Karartma nedir, Karartma ne demek

  • Karartmak işi.
  • Savaş durumunda düşman uçaklarından korunma amacıyla ışıkları örtme veya söndürme biçiminde alınan önlemlerin bütünü

"Karartma" ile ilgili cümleler

  • "Karartma saati yaklaşıyordu, bir an önce evlerine varmalıydılar." - E. Atasü

Kimya'daki anlamı:

Cam yüzeyini yansımayan madde ile kaplayarak yüzeyden yansıyan ışık miktarını azaltma.

İngilizce'de Karartma ne demek? Karartma ingilizcesi nedir?:

blooming

Karartma kısaca anlamı, tanımı:

Karar : Bu yargıyı bildiren belge. Değişmez olma. Tam ölçüsünde, ne az ne çok. Değişmeyen, düzenli durum, düzenlilik, yöntemlilik. Türk müziğinde, taksim yaparken ana makama dönüş. Bir iş veya sorun hakkında düşünülerek verilen kesin yargı. Herhangi bir durum için tartışılarak verilen kesin yargı, hüküm.

Karartmak : Rengini karaya çevirmek, esmerleştirmek, siyahlaştırmak. Karanlık duruma getirmek. Işığı kısmak veya örtmek. Kötü bir duruma getirmek.

Enseyi karartmak : Ümitsizliğe kapılmak, karamsarlığa düşmek.

Gönlünü karartmak : Yaşamaya karşı sevgi ve isteğini azaltmak.

Gözünü karartmak : Bir işe atılırken hiçbir şeyden çekinmemek.

İçini karartmak : Bunalıma veya sıkıntıya sokmak, endişeye düşürmek.

Ruhu karartmak : Sıkıntıya sokmak, bunaltmak.

 

Yüzünü karartmak : Birine sinirlenerek somurtmak.

Savaş : Devletlerin diplomatik ilişkilerini keserek giriştikleri silahlı mücadele, harp, cenk, cidal. Bir şeyi ortadan kaldırmak, yok etmek amacıyla girişilen mücadele. Uğraşma, kavga, mücadele.

Durum : Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır.

Düşman : Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.). Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse.

Uçak : Kanatlarının altındaki havanın yaptığı basınç yardımıyla yükselip ilerleyebilen motorlu hava taşıtı, tayyare.

Korunma : Korunmak işi.

Işık : Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk.

Örtme : Üstü kapalı, önü açık yer. Örtmek işi. Başörtüsü.

Karartma lambası : Edilgen korunma karartması için, parıltısı az ve ışığı çoğu zaman doğrultulu olan lamba.

Diğer dillerde Karartma anlamı nedir?

İngilizce'de Karartma ne demek? : n. darkening, blackout, dim out, obscuration

Almanca'da Karartma : n. Verdunkelung

Rusça'da Karartma : n. затемнение (N)