.

 

Blackeners : Karalayan. İftira atan. İftiracı. Kötüleyen.

Black alder : Cehrigiller (rhamnaceae) familyasından, 2-3 m yükseklikte, kabukları müshil olarak kullanılan ağaççıklar. ciğar. Barut ağacı.

İngilizce Blacked Türkçe anlamı, Blacked eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blacked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Afghan : Afganistan ile ilgili. (tığ veya şişle örülmüş) el örgüsü battaniye. Bir çeşit yün atkı veya battaniye. Afganca. Afganlı. Afganistanlı. Afgan.

Blackish : Karamsı. Siyahımsı. Karaca.

Land : Kara parçası. İniş yapmak. Alan. Karaya ayak basmak. Kişisel arazi. Vatan. İnmek. Aynı türden toprak parçası. Bir üretim faktörü olarak üretimin gerçekleştirildiği, korunabilen ancak yenilenemeyen, doğal kaynakları sağlayan ortamlardan biri. Arazi.

Becloud : Bulutlandırmak. İçinden çıkılmaz hale getirmek. Kaplamak. Zorlaştırmak.

Mackinaw : Oduncu ceketi. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Kısa iki düğmeli yün ceket.

Ebonized : Abanozlanmış. Siyahlaştırılmış. Siyaha boyalı (örneğin mobilya). (amerikan ingilizcesi) siyah renge boyanmış. Koyu renkliymiş gibi gösterilen (ebonised olarak da yazılır).

Colored : Taraflı. Renkli. Zenci. Boyalı. Etki altında kalmış. Boyanmış. Aldatıcı. Göz boyayıcı. Renklendirilmiş.

Negros : Negros adası. Orta filipinler'de bir ada. Fellah. Zenci.

Ebonised : Siyaha boyalı (örneğin mobilya). Abanozlanmış. Siyahlaştırılmış. Koyu renkliymiş gibi gösterilen (ebonized olarak da yazılır). (britanya ingilizcesi) siyah renge boyanmış.

 

Blacked synonyms : mackinaw blanket, become overcast, action, soots, ebon, empurples, blinded, empurpling, manta, maligned, blacken, darker, empurple, lamp black, bedimming, score off, dimming, dim, blacks, smeared, darkest, humiliates, bedims, get dark, darkens, smut, sable, value, shrouded, sables, darken, bruise, bedim.

Blacked zıt anlamlı kelimeler, Blacked kelime anlamı

Light : Açık (renk için). Açık (renk). Işık tutmak. Bilgisayar, fizik, uzay, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Bir görünçlüğün aydınlatılması için yönetmenin ışıkçılara verdiği komut. Yakmak. Yanmak. Aydınlatmak. Soba yakmak. Işıldamak.

White : Göz akı. Beyaz. Yumurta akı. Gözün beyaz kısmı. Soluk benizli. Beyaz ırktan olan. Sütlü kavhe. Solgun.

Whiten : Solmak. Beyazlaştırmak. Ağartmak. Ağarmak. Renk açmak. Beyazlatmak. Beyazlaşmak. Beyazlamak. Açmak (renk). Aklamak.